Eskişehir’de özelleştirmenin sonuçları

Yazımda Eskişehir’de devlet sektörü (kamu fabrikalarının) işletmelerin kısa tarihleri ve bunların günümüzdeki konumları ile ilgili kısa bilgiler vereceğim


Yazımda Eskişehir’de devlet sektörü (kamu fabrikalarının) işletmelerin kısa tarihleri ve bunların günümüzdeki konumları ile ilgili kısa bilgiler vereceğim. Bu işletmeler tabii ki tüm Eskişehirlilerin ezbere sayacağı kurumlardır. Hatta şunu, şunu unutmuş diyeceksiniz. Ben Eskişehir’de işçi sınıfını yaratan ve geliştiren tarihi kökleri olan yıllarca Türkiye ekonomisine üretimi ile katkı sağlamış, onun yanı sıra Türkiye işçi sınıfı ile neredeyse yaşıt işletmelerin kuruluşları ve şimdiki akıbetlerini aktaracağım.
İlk kurumumuz Tülomsaş. İlk defa Anadolu Car Atölyesi olarak kurulan bu fabrika, İstanbul Bağdat demir yolunun yapılmasından sonra demir yolunda kullanılacak tesisatın bakımı ve onarımı ve onarımı için 1896 yılında kurulmuştur. Tabii ki Anadolu bozkırında geçimi tarım, hayvancılık ve manifaktür üretim olan bir kasabada bir fabrikanın kurulması bu şehrin kaderini tamamıyla değiştirmiştir. Eskişehir’de her 3 kişiden 1’i mutlaka Tülomsaş’ta çalışmıştır. Daha önceden çıraklık okulu da olan bu işletme küçük yaştaki birçok çocuğa meslek öğretmiş ve iş imkanı sağlamıştır. Bu işletme ilk yerli vagonu ve lokomotifi yaparak büyük başarılara imza atmıştır. Zamanında tam kapasite ile çalıştığı dönem yirmi beş bin kişiye iş imkanı sağlayan bu müessese şimdi 10 da 1 kapasite ile çalışmaktadır. Bu işletmenin eşi benzeri görülmemiş bir başarısı ise ilk yerli otomobil olan devrimi üretmesidir. Şimdi özelleştirme cenderesinden önce, şehrin büyümesi ile merkezde kalan bu fabrikanın çok alan kaplayan tesislerinin taşınması gündemde. Tabii bu alanın büyük bir rant sağlayacağı da tartışma götürmez bir durum.
Eskişehir şeker fabrikası diğer adıyla Kazım Taşkent Şeker Fabrikası. Bu işletmenin kuruluş tarihi 1933. Eskişehir’in bereketli topraklarında üretilen şeker pancarının işlendiği ve belli mamullere dönüştürüldüğü bu fabrika aynı zamanda şeker fabrikasının kurumunu sağlayan makine üretim tesislerini de bünyesinde bulundurmakta. Zamanında 5 bin kişinin çalıştığı bu fabrika şimdilerde 1000 kişinin iş olanağı bulduğu bir kurum haline gelmiş. Bir zamanlar sanayi denince Eskişehir’de akla ilk gelen kurumlardan olan bu fabrika şimdilerde mevsimlik ve sezonluk çalışanlarıyla üretim kapasitesi kısıtlanmış bir tesis. Özelleştirme kapsamına alınan Eskişehir şeker fabrikası tesisleri araç ve gereçleri ile yok pahasına satılmanın eşiğinde.
Bizim hava ikmal olarak bildiğimiz 1. Hava Taktik Bakım ve Onarım Komutanlığı olarak geçen işletme. İlk kuruluşu Kurtuluş Savaşı yıllarına kadar uzanmakta. Savaş uçaklarının bakımı ve tamirinin yapıldığı bu fabrika Eskişehir’de adından bahsetmeden geçemeyeceğimiz bir işletme. Diğerleri gibi özelleştirme kapsamında değil ama uygulanan dışa bağımlı politikalar yüzünden çalışan sayısı da çalışma randımanı da düşmüş durumda.
