EVRİM/DEVRİM

  • Politika var, politika var.Politika vardır, gerçekler üzerinden yapılır.


    Politika var, politika var.
    Politika vardır, gerçekler üzerinden yapılır. Geleceği olan sınıflar, onların sözcü ve temsilcileri, gelecek yalan dolan üzerine kurulamayacağı için, gerçeğe dayalı olarak politika yaparlar. İşçi sınıfının, emekçilerin çıkarları, gerçekler üzerine kuruludur. Kapitalist sistemi aklamaya, yaşanabilir bir sistem gibi göstermeye, bunun için allayıp pullamaya, olduğundan farklı göstermeye ihtiyaçları yoktur. Niyetlerini, yaptıklarını ve yapacaklarını, başkalarını kandırmak üzere olduğundan değişik göstermeye de hiç ihtiyaçları yoktur. Gereğinin farkında olmadıklarında bile, kapitalist sistemi değiştirme ihtiyacındadırlar. Tarihin tekerleğinin dönüşü de bu yöndedir. Çıkarları gerçeklerle örtüşenlerin niyetleri, tutumları, politikaları gerçeğe yaslanır.
    Bir de burjuva politikası vardır. Tıpkı yerini aldığı toprak ağaları gibi, çıkarları tarihin tekerleğinin dönüşüyle uyumsuzlaşıp gericileştikçe, burjuvazi, egemenliğini başkalarına kabul ettirebilmek için, onu ve koşullarını şirinleştirmeye ihtiyaç duyar. Gerçekleri olduğundan farklı göstermeye girişmekten kaçınamaz. Çünkü gerçekler artık ondan ve egemenliğinden yana değildir. Bu egemenlik emekçiler için artık katlanılamaz bir yük haline gelmiştir. Bu nedenle burjuvazi, onun sözcü ve temsilcileri gerçekten korkar, onu gizlemeye, olduğundan farklı göstermeye yönelirler.
    Başbakan’ın AKP Grubu’nda yaptığı 12 Eylül Referandumu ile ilgili ağlak konuşmaya bakın.
    Sadece tarihi 12 Eylül’e rastlamış olan referandumu, tarihsel bir hesaplaşma olarak sunmuştur. Niyeti farklıdır. Ama ambalajını çok farklı yapmak ihtiyacı, ona ilginç mi ilginç bir konuşma yaptırmıştır. “Kendime uygun bir hukuk düzeni istiyorum”, “kendi adamlarımı hakim atayacağım” diyememektedir. Bu niyetini açıkça ortaya koyduğunda yeterince oy toplayamayacağını ve hükümeti için bir güven oyuna dönüşmüş olan referandumu kaybedeceğini görmektedir.
    Tarafçılar türü gerici liberal solcularla birlikte, referandum taktiğini, 12 Eylül’ün suçlanması üzerine oturtmaya yönelmiştir. Zaten darbelere de karşı ajitasyon yapmaktadır ya.. Önceden “eşek şakası” saymasına rağmen, şimdi ajitasyonunu 12 Eylül suçlamasına kadar “geliştirmiştir”!
    12 Eylül faşizminin astığı devrimcileri ve anılarını kullanmaya kadar vardırmıştır işi. Erdal Eren ve Necdet Adalı 12 Eylül’e ödenmiş en bilinen bedellerdendir. Adalı ilktir. Erdal Eren 17 yaşında, hiç günahı yokken, iddia edildiği gibi hiç kimseyi öldürmemişken ve bu açık seçik ortadayken, ibret olsun diye idam edilmiştir. “Asmayalım da besleyelim mi?” demiştir, 12 Eylül şefi Evren. Halkın oyuna göz diken Başbakan, bu nedenle, halkın bu değerli evlatlarının adlarını anarak, sanki onların öldürülmeyeceği bir dünya istiyormuş gibi konuşmuştur.
    Ama, örneğin Erdal Eren’in mektubunu değil, yine 12 Eylül tarafından idam edilmiş, yedi devrimcinin katillerinden biri olan M. Pehlivanoğlu’nun mektubunu okumuştur. Çünkü halkın er geç faşizmden ve 12 Eylül’den hesap soracağını yazan Erdal’ınki değil, dinden, Allah’tan, milliyetçilikten söz eden Pehlivanoğlu’nun mektubu dünya görüşüyle uyumludur. Erdal’ın adını kullanarak, insani değerlere önem verenlerin, halkın oyunu, Pehlivanoğlu’nu kullanarak, referandumda “hayır” kampanyası açmış olan MHP tabanının oyunu almaya oynamıştır.
    Açıkça ajitasyon yapmıştır. Üstelik ajtasyonu gerçeklere dayanmamaktadır.
    12 Eylül’e karşı mısınız sayın Başbakan? Karşıysanız, Evren ve sair yaşayan zalim darbeci faşistleri en azından kulaklarından tutup hapse tıkın. Ergenekon’da nasıl içeri aldıysanız generalleri, Evren ve şürakasını da alacağınızı açıklayın. Zaman aşımı tanımayacağınızı, başka engel dinlemeyeceğinizi ilan edin. Ve hemen 12 Eylül’ün en bilinen metni olan anayasasını, değiştirilemezliği ileri sürülen maddeleriyle birlikte, bütünüyle değiştireceğinizi açıklayın.
    Yoksa boşuna ağlaklık etmeyin!
    MUSTAFA YALÇINER
    www.evrensel.net