Sermayeye çöpsüz üzüm

ENERJİ sektöründe, kâr eden, tekel durumunda olan ve başka bir alternatifi olmayan dağıtım sisteminin özel sektöre devredilmesi gündemde.


ENERJİ sektöründe, kâr eden, tekel durumunda olan ve başka bir alternatifi olmayan dağıtım sisteminin özel sektöre devredilmesi gündemde.
İzmir ve Manisa’ya elektrik dağıtımı yapan Gediz AŞ’nin 22 Temmuz’da yapılacak ihalesine 15 firma başvurdu. Bu bölgedeki enerji satışının ve tahsilat oranının yüksek olması özel sektörün adeta iştahını kabartıyor. Toplam abone sayısının yüzde 7.5’u bu bölgede ve toplam içindeki satış oranı ise yüzde 12.5. Tahsilat oranı 99’larda. Yani kamu kaynakları ile müşteri hazırlanmış durumda ve gelir de yüksek, risk yok.
Enerji dağıtım hatlarının özelleştirilmesi, IMF’ye verilen iyi niyet mektubu içerisinde yer alıyordu ve 2007 yılı içinde özelleştirilmesi için IMF ile anlaşmaya varılmıştı. Seçim öncesine gelen bu süreçte AKP hükümeti bu özelleştirmeleri seçim yatırımı olarak iptal etmişti.
Gediz AŞ’nin toplam 2.5 milyon abonesi var. Enerji dağıtımında son 6 yılda abone sayısı iki katına çıkarken, personel sayısı düştü. Taşeronlaştırma ile personel eksikliği giderilmeye çalışıldı. Eksik personel ve taşeronlaştırma, hizmetlerin eskisi gibi sağlıklı yürütülmesini engelledi. Ölümler arttı. Örneğin geçtiğimiz günlerde çıplak tellerin insanların üzerine düşmesi sonucu iki kişi hayatını kaybetti.
KIRSAL ALANA HİZMET GİTMEYECEK
Elektrik dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesinin özellikle halka ve çalışanlara yansıması bütün özelleştirmelerde olduğu gibi olumsuz olacak.
Konu ile ilgili olarak görüştüğümüz Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube yöneticileri daha fazla kâr güdüsüyle çalışacak olan özel sektörün özellikle kırsaldaki arızalara kâr-zarar hesabı doğrultusunda gitmeyebileceği görüşünde.
Elektrik üretimi konusunda hidroelektrik santrallerinin ön plana çıkarılmış olmasına ve geçtiğimiz kış yağış miktarının bol olmasına rağmen bunun elektrik fiyatlarına yansımasının oldukça cüzi olduğunu ifade eden EMO Şube Başkanı Sedat Gülşen, bunun da özelleştirmenin nasıl bir şey olduğuna dair ipucu verdiğini belirtti. Şirketlerin hizmet kalitesini düşüreceğine ve abonelere daha büyük bedellerle enerji satmaya çalışacaklarına dikkat çeken Gülşen, “Dünya Bankası kredisi ile binlerce kilometre kablo çekildi bu kentte. Bunu özel firma ödemeyecek. Altyapı ile ilgili son gelişme sayaçların uzaktan okunması ile ilgili. Bu iyi bir şey ama bunun 400 liralık maliyeti tüketiciye yıkılmak isteniyor” dedi.
AKP’nin 2006’dan 2010’a kadar enerjiyi siyasal argümanlarla sübvanse ettiğini belirten Gülşen, “Seçimden sonra yüzde 70 oranında zam yapıldı. Çok yüksek bir rakam. Hizmet bedelleri de yüzde 67 oranında arttırıldı. Bu da tam özelleştirme öncesi oldu. Telekom’da ne yaşandıysa sabit bedellerden yüksek oranlı faturalara kadar bunun daha fazlası enerjide yaşanacak” dedi.
SÜREÇ ORTAK
MÜCADELEYLE DURDURULUR
EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Güzel de, “Özelleştirmeyi Gediz’de durduracağız” sloganı ile bir süre önce başladıkları çalışmalara değinerek, bu konuda çalışanlara, İzmir ve Manisa halkına güvendiklerini dile getirdi. “Anlatmaya çalışıyoruz. Gediz’e ilişkin süreç açıklanmadan biz işçi ve kamu sendikaları ile bir araya geldik. Beklediğimizden çok erken açıklandı. Tes-İş 1 ve 2 No’lu Şubeler, ESM ve Kamu-Sen, Türk Enerji-Sen sendikaları ile birlikte bir platform oluşturduk. Çalışanları, işyeri temsilcilerini bir araya getirip bilgilerimizi paylaştık, eylemlerle ilgili görüşlerini aldık, broşürler hazırladık, kamuya ve çalışanlara yönelik, bütün çalışanlara dağıttık ve olası gelecekte kendilerini nelerin beklediğini açıklamaya çalıştık” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

EMEKÇİLERİ NELER BEKLİYOR?
Gediz AŞ’de şu anda beş ayrı statüde çalışan var. Çok az kesim 657’ye bağlı, büyük kısım sözleşmeli personel. Daha sonra alınanlar ise sözleşmeli işçi statüsünde. Özelleştirme sonrası en büyük sıkıntıyı bu kesim yaşayacak. Diğer bir kesim de taşeronlar. Memurlar ve sözleşmeliler ya çalışmaya devam edecekler ya da havuza aktarılacaklar. İşçilerin gidecek hiçbir yerleri yok. Ya 4-c statüsünde çalışacaklar ya da işten ayrılacaklar. Bu durum işçi sendikalarını da tehdit ediyor.
Emine Uyar
www.evrensel.net