GDO’lu demokrasi

GDO’lu ürün, genetiğiyle oynanmış gıdasal ürünler oluyor!Bitki bitkilikten…Hayvan hayvanlıktan…İnsan insanlıktan çıkıyor.Garabet ve ürkütücü yaratıklar türüyor.


GDO’lu ürün, genetiğiyle oynanmış gıdasal ürünler oluyor!
Bitki bitkilikten…
Hayvan hayvanlıktan…
İnsan insanlıktan çıkıyor.
Garabet ve ürkütücü yaratıklar türüyor.
Bu bakımdan GDO’lu ürünlere Frankeştayn gıdalar da deniyor!
Bizdeki demokrasi denilen zerzevat da böyle bir şey oluyor.
Demokrasi GDO’lu olunca, onun kendilerine “liberal” etiketi yapıştıran yazarçizeri de oluyor;
Bakmayın şimdi böyle atıp tuttuklarına.
12 Eylül de cuntanın yanıbaşındadırlar…
Darbenin “demokrasiyi korumak” için yapıldığını anlatır, postal yalarlar.
Bir de ad takarlar; “Kadife Postallı Demokrasi!”
Sonra Özal gelir, avuçları çatlaya çatlaya ona koşarlar…
Demokrasi olur, “Tonton Demokrasi!”
Çiller işbaşına gelir…
Bizim acuze demokrasi “Sarışın Demokrasi” oluverir!
İhalelerde komisyon tarifesinin belirlendiği Yeniköy yalısı da Özgürlük heykeli!
Sülüman bey işbaşındayken, demokrasimiz “Baba Demokrasisi” dir!
Recep bey başa geldiğinde; Kasımpaşa Demokrasisi, haline gelmiştir!
Kısaca vesselam;
Bizde ki demokrasi GDO’lu ürün gibi, genleriyle oynanmış Frankeştayn türü garip bir yaratıktır.

***
GDO’lu kalemşor de her koşulda “Frankeştayn demokrasisinin” yanında yer alır;
Diyelim ABD Irak’ı bombalıyor;
Gökten yağan bombalara bakar, ‘yaşasın gökten demokrasi yağıyor’ diye nara atar!
Misal, memleket tarihinde telefon dinlenmesi hiç bu kadar fütursuz olmamıştı.
Bir değil, beş değil, bin değil, yüz binlerce insan dinleniyor?”
GDO’lu bağırıyor;
“Demokrasi genişliyor!”
Tekel işçileri buz gibi ayazda tazyikli sularla sürükleniyor, havuzlara atılıyor.
O utanmıyor:
“Hiç bu kadar demokrasi olmamıştı!”
Yönetim, açılıyoruz, diye yaygara başladığında bunlar döktürüyordu;
“Bir demokrasi geliyor ki…”
Bir de baktık, açıldıkları tarafta parti kapatılmış…
Partinin yöneticileri…
Üyeleri…
Binlerce insan tutuklanıp içeri atılmış…
Soruyorsunuz, “Bu kadar yeter mi?”
Bağırıyor;
“Yetmezzzzz… Ama evet”
“Demokratik baraj!” yüzde 10’da duruyor.
Faili meçhuller hasıraltı ediliyor.
Latin Amerika’nın meşhur kanlı paramiliter güçler özentisi özel ordu kurulmaya kalkılıyor;
Onlar yine bağırıyor:
“Demokrasi çağ atlıyor!”
Kadife postal demokrasisi… Demokrasinin sarışını… Demokrasinin tontonu… Demokrasinin babası… Demokrasinin Kasımpaşalısı…
Parti kapatmalar… Paramiliter güçler… Barajı en tepede tutmalar… Tele kulak cumhuriyeti… İşçileri soğuk suya atmalar… Öğrencileri biber gazıyla bayıltmalar…
Yine de doymuyorlar;
Frankeştayn demokrasinin GDO’lu liberalleri, “Yetmez, ama evet, çünkü demokrasi çağ atlıyor!” diye bağırmaya devam ediyorlar!
AZ SONRA. COM. BİLDİRİYOR;
PARÇA TESİRLİ BOMBALAR YASAKLANIYOR
BM’nin imzaya açtığı, dünyada parça tesirli bombaların yasaklanması anlaşmasını 107 ülke imzaladı… Konuyla ilgili açıklama yapan Birleşmiş Milletler Sekreteri; “Dünya ekonomik krizde. Her yerde tasarruf tedbirleri uygulanıyor. Bilindiği üzere parça tesirli bombanın parçaları her tarafa dağılıyor, toplanması için çok adam ve zaman gerekiyor, bu da pahalıya mal oluyor. Oysa parça tesirli olmayan bombalar oracıkta patlıyor ve insanlar tek parça halinde öte tarafa gidiyor. Bu yüzden parça tesirli bombaları yasakladık. Yine de kullanan olursa temizlik masrafını kendileri ödeyecek, haberli olsun” dedi.
Ayrıntılar az sonra…

GALATASARAY’IN YENİ TRANSFERİ SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇMEDİ
Galatasaray’ın yeni transferi beklenin aksine bugün hastaneye gidip sağlık kontrolünden geçmedi. Konuyla ilgili AZ SONRA. COM. a bir açıklama yapan futbolcunun menajeri; “Biliyorsunuz Galatasaray’a gelen her futbolcu sakatlanıyor. Bizim futbolcu da nasıl olsa bir, bilemedin en geç iki hafta içinde sakatlanacak ve hastaneye gelecek. Şimdi boşu boşuna doktor parası ödenmesin diye düşündük” dedi.
Ayrıntılar az sonra…

MÜJDE MÜJDE… TÜBİTAK’TAN BÜYÜK BULUŞ
Uzun araştırmalardan sonra idrarın fosfor içerdiğini ve bunun karanlıkta parladığını keşfeden TÜBİTAK’ tan memleket ekonomisini uçuracak bir buluş geldi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan TÜBİTAK; “Yol boylarına dikilen aydınlatma, kedigözü vb. sistemlerinin ekonomiye büyük yük getirdiğini, oysa yol boyunca her yüz metrede bir işaretlenecek yerlere vatandaşların büyük abdestlerini yapmaları halinde fosforun parlayacağını ve böylece başka bir masrafa gerek kalmayacağını, dolayısıyla ekonomiye büyük bir rahatlama geleceğini, bu muhteşem buluşa “Organik Aydınlatma Projesi” adını verdiklerini” belirtti.
TÜBİTAK’ın “Organik Aydınlatma Projesi” buluşu ekonomi kulislerinde büyük bir heyecan yaratırken, Philips, General Elektrik, Tefken gibi ampul üreticisi firmaların borsadaki hisse senetleri tepetaklak aşağı yuvarlandı ki, tutabilene aşk olsun.
Konuyla ilgili yeni trafik levhasının tanıtım töreninde konuşan Karayolları Organik Aydınlatma Projesi sorumlusu, önümüzdeki günlerde sürücülerin yol boylarında nerelere şey yapacakları konusunda büyük bir eğitim seferberliği başlatılacağını söyledi.
Ayrıntılar az sonra…
Yücel Sarpdere
www.evrensel.net