Herkes kendi evine(!)

UEFA Avrupa Ligi’ne kalabilmek için mücadele eden 4 takımdan 3’ü oynadıkları maçlarla Avrupa maceralarına veda etti. UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanş karşılaşmalarının ardından bir tek Beşiktaş güldü diğerleri ağladı.


UEFA Avrupa Ligi’ne kalabilmek için mücadele eden 4 takımdan 3’ü oynadıkları maçlarla Avrupa maceralarına veda etti. UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanş karşılaşmalarının ardından bir tek Beşiktaş güldü diğerleri ağladı.
SADECE BEŞİKTAŞ
Sezona önemli transferle başlayan Beşiktaş, HJK Helsinki’yi eleyerek UEFA Avrupa Ligi’ne ‘Merhaba’ diyen tek takım oldu. Quaresma ve Guti’nin katkısıyla tur adına pek zorlanmayan Beşiktaş, şu an itibariyle sezonun en sorunsuz takımı olarak gözüküyor. Taraftar ve camianın yakalamış olduğu hava siyah-beyazlı ekip için bir başka avantaj. Geniş kadrosu ve özellikle iç sahadaki seyirci desteğiyle siyah-beyazlı ekip gruplarda da iyi neticeler almaya aday.
KARADENİZ’DE GEMİLER BATTI(!)
Kağıt üstünde en zorlu kurayı çeken Trabzonspor sahasında İngiliz ekibi Liverpool’u elemeye çok yaklaştı ama İngiliz temsilcisinin tecrübesi turu geçmeye yetti. Trabzonspor camiası için önemli bir ekiple oynamış olmak ‘turu geçememe’ mazereti olabilir. Çünkü Liverpool ekibi bir takımın kuralarda isteyeceği en son şey(!) Ancak yine de Trabzonspor tur için yeterli mücadeleyi gösterdi. Maçtan önce Umut Bulut’un transfer dedikoduları ve kadro dışı bırakılması takım için negatif bir gelişmeydi. Onca futbolcusunu Trabzon’a getirmeyen Liverpool gerek tecrübesi gerekse maçın son bölümlerinde bile oyun içinde diri kalan görüntüsüyle kendisi adına isteneni almayı başardı.
KOCAMAN TRAVMA
Geçtiğimiz sezonun son haftasında şampiyonluğu kaybedip yeni sezona hoca değişikliğiyle başlayan Fenerbahçe’de görünen o ki Aykut Kocaman’ı zor günler bekliyor. Şampiyonlar Ligi’nden sonra Avrupa Ligi’ne de veda eden sarı-lacivertli ekip üst üste aldığı başarısız neticeler sonrası sıkıntılı bir sürece girdi. PAOK karşılaşmasında tüm takımların ortak derdi olan ‘skoru tutamamak’ derdini aşamayan Fenerbahçe’de ligde de alınacak birkaç başarısız sonuç erken teknik adam arayışlarına yol açacak gibi gözüküyor. Ayrıca, üst üste alınan başarısızlıkların yol açtığı psikolojik travma önümüzdeki günlerde nasıl onarılır o da başlı başına bir soru işareti.
O ESKİ HALİNDEN ESER YOK ŞİMDİ(!)
UEFA Kupasını kazanmış bir camianın yaz bitmeden Avrupa’ya veda etmesi bir filmin en dramatik sahnesi gibi. Ligde sıfır ‘çeken’ Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanş maçında, Karpaty Lviv ile deplasmanda berabere kalarak Avrupa macerasını noktaladı. Aslında ilk maçta alınan kötü skor giden turun habercisiydi. Medyanın yazdığı gibi ‘Frank Rijkaard’ı yollamak’ en basit ve yetersiz bir çözüm yolu. Transferi bir türlü bitiremeyen(!) yönetim de Frank Rijkaard kadar sorgulanmalı. Hatta bir maç oynayıp beş maç olmayan Harry Kewell için besteler yapıp, faturayı sadece Adnan Sezgin’e kesen Galatasaray taraftarının üslubu da tartışılmalı. Rijkaard’ı ülkesine göndermek en kolay şey. Tazminatı verilir ve teşekkür edilir. Fakat başkanlık dönemi boyunca pek çok teknik adam eskiten Adnan Polat ve ekibi yeni gelecek teknik adama da ‘Transfer edilir edilmez sakatlanan’ futbolculardan kurulu bir takım emanet ederse kara tablo devam eder. Büyük ihtimalle yönetim, transfer sezonu kapanmadan panik hamlelerle birkaç oyuncu takviyesi yapacaktır günü kurtarmak adına. Ama yeni gelenler bu andan sonra takıma ne katar onu zaman gösterecektir.
ÜÇÜ BİR YERDE(!)
UEFA Avrupa Ligi play-off turundaki sonuçlar sonrası üç takım evine dönerek büyük hayal kırıklığı yarattı. Trabzonspor’u bir parça olsun bunların dışında tutmak mümkün. Liverpool ekibi ile oynamak kolay değil. Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe’nin kendilerinden daha güçlü olmayan takımlara karşı aldığı kötü neticeler ülkemiz futbolunun aslında öyle abartıldığı kadar üst düzey olmadığının bir kanıtı adeta. Önce Dünya Kupası’nda olmamak şimdi de Avrupa yolculuğunda sadece Beşiktaş ve Bursaspor ile yetinmek bu ülke futbolunun acı gerçekleri. Bir söz de kuralar çekildiğinde ‘Lokum gibi kura’ manşetleri atan spor medyasına. Her şey değişiyor, kitaplar, insanlar, şarkılar… Kuralar sonrası kocaman harflerle yazılan manşetleri de bundan böyle değiştirmek lazım, zira ‘Şeker gibi kuralar’ son yıllarda oldukça acı geliyor(!)
Refik Sıla Güvenç
www.evrensel.net