Fotoğraf: Evrensel

ALBATROS

  • Yazar Doğan Akhanlı 18 yıldır sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Yurttaşlıktan atıldı. Alman yurttaşı olmak zorunda kaldı.


    Yazar Doğan Akhanlı 18 yıldır sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Yurttaşlıktan atıldı. Alman yurttaşı olmak zorunda kaldı.
    Sürgündeki Türkiyeli yazarların en önemli temsilcilerinden. Almanya’daki yabancı düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadele eden kuruluşları ile çalışma yürüttü.
    Köln’de eski Gestopo Emniyeti, şimdi Dokümantasyon Merkezi ve Müze olan EL-DE Haus adlı kuruluşta Türkçe rehberlik yaptı.
    Ve ülkesine geldiğinde hava alanında tutuklanması ve ünlü Metris Cezaevine konulması sanki tarihin bir ironisi… Doğan Akhanlı 12 Eylül faşizmine karşı mücadele ettiği için işkence gördü ve hapsedildi. 12 Eylül rejiminin devamı ülkesinde özgür yurttaş olarak yaşamasına olanak bırakılmadığı için Almanya’ya gitti.
    “1998 yılında Kayıp Denizler üçlüsünün ilk kitabı Denizi Beklerken, Belge Yayınları tarafından yayınlandı. Belge yayınları, Kayıp Denizler üçlüsünün diğer kitapları olan Gelincik Tarlası ve Kıyamet Günü Yargıçları’nı 1999 yılında yayınladı. Kıyamet Günü Yargıçları, Avusturya’da ‘Die Richter des jüngsten Gerichts’ başlığıyla yayınlandı. Doğan Akhanlı’nın son romanı Madonna’nın Son Hayali, eleştirmen ve yazarlar tarafından 2005 yılının en iyi 10 kitabından biri olarak değerlendirildi.”
    Akhanlı ayrıca Arnim Wegner’in derlediği 1921 Talat Paşa Davasının tutanaklarını Türkçe’ye çevirdi.
    Sürgündeki bir başka Yazarımız A. Kadir Konuk, iletisinde şöyle diyor:
    “Alman Konsolos yetkililerle görüşüyor, ama henüz iç ferahlatacak bir haber yok. Doğan bir haftadır suçsuz biri olarak içeride. Doğan’ın Köln’de birlikte çalıştığı “Recherche International” isimli insan hakları kurumu onun özgürlüğüne kavuşması için çalışıyor. Arkadaşları, sevenleri ayakta. Hepimiz iyi biliyoruz, Doğan Metris Cezaevi’nde yine öyküler yazıyor, belki yeni bir romana başladı bile. Yaşamı sevdiği kadar onunla dalga geçmesini de iyi bilen biri o. Ama şimdi o yaşam gerçekten tehlikede.”
    12 Eylüle karşı değişim olarak sunulan referandum öncesinde Akhanlı’nın 12 Eylül mantığı ile tutuklanması da tarihin bir başka ironisi.
    Yazar Doğan Akhanlı derhal serbest bırakılmalı!
    Bu arada, yazar, çevirmen, gazeteci ve aydınlarımızı, perşembe günü Beşiktaş’ta 1 yılı aşkın süredir cezaevinde tutulan çevirmen ve sosyalist basın mensubu ve insan hakları aktivisti Suzan Zengin davasını izlemeye çağırıyoruz. Eşi Bekir Zengin’in mektubunu sizlerle bölüşüyorum:
    “Merhaba;
    Aşağıda mektubunu okuyacağınız Gazeteci- Çevirmen ve İnsan Hakları Aktivisti Suzan Zengin yaklaşık 1 yıldır tutuklu bulunmaktadır. 26 Ağustos 2010 Perşembe günü saat 10.00’da Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak duruşmayla, 1 yılın sonunda ilk kez hakim huzuruna çıkmış olacak. Hiçbir somut delile dayanmayan “örgüt üyeliği” iddiasıyla 1 yıldır hapishanede tutulan Suzan Zengin şahsında, sayıları her geçen artan ve bugün 39’a ulaşan tüm tutuklu basın-yayın çalışanları ve gazetecilerin serbest bırakılması talebimizi dile getirmek için, tüm duyarlı kişi ve kurumları 26 Ağustos 2010 saat 10.00’da Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılmaya ve saat: 09.30’da Adliye önünde gerçekleştirilecek basın açıklamasına güç vermeye, Suzan Zengin’le dayanışmaya çağırıyoruz.”
    Ailesi Adına
    BEKİR ZENGİN
    Merhaba;
    Ben 10 aydır Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu bulunan bir çevirmen-gazeteciyim. Bu süre içinde hiç mahkemeye çıkarılmadım. İlk duruşmam 26 Ağustos 2010’da. Yani tutuklanmamdan tam bir yıl sonra. Bu tarihin adli tatile denk getirildiğini de ayrıca vurgulayayım. Tutuklanmamdan tam 8 ay sonra hazırlanan iddianamede “yasa dışı örgüt üyeliği” ile suçlanmaktayım. Ancak ne iddianamede ne de dosyada yöneltilen suçlamaya dönük tek bir “kanıt” bile yoktur. “Kanıt” olarak sunulmaya çalışılan-sunulan materyallerin tümü çalıştığım İşçi-Köylü Gazetesi’nin çalışmaları kapsamındadır. Komplo ise sadece beni hedeflememiştir. Benimle birlikte, muhalif olan gazetemizi de hedeflemiştir. Muhalif basına ve çalışanlarına dönük baskı, sindirme, engelleme vb. girişimlerin bir parçası olarak hayata geçirilmiştir… Ben 51 yaşındayım ve hipertansiyon, hızlı kemik erimesi, ülser vb. kronik hastalıklarım var. Bunların düzenli olarak yapılması gereken, tahlil-tetkik de dahil tedavisine dönük koşullarda hapishane ortamında ortadan kaldırılmıştır. Ancak hapishanede olup da tedavisi engellenenin bir tek ben olmadığımı da hemen vurgulayayım… “Başı- dişi” ağrıyan “paşaları”, tutuklanmalarından kısa bir süre sonra “Sağlığı hapishanede kalmaya elverişli değil” diyerek salıverenler, söz konusu sistem muhalifleri olduğunda, körleri- sağırları oynamaktadırlar!
    SUZAN ZENGİN
    Tutuklu Gazeteci (Çevirmen)
    Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi B- 4
    Suzan Zengin’in perşembe günü serbest bırakılmasını bekliyoruz.
    RAGIP ZARAKOLU
    www.evrensel.net