BASIN TURU

İran üzerindeki yaptırımların yeni raundu, İran siyaseti üzerinde önceki üçünde olduğundan daha fazla bir etki oluşturacağa benzemiyor.


İran üzerindeki yaptırımların yeni raundu, İran siyaseti üzerinde önceki üçünde olduğundan daha fazla bir etki oluşturacağa benzemiyor.
Batılı diplomatlar, Güvenlik Konseyi’nin son tedbirleri kabul etmesinden yalnızca saatler önce, bu yaptırım kararlarının son olmayacağını ifade ediyorlardı. Bu, İran’ın yapacaklarını görmek için bekleyeceğimiz daha fazla ay, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’ndan daha fazla gözlem ve rapor, daha fazla yaptırım üzerinden yeni anlaşmalar getiriyor.
Diplomatların bazı aşamalarda diplomatik yollardan çözüm umut etmenin gerçekçi olmadığını kabul etmelerine rağmen, bu durum İran’ın nükleer santrallerine bir saldırı olasılığının masada olmadığına işaret ediyor.
Öyleyse seçim, İran’ın geliştirdiği şey ne olursa olsun (aktüel bomba yapmanın dışında olabilir) kabul etmekle askeri harekat yapmak arasında olacak.
Rusya ve Çin’in, metinde İran’ın petrol ve gaz endüstrisine dair yaptırım uygulanmasına karşı çıkması Washington, Londra, Paris ve Berlin’de, pek de sürpriz olmayan bir hayal kırıklığı yarattı. Anlaşma şansları sıfırdı. Her ikisinin de İran petrol ve doğal gazında çıkarları bulunuyor ve İran’ı stratejik bir tehdit olarak görmüyorlar.
ABD’nin mecliste, önemli seviyede İran petrolü ve gazına yatırım yapan şirketlerin ABD’de işletim yapmasını yasaklayan yasayı geçirmesi beklentisinin asıl nedeni bu. Aynı zamanda İngiltere hükümeti de Avrupa Birliği’ne İran bölgesine yatırım yapılmasını kısıtlayıcı önlemler alması yönünde baskı yapıyor.
Bu, Batılı hükümetlerin enerji kaynaklarının yeni hedef olabileceğine dair umutlarını gösteriyor. Son kararda, İran’ın ‘nükleer santralleri yaygınlaştırmaya duyarlı’ aktiviteleri için kullanılan gelirlerinin çoğunluğunun enerji sektöründen sağlandığından bahsedilmesine dikkat çekiyorlar. Bunu dayanak noktası olarak alabileceklerini umuyorlar.
Bütün bu hesaplar; eski ve yeni yaptırımların İran’ın nükleer ve balistik füze yapım çalışmalarını yavaşlatabilecekken, ne İran’ı durdurmuş ne de durumunda bir yumuşamaya yol açabilmiş halde olduğunun kabulüyle yapılıyor.
İran Güvenlik Konseyi’nin taleplerini reddetti ve uranyum zenginleştirmesine devam edeceğini ama nükleer silah üretmeyeceğini söyledi.
Yaptırımların başarısızlığa uğramasının iki nedeni var..
Birincisi İran’ın can alıcı ekonomik çıkarlarını hedef almamaları ve İran’ın her durumda kendisini kurtaracak bahaneler geliştirmekte olması.
İkincisi, İran hükümeti, nükleer çalışmalarına devam etmesi halinde elde edeceği siyasi faydanın, sınırlı ekonomik faydadan daha önemli olduğunu düşünüyor. Aslında, yaptırımlar onun destekçilerini etrafında toplayacak başka bir bayrak.
Yeni kararlar, İran’ın nükleer ya da balistik füze teknolojisini elde etmesini durdurmayı önceki teşebbüslerine eklemeyi amaçlıyor. Hedefler şunlar;
- İran’a tank, savaş gemisi, savaş helikopteri ve füzeyi içeren ağır silahların desteğinin yasaklanması,
- İran bankaları ve iş adamlarıyla devrim muhafızları üyelerinin de içinde bulunduğu İranlı kişilerle anlaşma yapma yasağının sıkılaştırılması,
- Devletlerin şüpheli gemi veya uçak aramalarına olanak sağlanması.
Sorun, gerçekten etkili yaptırımlardan kaçınılmış olması. En hasar verici tedbir İran’a işlenmiş petrol ürünlerinin satışının ve petrol ve gaz endüstrisine yatırım yapılmasının yasaklanması olurdu. İran petrol fazlalığının birikmesine rağmen, kendi kullanımına yetecek kadar petrol damıtımı sağlayamazdı. Washington kaynaklı bir izleme grubu olan Iran Watch, Nisan’da İran Cumhuriyeti Deniz Yolları’nın geniş kapsamlı bir çalışmayla gemilerini yeniden etiketlediğini, isimlendirdiğini ve yeni müdürlerle yeni sahipler verdiğini kısaca yeni kimliklere büründürme işini üstlendiğini rapor etti. Iran Watch, ABD’nin kara listesinin bu değişiklikler ışığında yenilenmediğini, yani İran tarafından çok küçük bir çabayla aldatılabildiğini belirtmişti. New York Times bu meseleyi, nasıl yapıldığına dair ayrıntılı bir belge ile takip etti.
Bütün bunların sonucu, Güvenlik Konseyi yaptırımlarının, önemli olan konseyin birliğinin korunması gerekçesiyle en geniş paydada kalmaya eğilimli olması. Ne kadar çok birlik, o kadar az yaptırım. Bu, ABD meclisinin 1995’te yürürlüğe koyduğu örtülü ticaret yasağına ek olarak kendi tedbirlerini almasını da açıklıyor. ABD ve Avrupa Birliği tarafından gelen bireysel şirketlerin İran’la ticareti kesmesi baskısı BM’nin etkisine oranla tamamıyla daha ekonomik bir etki olabilir. Ama yine de, İran yerinden kıpırdayacak mı?
Paul Reynolds

Çeviren: Nilgün Yelpaze
www.evrensel.net