8 Temmuz 2010 01:00
Barış ve Demokrasi Partisinin, kendisinden önceki Demokratik Toplum Partisi gibi demokratik özerklik projesini savunması doğal ki, şaşırtıcı gelmiyor topluma. Aynı nehrin suları yeşertiyor partileri. Baskı rejimi bireyleri, toplulukları, örgütleri önlem almaya mecbur bırakıyor. Hayatta kalmanın siyasi partiler açısından bugünkü Türkiyede hayatta kalmanın yollarından birisi de yedek parti oluşturmak oluyor. Seçim barajları da böyle oluyor. Sistem yüzde on barajıyla esas olarak Kürtleri sistemde temsilden yoksun bırakmak istiyor. Kürt politikacılar bu durumda bireysel olarak seçimlere girme ve sonra da partileşme ya da bir partide bir arada olma yolunu izliyorlar. Seçenek bu. Sisteme kalsa Kürtlerin yasal temsilcileri Mecliste yer almamalı. O nedenle bugün Kürtlerin parlamentoda bulunması sistemin değil, sistemin çıkardığı engelleri aşan Kürt halkının başarısıdır. Kürt dinamiğinin demokratikleşmeyi zorlamasının yeni bir boyutunu demokratik özerklik projesinde göreceğiz. Sunulan projeyi benimseyip benimsememe ayrı bir konudur. Sadece bölge açısından değil Türkiyenin bütünü açısından yerelleşmeyi ve yerelleri güçlendirmeyi hedefleyen bir çalışma. Türkiye genel demokratikleşme sürecini bir parçası olarak yakın gelecekte idari yapısında revizyona gidecek. En başta da yerel yönetimler reformunu bir adım ileriye götürecek. Bu konunun tartışılması gerekiyor ve bu vesile ile tartışılacak. Burada tek engel, böyle durumlarda işin esasını tartışmak yerine konunun ülkeyi bölme parçalama ve terör örgütü bağlantısı çerçevesinde ele alınması eğilimidir. Genellikle böyle yapılıyor. Tartışma ortamı ortadan kaldırılıyor.
Demokratik özerklik projesi, görebildiğim kadarıyla Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartından esinlenmekte. Şartı Avrupa Konseyi hazırladı ve 1985 yılında imzaya açtı. Türkiye Şartı 1988 yılında imzaladı. Şart, 3723 sayılı AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN ile onaylandı. Ve kanun 21 MAYIS 1991 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandı. Bakanlar Kurulunun onay kararı da 3 ekim 1992 tarihli Resmi Gazetede yayınlandı. Yürürlük tarihi de 1 nisan 1993 olarak belirlendi.
3723 sayılı Kanunun 1. maddesi şöyle der:
Madde 1- Avrupa Konseyi çerçevesinde hazırlanan ve Türkiye tarafından 21.11.1988 tarihinde Strasburgda imzalanan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 12 nci maddesinin 1 numaralı fıkrasına göre;
a) 2 ve 5 inci maddelerinin,
b) 3, 7 ve 8 inci maddelerinin 1 ve 2 numaralı fıkralarının,
c) 4üncü maddesinin 1, 2, 3, 4 ve 5inci numaralı fıkralarının,
d) 6ncı maddesinin 2 numaralı fıkrasının,
e) 9uncu maddesinin 1, 2, 3, 5 ve 8 numaralı fıkralarının,
f) 10uncu maddesinin 1 numaralı fıkrasının,
Kabul edilerek onanması uygun bulunmuştur.
Şart 18 maddeden oluşuyor. Türkiyenin tarafı olmadığı diğer maddeler 4/4, 6/1, 7/3, 8/3, 9/4, 6.7, 10/2.3 ve 11. maddedir. Bu maddelerde ve fıkralarda düzenlenen konuların katılımcılık ilkesiyle, vesayet konusuyla, kaynak tahsislerinde esas alınması gerekenlerin ne olduğuyla, kaynakların kullanılmasında yerel makamların inisiyatif alanlarının sınırıyla, yerel yönetimlerin başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilmeleri imkanlarıyla ilişkisi bulunmaktadır.
Dolayısıyla mesele bölünme, parçalanma paranoya ve tehditleriyle kapatılacak bir mesele değil.
Türkiye tabu sayılan konuları gündemine alıp tartıştıkça demokratikleşecek ve halk da insan haklarından ve temel özgürlüklerden Türkiye demokratikleştikçe daha fazla yararlanır hale gelecektir. Ne teklif edildiğini anlamaya çalışmak, önerileri akıl ve bilim süzgecinden geçirmek ve elbette meseleye haklar ve özgürlükler penceresinden bakmak lazım
Mesele budur
HÜSNÜ ÖNDÜL
Evrensel'i Takip Et