‘Bu sendikanın asıl sahipleri biz işçileriz!’

Çemen Tekstil işçileri, “Toplusözleşme masasında bizi sattılar” dedikleri DİSK/Tekstil Genel Sekreteri Muzaffer Subaşı ve Gaziantep Şube Başkanı İbrahim Karaca’nın peşini bırakmıyor.


Çemen Tekstil işçileri, “Toplusözleşme masasında bizi sattılar” dedikleri DİSK/Tekstil Genel Sekreteri Muzaffer Subaşı ve Gaziantep Şube Başkanı İbrahim Karaca’nın peşini bırakmıyor. Sendikaya gelerek yapılanların hesabını soran işçiler, Subaşı ve Karaca istifa edene ve sendikada mücadeleci anlayış hakim olana kadar mücadelelerinin süreceğini duyurdular. İşçiler, genel merkez yöneticilerini ve diğer şube başkanlarını da göreve çağırdılar.
Sendika yöneticilerinin gerekeni yapmaması ve kendilerini engellemesi nedeniyle büyük mücadelelerle elde ettikleri yetkinin Öz İplik-İş’e geçtiğini dile getiren işçiler, tepkilerini dile getirmek için bir haftadır her gün sendika binasına geliyordu. İşçiler önceki gün de Subaşı ve Karaca’nın istifa talebini içeren ve altında sendika üyesi bütün Çemen Tekstil işçilerinin imzasının bulunduğu metni kamuoyuna açıkladı. Sendika binasının kapısına “Bu sendika işçilerin, işçi tüccarı Muzaffer Subaşı ve İbrahim Karaca giremez” yazısı asan işçiler, daha sonra sendika binasına girdiler. Muzaffer Subaşı’nın sendika binasının duvarlarında asılı bütün resimlerini yırtarak yerlere atan işçiler, “Bu adamın resimlerinin yeri sendika binası değil ayakların altıdır” dediler.
MÜCADELE
ETTİK KAZANDIK
İşçilerin imzaladığı metni işçiler adına Erol Tamer okudu. Tamer, “İşçiyi sata sata DİSK/Tekstil Sendikası’nı bitme noktasına getiren Muzaffer Subaşı ve onun sözünden çıkmayan İbrahim Karaca, en son biz Çemen işçilerini de satıp ekmeğimizle oynadı” dedi. Çemen işçileri olarak sendikalı olmak için kahramanca mücadele verdiklerini, her türlü zorluğa ve baskıya karşı direndiklerini anlatan Tamer, sendikacıların geri, işçilerin birliğini bozmaya ve direnişlerini kırmaya yönelik tutumlarına rağmen her seferinde yeni atılımlar yaparak birliklerini koruyup mücadeleyi kazandıklarını hatırlattı. Tamer şöyle devam etti: “Ama başta Muzaffer Subaşı olmak üzere sendika yöneticilerimiz masa başında üç aylık sözleşme imzalayarak bizi sattılar” diye konuştu.
GENEL
MERKEZE ÇAĞRI
İşçilerin, sözleşme imzalanıp işbaşı yaptıktan sonraki süreçte sendika yöneticilerinin kendilerini gözden çıkarmış olmasına rağmen mücadeleyi bırakmadığını ve yeniden yetki alabilmek için gerekli her şeyi yaptığını dile getiren Tamer, bu süreçte sendika yönetiminin bir şey yapmak bir yana, işçilerin yapmak istediği çalışmaları engellemek için her yolu denediğini ve işçilerin birliğini bozacak taktikler izlediğini belirtti. Tamer, “Bütün bunlar sonucunda fabrikada sendikanın yetkisi düştü. Biz de açıktan işçilere ihanet eden, işçilerin direnerek kazandıkları bir grevi masa başında satan, işçiye sahip çıkmayan, bu iş birlikçi, işçi tüccarı sendikacıları artık sendikamızda istemiyoruz. Bu sendikanın asıl sahipleri biz işçileriz” diye konuştu. DİSK/Tekstil genel başkanı, genel merkez yöneticileri ve diğer şube başkanlarına da seslenen Tamer, şöyle devam etti: “Eğer bu sendikaya ve işçilere namusunuzla sahip çıkmak istiyorsanız, eğer sizde bizi satanlarla aynı zihniyete sahip değilseniz, bize ve sendikanıza sahip çıkın. Bu ihanetçi, işçi tüccarı sendikacıların işlediği suça sessiz kalmayın ve görevinizi yapın.”
İŞÇİLER TEPKİLERİNDE HAKLILAR
İşçilerin tepki gösterdiği ve basına açıklama yaptığı sırada orada bulunan Şube Başkanı İbrahim Karaca da işçilerin istifasını istemeleriyle ilgili olarak “İşçi arkadaşların tepkilerini ve taleplerini haklı buluyorum. Ben zamanında merkez yöneticilerimizi bu sorunların yaşanacağı konusunda uyarmıştım. Ama benim uyarılarım dikkate alınmadı. İşçiler benim yöneticilere yaptığım uyarılardan habersiz oldukları için beni de suç ortağı olarak görüyorlar. Bu yüzden tepkilerinde haklılar” dedi.
(Gaziantep/EVRENSEL)
Abdullah Çiloğlan
www.evrensel.net