ÖRGÜTLÜ BASIN

  • İnsan vücudunun bütünlüğüne yönelik fiziki bir müdahaleye verilen cezayı düzenleyen maddeyi okuyalım önce…


    İnsan vücudunun bütünlüğüne yönelik fiziki bir müdahaleye verilen cezayı düzenleyen maddeyi okuyalım önce…
    “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” (TCK m.86/1, Kasten Yaralama)
    “Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.” (TCK m. 86/2, Kasten Yaralama)
    Bu maddeye dayanarak açılan bir davada verilen kararın haberi ise şöyleydi:
    “Kapatılan DTP’nin Eski Genel Başkanı Ahmet Türk’e yumruklu saldırıda bulunduğu gerekçesiyle tutuksuz yargılanan Sanık İsmail Çelik, kasten yaralama suçundan 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı, ceza 7 bin TL para cezasına çevrildi.” (Anadolu Ajansı, 27 Temmuz 2010).
    ***
    Şimdi de TCK’nın, ifade özgürlüğüne cezayı düzenleyen maddelerine göz atalım:
    “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.” (TCK, m.125/1, Hakaret)
    Star Gazetesi Yazarı Nazlı Ilıcak, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Osman Kaçmaz’a “Basın yoluyla hakaret” ettiği iddiasıyla; Simav’ın Sesi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Arıgümüş ise yazısında yer verdiği bir fıkrada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla 11 ay 20’şer gün hapis cezasına çarptırıldılar.
    Bir yumruğun verdiği acı ya da tıbbi müdahale zorunluluğu ile bir kalemin, bir fikrin verdiği rahatsızlık aynı olabilir mi?
    TCK’nın basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan hükümleri; kişinin maddi bütünlüğüne verilen zarar ile manevi haklarına verilen zararı eşdeğer görme çelişkisi üzerine inşa edilmiştir.
    ***
    Basın ve yayın yoluyla işlenen fiillere verilen cezanın artırıldığı madde hükümleriyle sürdürelim kıyaslamayı:
    “Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” (TCK, m.132/1, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal)
    “Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayımlanması halinde, ceza yarı oranında artırılır.” (TCK, m.132/1, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal)
    Yani, bu suçun bir gazeteci tarafından işlenmesi halinde ceza dokuz aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası olmaktadır.
    ***
    Bir başka madde:
    “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.” (TCK, m.134/1, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal)
    “Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır.” (TCK, m.134/2, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal)
    Yani, TCK 134/2’deki suçun bir gazeteci tarafından işlenmesi halinde ceza on sekiz aydan dört buçuk yıla kadar hapis cezası olmaktadır. Para cezası seçeneğine bu suç için yer verilmemiştir.
    Gazeteciler hakkında son dönemlerde ağırlıklı olarak dava açılan bir başka madde:
    “Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” (TCK, m.285/1, cümle 1, Gizliliğin İhlali)
    “Bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır.” (TCK, m.285/3, Gizliliğin İhlali)
    Yani, TCK 285’teki suçun bir gazeteci tarafından işlenmesi halinde ceza on sekiz aydan dört buçuk yıla kadar hapis cezası olmaktadır. Para cezası seçeneğine bu suç için de yer verilmemiştir.
    Gazeteciler aleyhine açılan davalarda kullanılan bir başka madde:
    “Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” (TCK m.288, Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs)
    Bu maddenin ikinci fıkrası “Bu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” biçimindeydi, ancak 2005 yılında gazeteci meslek örgütlerinin girişimleri neticesinde yapılan değişiklikle madde metninden tümüyle çıkarıldı.
    Şimdi sanırsınız ki, bu madde, yargıyı etkilemek amacıyla “Alenen siyasi demeçler” veren hükümet temsilcileri ya da bürokratlar için kullanılacak ancak gazeteciler hakkında bu madde gerekçe gösterilerek dava açılmayacak. Tam tersine, TCK 288, tümüyle gazeteciler için kullanılıyor.
    Şimdi yeniden “kasten yaralamanın” nitelikli hallerine dönelim ve kıyaslamayı sürdürelim:
    “Kasten yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Konuşmasında sürekli zorluğa, c) Yüzünde sabit ize, d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına neden olmuşsa, … ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.” (TCK m. 87/1, Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama)
    “Kasten yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine neden olmuşsa, … ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.” (TCK m. 87/2, Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama)
    “Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan on iki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise on iki yıldan on altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” (TCK m. 87/4, Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama)
    Şimdi, TGC’nin “Basın Özgürlüğü Ödülü” sahibi olan Gazeteci Vedat Kurşun hakkında “Terör örgütü propagandası” yaptığı iddiasıyla verilen 169 yıl 6 ay hapis cezasını, kişilerin maddi bütünlüğünün ve manevi haklarının ihlali çerçevesinde, vicdanlarımızda izah edelim.
    Ya da cezaevlerindeki diğer 47 gazetecinin, kimin maddi ve manevi kişiliğini kasten yaraladığını veya hangi kişilerin duyularının işlevinin zayıflamasına ya da yitirilmesine yol açtığını vicdanlarımızda kıyaslayalım.
    Varsa geçerli bir açıklamanız, biz “gazetecilere özgürlük” talep etmiyoruz!
    ERCAN İPEKÇİ
    www.evrensel.net