15 Ağustos 2010 00:00

3 farklı kıtadan benzer deneyim

20 yaşındayım, hukuk okuyorum. Ayrıca kafe ve barlarda çalışıyorum. Üniversiteye harç parası ödemek zorunda değiliz ama okumak için başka şehirlere gidiyoruz. Kriz dolayısıyla paramız kalmadı, bu yüzden çalışmak zorundayız...

Paylaş

Gökçe Gökoğlu ve Neşe Aksoy Yunanistan’dan Guitoa Benekou ile sohbet etti
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
20 yaşındayım, hukuk okuyorum. Ayrıca kafe ve barlarda çalışıyorum. Üniversiteye harç parası ödemek zorunda değiliz ama okumak için başka şehirlere gidiyoruz. Kriz dolayısıyla paramız kalmadı, bu yüzden çalışmak zorundayız.

Yunanistan’da okuyan kadın sayısı ne düzeyde?
Üniversitede okuyanların yüzde 60’ı kadın. Kadınlar daha iyi bir yaşam için okuyorlar. Kadınlar evde oturup çocuk bakmak, temizlik yapmak vs. işler yerine kariyer sahibi olmak istiyorlar. Ücretsiz okuma hakkımız var, biz de bu hakkımızdan yararlanmayı seçtik. Zaten kapitalist sistem içinde kadınlar ev işi yapmaya, temizlik yapmaya mecbur bırakılıyor, erkeklerden daha az para kazanıyorlar. Kadınların buna karşı çıkmaları gerek. Ekonomik krizle birlikte erkekler ve kadınların emeklilik yaşı 60’a çıkarıldı.Bizler erkeklerden daha çok yoruluyoruz. Biz doğum yapıyoruz, ev işlerine bakıyoruz bizim emeklilik yaşımız daha erken olmalı. Avrupa’da genç annelere, ev kadınlarına verilen bir maaş vardı ama kriz yüzünden bu maaşlar düşürüldü.

Peki Yunanistan’da böyle bir maaş var mı?
Hayır yok

Bunun için bir mücadeleniz var mı?
Yunanistan’da güçlü bir kadın hareketi olmadığı için bir şey yapamadık.

Yüzde 60’a varan okuma oranına rağmen neden bir kadın hareketi yok?
Üniversitelerde topluluklarımız var ve burada kadınlar birçok konuda söz sahibiler. Bu yüzden kadın ve erkeğin eşit olduğunu sanıyorlar ama aslında öyle değil. Kuneva diye bir temizlik işçisi kadın, göçmen ve temizlikçi kadınlar için büyük bir mücadele vermişti. Bu yüzden büyük bir sembol. Kuneva ile birlikte Yunanistan’da kadınlarda hareketlenme başlamış. Bunu bastırmak için ülkeyi yönetenlerden birileri Kuneva’yı zehirleyerek öldürdüler. Kadınlar bunu yapanları büyük bir mücadele sonucu yargılattılar.

Çalışan kadınlar ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar?
Basın ve sistem güzel, bakımlı kadın olmayı dayatıyor. Bu yüzden patronumuz bizden müşteriye karşı güler yüzlü, daha bakımlı olmamızı istiyor. Erkeklerde kıyafet seçimi sorgulanmazken kadınlara mini etek ve daha çarpıcı kıyafet giymeleri dayatılıyor.

Yunanistan’da bir ev kadını gününü nasıl geçiriyor?
Erken kalkıp kahvaltı hazırlar, çocuklarını okula gönderdikten sonra yemek ve temizlik işleriyle uğraşırlar. Kadının eşi işten geldikten sonra direk uyuyabilir fakat kadın çocukların bakımı ve ev işleriyle uğraşmaya devam ediyor.

Türkiye’de krizden en çok kadınlar etkilendi. Yunanistan’da da bir kriz yaşandı; kadınlar bu krizden ne kadar etkilendi?
Burada da en çok kadınlar etkilendi. Erkeklerle fiziksel güçte eşit olmadığı için daha ucuz işçilikle sömürülüyorlar. Maaşlarında kesintiler oluyor. Sağlığa zarar veren işlerde çalışan kadınlara daha önce ek ücret ödeniyorken krizden sonra bu ücret kesildi.


