ÖZGÜRLÜK YOLU

  • Bir olayın çeşitli medya kuruluşları tarafından kurgulanmamış halini kurgulanmış haliyle kıyaslamak her zaman faydalı olmuştur.


    Bir olayın çeşitli medya kuruluşları tarafından kurgulanmamış halini kurgulanmış haliyle kıyaslamak her zaman faydalı olmuştur. Bunun önemli bir güç olduğunu İran Cumhurbaşkanı Ahmedi Necad’ın bir konuşmasını dinlediğimde gördüm.
    Ahmedi Necad’ın konuşması yanlış aktarılıyordu. İngiliz çevirmenin Necad’ın konuşmasının doğru çevirisini yaptığını farz ederek, çünkü ben Farsça konuşamıyorum ve anlamıyorum, İran Başkanının bir kesim Amerikan vatandaşının ABD hükümetinin onları 11 Eylülden bilerek sorumlu tuttuğunu düşündüklerini söyledi. Ahmedi Necad bunun kendi fikri olduğunu söylemedi. O, sadece bir grup Amerikalı’nın bu görüşe sahip olduğunu söyledi. İster inanın ister inanmayın, bir grup Amerikalı’nın buna inandığı doğru mudur? Cevap evet olmalı ve zaten öyledir. Fakat medya “Çılgın Mahmud” temasına bağlı kalarak bunu onun kendi fikriymiş gibi yansıttı. Çılgın yabancı vakasına son örnek Birleşmiş Milletlerde saçmalıyordu. Neden? Çünkü sansasyonel olan satıyordu. O yüzden de medya kuruluşları haberleri abartıyor ve satışa hazır hale getiriyordu. Bu kişisel bir şey değildi. Sadece işti. Öyleyse problem neydi? Neden bunu önemsemeliyiz? Çünkü delilerin şovunda buna “savaş malzemesi” denir ve bununla savaşılır.
    Uzun yıllar önce eski general ve sempatik Başkan Dwight Eisenhower ülkeyi askeri ve endüstriyel bir kompleks haline getirmek istedi. Bu doğru bir yaklaşımdı ancak fazla ilerleme sağlanamadı. Bunun nedeni zaten var olan bir bütünün ayrılmaz parçası sayılabilecek askeri ve endüstriyel medya yapılanmasıydı.
    Irak savaşı, kolektif medyanın çevirdiği dolaplar olmasa asla çıkmayabilirdi. Esasen, savaşı Bush yönetiminin ortaya attığı yalanlarla ve korku sayesinde pazarladılar ve sattılar. Dünyanın geri kalanının sesi ya kısıldı ya da duyulmadı.
    Buna bakarak medyanın nasıl çaba harcamadan yalan yanlış aktarımlar yapabildiğini görüyoruz. Birkaç ay içinde İran savaşını da “Çılgın Mahmut” senaryosuyla satmaları mümkün.
    Saddam Hüseyin’in Bağdat sokaklarında tanklar belirinceye kadar baş müttefiki ve silah sağlayıcısı Amerika’nın ülkesini resmen işgal ettiğine inanmadığını hatırlayın. Farkı yaratan medyanın bir “öcü” yaratmasıydı.
    MUMIA ABU JAMAL
    www.evrensel.net