Sınav zamanı saldırıları

Sınav zamanı saldırıları

Muğla’da geçtiğimiz günlerde ve daha öncesinde yaşanan ülkücü saldırıların nedense hep sınav ve vize dönemlerine denk geldiği söyleniyor.


Muğla’da geçtiğimiz günlerde ve daha öncesinde yaşanan ülkücü saldırıların nedense hep sınav ve vize dönemlerine denk geldiği söyleniyor. Olayların ardından üniversite yönetiminin devreye girerek, birçok öğrenciye uzaklaştırmadan ilişik kesmeye kadar çeşitli cezalar yağdırdığı belirtiliyor. Öğrenciler, bu durumun kendilerinin politika yapılan alandan uzaklaştırılması planı olduğu görüşündeler. Üniversite gençliğinin akademik demokratik mücadelesinin yükselmesi ve buna paralel olarak ülkücü-faşist hareketin güç kaybı yaşaması da bu saldırıların nedenleri arasında sayılıyor.
MUĞLA’DA KÜRT ESNAF OLMAK
Muğla’da, aralarında İHD’nin de yer aldığı birçok sol-sosyalist parti ve derneğin bulunduğu Eren Oğuz İş Merkezi’nin her iki köşesinde polis arabaları konuşlanmış durumda. Polis otobüslerinde oturan hazır kıta Çevik Kuvvetlerin yanı sıra cadde üzerindeki kafelerde de oturan çok sayıda resmi-sivil polis memuru göze çarpmakta.
Bu kırmızı bina zaman zaman polislerin baskınlarına da uğramış. Binada işyerleri bulunan Kürt kökenli esnaflar, yıllardır bakışlardaki tacizleri göğüslemek durumunda kaldıklarını anlatıyorlar. Buradaki esnaflar da üniversite öğrencilerine dönük saldırıların zamanlamasının hep belli dönemlere denk geldiği, bunların da vize ve final dönemleri olduğu tespitinde bulunuyorlar.
Bölgede yaşanan çatışmaların artması ya da eksilmesinin kentteki gerginliği de belirlediğini söyleyen bir esnaf, “Dağlıca olayının gerçekleştiği sıralar, ev tutmak için yanımda Muğlalı bir kişiyle görüştüm. Ev sahibinin bana ilk sorusu ‘Yüksekovalı mısın’ oldu. Doğrudan Dağlıca’yı akla getiren bu soru sonrasında zaten ev işi orada bitmişti” sözleriyle anlatıyor yaşadığı bir olayı.
EMNİYETİN İHMALİ VAR
Muğla’nın dışında kalan ama kentteki gelişime paralel olarak kentin bir mahallesi haline gelen Kötekli Mahallesi, üniversite kampüsü, yurtları ve öğrenci evlerinin bulunduğu bir öğrenci kenti haline gelmiş. Olayların ikinci günü buradaki birçok işyerinin camları kırılmış. Daha önce de işyerine benzer saldırılar olduğunu söyleyen Neşem İnternet Kafe ve Çamaşırhane’nin sahibi Mehmet Adıgüzel, silahlarla taranan işyerine yapılan bu saldırının hepsinden büyük olduğunu belirtiyor. Doğu kökenli olması nedeniyle çeşitli baskılara ve saldırılara uğradığını anlatan Adıgüzel, Muğla halkının bu saldırılarla ve saldırganlarla bir ilgisi olmadığını söylüyor. Adıgüzel, işyerinin camlarına ve duvarlarına isabet eden kurşun deliklerini göstererek, “Beni buradan kaldırmak istiyorlar. Biz ekmek derdindeyiz” diyor.
Aynı cadde üzerinde bulunan Yeni Bakkal’ın sahibi Arif Gecegider de yaşananları “Anlamsız olaylar” olarak niteliyor. Muğlalı olduğunu, Kürtlerle bugüne kadar hiçbir sorunu bulunmadığını belirten Gecegider, “Ben doğuda askerlik yaptım. Kürt kökenli asker arkadaşım yanı başımda vurulup şehit oldu. Bu ülke hepimizin” diye konuşuyor. Gecegider, dükkanındaki zararın karşılanacağına dönük Muğla valisinin söz verdiğini söylüyor.
Takılnet İnternet Kafe’yi işleten Ferda Altay ise 2 yıldır kafeyi işlettiklerini, başlarına ilk kez böyle bir olay geldiğini anlatıyor. Pastacılık yaptığını söyleyen İbrahim Paydaş ise olayların kız meselesi nedeniyle çıktığı ama Kürt-Türk çatışmasına çevrildiği görüşünde. Kötekli’deki olaylarda Türk bayrağı asılan evlere saldırıldığını ileri süren Paydaş, bu davranışın kriz tohumları attığını söylüyor.
MAHALLEMİZDE HERKES KARDEŞTİR
Köstekli Mahallesi Muhtarı Mehmet Baştuğ ise Türk, Kürt tüm öğrencilerin bu ülkenin gelecekleri olduğunu belirterek, “Bu tür olayların hiç olmaması lazım. Bizim mahallemizde herkes birbirinin kardeşi. Tüm öğrenciler bizim çocuklarımız. Ben mahallede meydana gelen son olaylarda emniyetin yetersiz kaldığını düşünüyorum. Olayların olacağını bile bile neden gerekli önlemleri almadılar” sorusunu ortaya atıyor.
Muhtar Mehmet Baştuğ’un, polislerin ihmaliyle ilgili son sözleri, oradaki isim vermek istemeyen bir özel güvenlikçi tarafından da doğrulanıyor: “Ben akşam olay çıkacağını görerek arabamı cadde üzerine koymuyorsam, polis de bunu biliyordur. Buna rağmen olayın başladığı anda sadece 10-15 polis vardı burada. Bir saat sonra yüz polis daha geldi ama olan olmuştu o zamana kadar.” Polisin, gündüz bazı esnafları, ‘Akşam işyerlerinizi açmayın, olay çıkacak’ diye uyardığı iddiaları da dile getiriliyor.
POLİS, AVUKATLARA DA KÖTÜ DAVRANDI
Muğla Tarım Orkam-Sen Şube Başkanı Tahsin Atak, Muğla’da etkin kökene dayalı bir ayrımcılık yaşanmadığını belirtirken, olayların üniversitenin bahar şenliklerine denk gelmesini de anlamlı buluyor. Bu arada üniversite yönetimi, yaptığı açıklama ile bu yıl bahar şenliklerinin yapılmayacağını duyurdu.
İki gün boyunca yaşananların ardından gözaltına alınan öğrencileri savunmak için gelen İzmir, Denizli ve Muğla Barosu’na bağlı 5 avukattan birisi olan Fatma Gül Başar, gözaltına alınan öğrenciler kadar bunları savunmak isteyen avukatların da polis şiddetine ve baskısına uğradıklarını anlatıyor. Gözaltına alınan öğrencilerin avukatı olduklarını söylemelerine rağmen gece yarısı 02.30’a kadar Muğla Emniyet Müdürlüğü’ne alınmadıklarını anlatan Başar, bunun yasalara aykırı olduğunu belirtiyor.
Öğrencilerin olaylar sırasında değil sonrasında evleri basılarak gözaltına alındığını ve bu sırada darp edildiğini aktaran Başar, öğrencilerin emniyette yapılan muayenesinin de usulüne göre yapılmadığı görüşünde. Başar, “Bize gösterdikleri kimlik teşhisinin olanaksız olacak şekilde çekilmiş flu bir fotoya ve ellerinde olduğunu söyledikleri bir CD’ye dayanarak iki öğrenci mahkemece tutuklandı. Tutuklama gerekçesi ise gözaltına alınırken polise direnme. Bu suçtan ceza alınsa bile zaten erteleniyor. Öğrencilerin tutuklanmasını gerektirecek bir suçlama değil” diye konuşuyor.
(Muğla/EVRENSEL)