Gamze Gökoğlu ve Meryem Karakaya, Ekvador’dan Elizabeth ve Sandra ile sohbet etti
22. Uluslararası Gençlik Kampı’na Ekvador’dan katılan 18 kişinin arasında yer alan Elizabeth ve Sandra ile ülkelerindeki kadınların yaşadıkları sorunları konuştuk. Kendisinin de öğrenci olduğunu belirten Elizabeth, kadınların öğrenim hayatlarında büyük sorunlar yaşadıklarını ve bu sorunun temelinde ekonomik sıkıntılar olduğunu söyledi. Elizabeth, ‘Kadınlar en fazla liseye kadar okuyabiliyorlar. Ekonomik nedenlerle devam edemiyorlar. Bu konuda okullarda herhangi bir yardım yapılmıyor’ dedi.
Elizabeth’in anlattıklarına göre, okul bitse de sorunlar bitmiyor. Çünkü okulu bitirebilme imkanı bulan Ekvadorlu kadınların önüne çekilen set çalışma hayatına girmelerini engelliyor. Elizabeth, Ekvador’da erkeklerin, kadınların kendileriyle aynı seviyede çalışmalarını istemediğini ve bu nedenle kadınların hep geri plana atıldığını söylüyor. Özellikle ekonomik ve politik alanlarda kadınları çok fazla görmemizin imkanı yok. Böyle bir konuda devletin hiçbir adım atmaması da sorunu çözümsüzleştiriyor. Bunun yanı sıra ülkemizde olduğu gibi Ekvadorlu kadınlar için de şiddet büyük bir sorun.
Ekvadorlu bir diğer arkadaşımız Sandra, şiddet konusuna değinerek, “Eskiden kadınlar şiddet gördüklerinde polise başvurmaktan dahi korkuyorlardı. Şimdi daha rahat anlatabiliyorlar fakat devlet herhangi bir koruma sağlamıyor” dedi. Ekvador’da şiddet gören kadınlara psikolojik destek sağlamak amaçlı kurumlar bulunuyor. Şiddet gören bir kadın yardım talebinde bulunduğunda kadınlar bu kurumlara yönlendiriliyor. Bunun bir yönüyle iyi olduğunu belirtiyor Sandra, fakat yine de çok eksik olduğunu, kadınlar için sığınma evlerinin de bulunması gerektiğini söylüyor. Kadın hareketinin son yıllarda artış gösterdiğini belirten Elizabeth ve Sandra, kendilerinin de içlerinde oldukları Kadın Haklarını Koruma Derneği’nin birçok üniversite ve işyerinde mücadele ettiğini belirttiler.


Ekin Aktürk ve Büşra Ünal, Lübnan’dan Guitoa Benekou ile sohbet etti
Lübnan Komünist Partisi gençlik kolları ve Lübnan Komünist Partisi’nin kadın kolu Buttus Komitesi’nde görev alan Catherine Daher ülkesindeki yasaların tamamen kadınlar aleyhine işletildiğini söyledi. Lübnan’da kadınların kürtaj hakkı yok, kadınlar işyerlerinde kılık kıyafetlerine ilişkin baskılarla karşı karşıya kalıyorlar. Sorunlar bununla da sınırlı değil, çalışma hayatında karşılaştıkları zorluklardan, her gün şiddetle karşı karşıya olmalarına kadar pek çok sorun Lübnanlı kadınların hayatını etkiliyor.

Bir kadın olarak ülkenizde ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
Ailem komünist olduğu için onlar tarafından baskı görmedim. Ama üniversitede komünist olmamdan dolayı yoğun baskılar yaşadım. Özellikle Müslümanların baskın olduğu bölgede gençlerin birçoğu Hizbullah örgütüne üyeler. Bu bölgelerdeki üniversitelerde baskı çok fazla oluyor. 1982’de Hizbullah’ın çıkışıyla uygulanan politikaların da bu baskılarda etkisi büyük.

