‘Barajlar katliam kadar tehlikelidir’

‘Barajlar katliam kadar tehlikelidir’

BÖLGEDE çatışmalar nedeniyle Tunceli’de yüzlerce köy boşaltılırken, geride kalan köyler ise, Munzur Vadisi’nde ...


BÖLGEDE çatışmalar nedeniyle Tunceli’de yüzlerce köy boşaltılırken, geride kalan köyler ise, Munzur Vadisi’nde yapılması planlanan 14 baraj ve HES nedeniyle boşaltılma tehlikesiyle karşı karşıya. Köy yaşantısı dışında kentlerde yaşayamayacaklarını söyleyen Ovacıklı köylüler, en büyük katliamın barajların getireceği katliam olacağını söyledi.
Kimisi 70 yıl, kimisi ise 80 yılını köyde geçiren yurttaşlar göç ve toprak özlemi yaşatan enerjinin kurbanı olmak istemediklerini söyledi. Çatışmalı ortam nedeniyle köyleri boşaltılmasa da her bir ailenin yaşamını yitirmiş ve tutukluları bulunurken, 1938 göçünü tekrar yaşamak istemediklerini kaydediyor.
‘EVLAT ACISINDAN SONRA YURT ACISI’
Bölge’de yaşanan çatışmalı ortamdan bir çocuğunu kaybeden Ovacık’a bağlı Ziyaret köyünde oturan Fatma Aydoğan (80), evlat acısından sonra köylerini terk etmekle yüz yüze kaldıklarını söyledi. Tunceli halkının 1938 yılından buyana acılara maruz bırakıldığını söyleyen Erdoğan, devletin kendilerini de enerji kurbanı edeceğini ifade ederek, “1938 Dersim Katliamı’nda birçok akrabamı kaybettim. O zaman akrabalarım bu topraklardan sürgün edilmişlerdi şu an da bizi baraj bahanesiyle kentlere sürgün edecekler. Bizi enerji kurbanı etmesinler, biz köyümüzün dışında yaşayamayız. Bize yaşattıkları evlat acısı yetmiyormuş gibi şimdide barajlarla vatanımızı sulara gömecekler. Bizden ne istiyorlar? Zaten evlat acısını bize yaşattılar barı bıraksınlar acımıza bir acı da katmasınlar” dedi.
‘GİDECEK YERİMİZ YOK’
Ovacık’ta bulunan dağlık köyleri çatışmalar bahane edilerek boşaltıldığını dile getiren Gülizar Ekici (70), ovada kalan köylerinde barajlarla sular altında bırakılacağını ifade etti. Köyleri baraj sularıyla yok edildiği takdirde hiçbir yere gitmeyeceklerini kaydeden Ekici, “Ninelerimiz, dedelerimiz, amca, dayı, teyze ve halalarımızı göremedik. Çünkü ya süngülerle öldürüldüler, yada sürgün edildiler. 1990’lı yıllarda bu kez çatışmalı ortam nedeniyle bir kısmını Dersim dışına ittiler. Şimdi sıra bize geldi. Kesinlikle biz köylerimizi hiçbir şekilde terk etmeyeceğiz” 1999 yılında çatışmada bir oğlunu kaybettiğini ifade eden Ekici, tüm acılara rağmen doğup yaşlandıkları topraklarında kalmakta ısrar edeceklerini şu sözlerle dile getirdi; “Çok büyük acılar yaşadık, halen insanlar ölüyor biz kimsenin ölmesini istemiyoruz. Bende çocuğumu çatışmada kaybettim yüreğim yanıyor bunun üzerine eğer köylerimizde sular altında kalırsa dahi gitmeyeceğiz çünkü gidebileceğimiz ne yerimiz var nede yurdumuz” diye konuştu.
‘EN TEHLİKELİ KATLİAM BARAJ KATLİAMIDIR’
Barajlar nedeniyle Tunceli coğrafyası gibi köyleri de büyük zarar göreceğini söyleyen Yeşilyazı (Zeranik) köyünde oturan Hasan Toprak, en büyük katliamın barajların getireceği katliam olacağını dile getirdi. Sessizce yapılan barajlara karşı sessiz kalındığına işaret eden Toprak, Ovacık bölgesinin Milli Parkı sınırında olmasına rağmen yapıldığını belirterek, “Bence barajlar silahla yapılan katliamdan daha çok tehlikelidir. Çünkü bu barajlar sadece insanları yok etmeyecek bu coğrafyaya ait ne varsa hepsini birden içine alarak boğacaktır. İnsanlar yerini yurdunu terk edecek, yaşadığı kültürü, dili ve inancı kendisiyle birlikte katledilmiş olacak, bu coğrafyada yaşayan tüm canlılar, ziyaretler, bitkiler, pınarlar, taşlarımıza kadar hepsini yok edecekler. En büyük katliam baraj katliamı olacaktır” diye konuştu. (Dersim/DİHA)
Ferhat Arslan
www.evrensel.net