Hey Tekstil’de işçinin sabrı taşınca...

Güneşli’de bulunan Hey Tekstil’de ücretlerin sürekli geç ödenmesi işçilerin sabrını taşırdı.


Güneşli’de bulunan Hey Tekstil’de ücretlerin sürekli geç ödenmesi işçilerin sabrını taşırdı. Bu ayın 5’inde alınması gereken ücretlerin de verilmemesi üzerine iş bırakan işçiler, ücretlerini aldılar. İşçiler kriz gerekçesiyle 2 yıldır ücretlerini zamanında alamıyordu. Eylem üzerine patron, bundan sonra ücretlerin düzenli ödeneceğini açıklamak zorunda kaldı.
1500 işçinin çalıştığı Hey Tekstil’de 2 yıldır ücretlerin geç ödenmesi işçilerin sabrını taşırdı. Mayıs ücretlerinin de geç ödenmesi üzerine dikimhane ve ütü paket bölümlerinde çalışan 250’ye yakın işçi, makineleri kapatarak iş bıraktı. İşçiler nasıl iş bıraktıklarını şöyle anlattılar: ”Sabah işbaşı yaptığımızda hepimiz artık iş bırakmalıyız diyorduk. Saat 11.00’de iş bıraktık. Ücretlerimizin ödenmesi için başka çaremiz kalmamıştı.”
ÖNCE PERSONEL MÜDÜRÜ GELDİ
İşçiler makinelerini kapatıp işi durdurunca, ilk önce Personel Müdürü Sinan Yıldırım’ın hakaretleri ile karşılaşmışlar. “Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Ekmek yediğiniz yere ihanet ediyorsunuz. İşinize gelirse çalışın gelmezse gidin” diye bağıran Yıldırım, fabrikanın güvenlik görevlilerini çağırıp “İşine gelmeyenleri dışarı atın” talimatı verince, işçilerin öfkesiyle karşılaşmış; işçilerin artan tepkisi üzerine Hey Tekstil patronu Süreyya Bektaş, dikimhanede işçilerinin yanına gelmiş.
PATRON DA İKNA EDEMEDİ
Dikimhanede açıklama yapan Bektaş’ın ilk sözünün ‘Kriz var’ olduğunu söyleyen işçiler, artık bu sözlere inanmadıklarını da belirtiyorlar. Bektaş’ın “Eskiden bir tişörtü 3 avroya dikiyorduk, şimdi 1 avroya dikiyoruz” sözleri üzerine işçiler, “Biz günde binlerce tişört üretiyoruz ama bir gün boyunca sadece bir tişört parasına çalışıyoruz” diyerek Bektaş’a cevap verdiklerini anlatıyorlar.
Hey patronunun, “Biz yurtdışına çalışıyoruz ve yurtdışında kriz hâlâ devam ediyor. Çok rakibimiz var, bizimle uğraşıyorlar, onun için işimize sahip çıkmalıyız” diyerek işçileri ikna etmeye çalışması da sonuç vermeyince, ücretlerin gecikmeli ödeniyor olması şöyle açıklanıyor: “Ben devletten belli bir para alıyorum ve aldığım bu paradan sizlerin ücretini otomatik ödemeye bağladım. Devlet bana düzenli ödemediği için ben de düzenli ödeyemiyorum.” İşçiler, “Hey Tekstil büyüdükçe büyüyor” deyince, Bektaş, “Biz büyümek istemiyoruz, ancak dışarıda işsizlik çok olduğu için devlet bize yeni fabrikalar açmamız için teklifte bulunuyor. Biz de işsizlere iş imkanı sağlıyoruz” diyor.
İşçiler, patronun ‘Kriz var etkilendik’ sözlerine “Ömrümüz bitti kriz bitmedi, bizim iki ikramiyemize el koydunuz, yine de zararınızı karşılamadı, kendiniz yeşeriyorsunuz biz işçileri öldürüyorsunuz” dediklerini ifade ediyorlar. Patronun açıklamasının ardından kimi işçiler, “Evime icra geldi Süreyya Bey, haberiniz var mı?” derken, kimi işçiler de kira ve fatura borçlarını, kredi kartı borçlarını ödeyemediklerini söylediklerini belirtiyorlar.
İşçilerin kararlı duruşu karşısında Bektaş, artık ücretlerin her ayın 15’inde düzenli olarak ödeneceğini açıklamak zorunda kalıyor.
İşçilerle baş edemeyen Süreyya Bektaş, çareyi işçilerin ücretlerini ödemekte buluyor. Devletten para gelmediği için ücretleri ödeyemediğini söyleyen Hey Tekstil patronu, işçilerin kararlı tutumu karşısında aynı gün bütün işçilerin ücretini ödüyor.
TEMSİLCİLER PATRONLA KONUŞTU
“Birleşince hakkımızı alıyoruz” diyen Hey tekstil işçileri, patronları ile yaptıkları toplantıda işçi temsilcilerinin de işlerini iyi yapamadıklarını belirtiyorlar. Bunun üzerine bir kez daha geri adım atan Bektaş “Kimi istiyorsanız seçin” diyor. İşçiler, düşündükleri arkadaşlarını öneriyorlar. Üç işçinin önerildiği işçi temsilciliği seçiminde, bir işçi 216 işçi arkadaşının el kaldırmasıyla en yüksek oyu alarak seçiliyor.
İş bırakmanın ardından fabrikadaki tüm işçiler ücretlerini alırken, iş bırakan bölümlerde çalışan işçiler, diğer bölümlerdeki arkadaşlarını birlikte hareket etmeye çağırdılar.
(İstanbul/EVRENSEL)
Arife Onat
www.evrensel.net