GENÇLİK HAREKETİ YÜKSELİNCE

İHD Muğla Şubesi Başkanı Kerim Değirmen de eylemlerin sınav zamanına denk gelmesini anlamlı bulunlar arasında. Değirmen, “17 yıldır Muğla’dayım Kürtlere yönelik bir tepkiyi duymadım bile. Başka yerlerde oldu ama Muğla’da hiç yok böyle bir olay. Olayların ardında bazı çevrelerin siyasi rant beklentisi var bence” dedi. Sosyalist Parti Muğla Temsilcisi Hayri Sucu ise 2005 yılında da benzer olaylar yaşandığını aktararak, “Faşist hareketin güç kaybettiği, ayaklarını altındaki zeminin kaydığını hissettikleri anlarda mafya kılıklı insanları öne sürüp Kürt-Türk çatışması yaratmak istiyorlar” diyor. EMEP Muğla İl Başkanı Sinan Cem Kaya da, 2005 yılında Emek Gençliği’nin kentte kitleselleştiği bir dönemde de yoğun ülkücü saldırılar yaşandığını ve ardından üniversitede disiplin cezalarının gündeme geldiğini hatırlatıyor. Son 1 Mayıs’taki üniversite gençliğinin kitleselliğinin ve disiplininin bu kesimleri harekete geçirmiş olabileceğini belirten Kaya, bu saldırılarla gençliği politikanın dışına itme, Muğla halkını da Kürtlere karşı kışkırtma amacı taşındığını söylüyor. Yapılan saldırılarda hep belli isimlerin ön plana çıktığına dikkat çeken Kaya, buna rağmen bu kişiler hakkında herhangi bir işlem yapılmamasının ülkücülerin polisle iş birliğinin açık kanıtı olduğunu kaydetti.

MEMUR VE ÖĞRENCİ KENTİ

Muğla, küçük ve derli toplu bir kent. Bütün kurumlar birbirine yürüyüş mesafesinde. Aras Dağı’nın güney eteklerinde, Eski Muğla denilen Saburhane Mahallesi eski ile yeniyi birleştirmiş. Muğlalıların hemen hemen bütün basın açıklamalarını yaptıkları Sınırsızlık Meydanı, Güneydoğu’da 33 Kürt kökenli vatandaşın kurşuna dizilmesi olayının sorumlusu Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın adının verildiği büyük bir iş hanının yanı başında bulunu yor. Meydanın köşesinde “Burası Sınırsızlık Meydanı. Eğer düşünüyorsan, söyleyecek sözün varsa ve yüreğin yetiyorsa, susma konuş” yazıyor. Marmaris, Bodrum, Fethiye, Datça gibi ülkenin en önemli turizm merkezlerinin bağlı olduğu kentte, turizme önem verilse de kent daha çok memur ve öğrenci kenti olarak tanımlanıyor.
www.evrensel.net