Lübnan’da kadın olmayı; Lübnanlı kadınların penceresinden hayatı bize biraz anlatabilir misiniz?
Lübnan’da kadın çalışanların maaşları erkeklerden daha düşüktür. Kariyer gerektiren mesleklerde kadınlar daha az çalışır. Örneğin çeşitli iş yerlerinde zorunlu olarak kadınların kapanmasının veya başını açmasının istenmesi de önemli bir mesele. Siyasi temsile baktığımızda, meclise kadınların girmesi oldukça zor ve girebilen kadınlar da ya bir bakan ya da zengin eşidir. Örneğin bir dönem Lübnan’da cumhurbaşkanlığı yapan Bacbin Jimayel şehit olduktan sonra eşi parlamenter olmuştur. Kadınlar ancak bu şekilde meclise girebiliyor. Yani sembolik olarak, onlar da sistem yanlısı kadınlar. Mevcut medeni kanunun kesinlikle değiştirilmesi gerekiyor. Var olan kanunun kadın erkek eşitliğiyle alakası yok. Lübnan’da en büyük sorunlardan biri de namus cinayetleri ve yasaların erkeklerden yana olması. Bir kadın tecavüze uğrarsa burada kadın suçlu bulunur ve tecavüzcüsü tarafından öldürülmesi sonucunda verilen ceza nefsi müdafaaya girer, en fazla bir yıl hapis yatılır ve çıkılır. Bir kadın dayak yediği zaman polise başvurduğunda ciddiye alınmaz. Kanunlar tamamen erkek kanunlarıdır. Lübnan’da kadınların çocuk aldırmaları yasak. Kadınlar yabancı birisiyle evlendiğinde çocuklarına vatandaşlık hakkı verilmez. Yaklaşık on bin kadın bu sıkıntıyı yaşıyor. Yabancılar Lübnan’da oturma vergisi verirler ve bu kadınların da çocukları vatandaş sayılmaz, aynı vergiye tabi tutulurlar. Kısa bir zaman önce Samira Swadam adlı bir kadın, kocası öldükten sonra çocuklarına vatandaşlık hakkı verilmesi için dava açtı ve davayı kazandı. Ancak devlet bu kararı reddetti; dava yeniden görülmeye başlandı.

Lübnan’daki kadın mücadelesini anlatabilir misiniz?
Kadın sorunu üzerine sadece sol partiler ve komünist partiler çalışma yürütüyor. Bu partilerde kadın kolları var. Bizler kadınların sınırlı yasal haklarını kullanması için mücadele veriyoruz. Lübnan Komünist Partisi olarak mecliste yüzde 25 kadın kotası istiyoruz. Medeni kanunun değiştirilmesini istiyoruz. Yabancılarla evlenen kadınların çocuklarına vatandaşlık hakkı verilmesi için mücadele ediyoruz. Belirtmek isterim ki Lübnan Komünist Partisi’nin dışişler sorumlusu kadındır ve başkan olmadığı zaman yerini o devralır.

İsrail-Lübnan savaşında Lübnanlı kadınların savaştaki mücadelelerinden bize bahseder misiniz?
2006’dan önce direnişlerde silahlı kadınlar da vardı ama 2006’da kadınlar savaşta ön saflarda yer alamadı. Buna rağmen cephe arkasından mücadeleye olan destekleri büyüktü. Ve tabi ki kendi hür iradeleriyle mücadeleye katıldılar. 2006 yılındaki İsrail saldırısının ani olması ve daha önceden silahların Suriye’ye teslim edilmesi de kadınların silahlı mücadeleye katılmasında bir engeldi. Bu süreçte ben de Lübnan’ın saldırıya uğramayan bölgelerinde gazetecilik yaptım. Yoldaşlarımızın haberlerini yaptık. 2006 İsrail saldırısında Lübnanlı kadınlar yaralıların tedavisi, insanların barınması yönünde görevler aldılar. Çocuklara resim yaptırarak, oyun oynatarak onları savaşın etkisinden kurtarmaya çalıştılar.
ÖNCEKİ HABER

Kuzey Kore’den (KDHC) Görsel Bir Demet...

SONRAKİ HABER

Akar: Bedelli askerlikten 9 milyar 533 milyon lira gelir elde edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa