Hayal et

Anayasa üzerinden yoğun tartışmaların yaşandığı bugünlerde, gerçekten demokratik halkçı bir...


Anayasa üzerinden yoğun tartışmaların yaşandığı bugünlerde, gerçekten demokratik halkçı bir anayasanın gerekliliği bir ihtiyaçken, kendi anayasasını yapmaya çalışan AKP, onun karşısında statükocu yapının değişmesini istemeyen CHP ve milliyetçi şoven söylemlerden beslenen MHP atışması sürerken, ülkemizde ve dünyada bir savaş halidir sürüyor. Bir yandan emperyalist güçler ve onların Ortadoğu’daki uzantıları aşırı kâr hırsıyla petrol rezervlerine sahip olabilmek için Ortadoğu’ya savaş götürüyor. Diğer taraftan ülkemizde bir halkın dilini, kültürünü yıllardır yok sayan bir anlayış üzerinden savaşta ısrar ediyor. Tüm gözler bu savaşlara yoğunlaşırken, hak gaspları artıyor, kölelik yasaları işler hale geliyor. Küçük bir azınlık aşırı derecede zenginleşirken açlık ve yoksulluk artıyor. Bu durumda, her türlü çatışma ortamına zemin hazırlıyor.
Çok zor günlerden geçiyoruz yani. Dünya ateş üstünde, cayır cayır yanıyor sanki. Duyanı yok feryadı figanın, göreni yok param parça olanın, üzüleni yok eriyip yok olanın. Bugünlerde herkes kör, herkes sağır, herkes dilsiz, üç maymunu oynuyor adeta. Herkes binmiş atını kuşanmış kılıcını… Peki nedir kör, sağır, dilsiz eden insanı… Neden eziliyor, parçalanıyor küçücük bedenler; neden vuruyor kardeş kardeşi, neden ölüyor işçiler kayıtsız. Kader mi, çalışmak mı, Nijeryalılara Türkçe öğretip Kürtlere öğretememek mi, ikinci eşi Kürt kadın almamak mı? Bunların hiçbiri değil tabii ki, sorun belli; bir avuç sömürücünün açgözlülüğü, aşırı kâr hırsı, kan ve gözyaşı üzerinden beslenmesidir. Yani kaba tarifiyle kapitalizmin kendisidir. Kendini çatışmalar üzerinden var eden bu sistem, tüm silahlar kendisine döndüğünde elbette yok olacaktır. Mühim olan bu sistemi nihai sonuna götürecek süreci hızlandırmak. Bu sonun başlangıcı olan sosyalizm de nihai huzuru sağlayacak, bozuk düzenin yıkılıp yerine birliğin dirliğin olduğu, insanlığın barışını sağlayacaktır. Peki ne yapacağız o zaman, sosyalizmin kurulmasını mı bekleyeceğiz? Bunu yapmayacağız tabii ki. Bir on gün ödünç alacağız gelecekten, geleceğin provasını yapmak için. Bir arada yaşamanın tohumlarını ekip, ayrılık tohumlarını biçeceğiz bu on günde. Biz işe koyulduk bile. İşsizliğe, geleceksizliğe, gericiliğe, yok saymalara, savaşa, kana gözyaşına karşı “İş, Eğitim, Barış Dünya Gençleri Kardeştir” diyerek bir araya geliyoruz. Birlikte üretip birlikte tüketmek için birlikte söyleyip birlikte oynamak için birlikte anlatıp birlikte dinlemek için… 10 gün boyunca barışın sesi olacağız birçok sanatçının ezgilerinde, yok sayılanın resmini çizeceğiz resim atölyesinde, fotoğrafını çekeceğiz görülmeyeni görünür kılmak için fotoğraf atölyesinde, dili olacağız konuşulmayanın Kürtçe tiyatro atölyesinde, çığlıkları olacağız haykırılmayanın kadın atölyesinde, çocuk saflığı tadında öyküler anlatacağız edebiyat atölyesinde. Direniş çadırlarında mücadeleyi konuşacağız geceyi yırtıp gündüze çıkmak için. Boş kalmasın kardeşlik sofrasında yerin. Bugünden tezi yok sende düş bizimle yola güzel bir dünya kurmak, uzağı yakın, hayali gerçek yapmak için. Kalmasın bilmeyen, duymayan hısım akraba, eş dost ne varsa…
“Sömürgelerin olmadığını hayal et
Merak ediyorum yapabilir misin
Açgözlülüğe de açlığa da gerek yok
İnsanların kardeşliği
Hayal et tüm insanların/Bütün dünyayı paylaştığını
Bana hayalperest diyebilirsin/Ama bil ki yalnız değilim
Umuyorum ki bir gün sen de bize katılırsın
Ve dünya tek yürek olarak yaşar...”
VEDAT YALVAÇ Kocaeli Üni. Uluslararası İlşklr Blm. 3. sınıf öğr.
www.evrensel.net