Bir diğer işletme ise bizim basma olarak bildiğimiz Sümerbank. Belki anlattıklarım içinde en acıklı sona ulaşan da bu işletmedir. Atatürk’ün sanayi programına uygun olarak kumaş üretimi için kurduğu bu fabrika. Diğer benzerleri gibi özelleştirilmiş, Sarar şirketler grubuna devredilmiştir. Devredildiği dönemde Sarar’a bir çok rant sağlayan bu özelleştirme aynı zamanda Sarar’daki sendikanın yetki kaybına uğramasına neden olarak Sarar patronlarına 1 taşla birçok kuş vurma imkanı sağlamıştır. Eskişehir’de 3 ayrı fabrikada üretim yapan Sarar’ın 2 fabrikası organize sanayi içinde yan yana bulunurken biride bu bizim basma dediğimiz eski Sümerbank basma tesisleridir. Bende organize içersinde çalışan bir işçiyim. Daha önce basmada çalışıyordum. Geçen senelerde organize sanayi içindeki fabrikaya alındım. Bunu size anlatmamın nedeni eski Sümerbank şimdi Sarar’a ait fabrikada çalışırken işletmemizin geçmişten kalan yapısın önemine dikkat çekmek olacak. Organizedeki fabrikaya gidince daha iyi gördüm ki özelleştirme ve saldırgan para hırsıyla gözü dönmüş özel sektör biz işçilerin hayatlarını çok hızlı tüketmekte. Eski çalıştığım fabrika tamamen yeşillikler içinde kurulu ve etrafı bahçelerle ve sosyal tesislerle donatılmış durumda. İnsan yorgunluk sonrası o kır ortasındaki fabrika bahçesinde az bir zaman bile geçirince dinleniyor. Fabrikaya gelirken içimiz açılıyor. Organize sanayi içindeki fabrikalar ise tam bir cehennem, hiçbir sosyal tesisin olmadığı fabrikamızda bir tek ağaç bile yok. Dört tarafı çevrilmiş tam bir sömürü adası durumunda. Bu küçük örnek bile özelleştirme yolu ile hem ülke değerlerinin hem biz işçilerin hayatlarının patronlara nasıl peşkeş çekildiğinin bir göstergesi.
Bu dört işletmenin Eskişehir’in kültür, sanat ve sosyal yapısına da çok büyük etkileri olmuştur. Şimdi Eskişehir OSB’de çalışan 100 işçiden belki de 1’i sendikalı. Çok ağır çalışma koşullarında düşük ücretlerle çalışıyorlar. Her an işlerini kaybetme korkusu yaşıyorlar. Ama bu 4 işletmenin çalışanlarının hepsi sendikalı ve iş güvencesi yerindeydi. Türkiye’de işçi sınıfı haklarının geriye gitmesinin nedenlerin biri de bence bu yaşananlar olmuştur. Bu fabrikalar işçi sınıfının birlik ve dayanışma ruhunu ön plana çıkmasını sağlayacak yapı ve çalışmalar içindeydiler. Eskişehir Şekerspor ve Tülomsaş’ın Eskişehir Demirspor takımları Türkiye profesyonel liglerinde mücadele etmiş geniş işçi kesimlerinin ortak eğlencesi olmayı başarmışlardır. Şu an ise Eskişehir organizede işçiler çok küçük çaplı halı saha maçlarında ortak yaşamı paylaşmaya çalışmaktalar. Bir kentin yaşamını tamamıyla etkilemiş, bir kente hatta ülkeye işçi sınıfı nedir, sendika nedir, bunu öğretmişlerdir. Bu kuruluşların içlerine girip gezseniz fabrika değil sanki bir dinlenme tesisi gibi huzurlu ve rahat ama şimdi Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikalar beton ve sadece kâr amaçlı olduğu için işçilerin çalışma koşulları çok kötü halde.
Sarar’dan Bir İşçi
(Eskişehir)
www.evrensel.net