Yiğit Bulut’a Teselli: İnternet Sansürü

Bundan birkaç yıl önce Vatan’da AKP’ye muhalefet eden yazılar yazan ve AKP’yi ülkeyi satmakla itham eden o sarışın savaşçıyı hepimiz tanıyoruz.


Bundan birkaç yıl önce Vatan’da AKP’ye muhalefet eden yazılar yazan ve AKP’yi ülkeyi satmakla itham eden o sarışın savaşçıyı hepimiz tanıyoruz. Kibirli, ben bilirimci tavrı, şüphe götürmez karizması, hayatını illa ki birilerini yönetecek olmak prestijine yönlendirmiş o haliyle Yiğit Bulut nihayet istediği yere ulaştı. Herkes Yiğit Bulut’un “büyük” değişiminden bahsederken aslında Yiğit Bulut’un sadece fikirlerinin değiştiğini hep es geçiyoruz. Kendisine yılların devrimcisi (!) gibi davranan ulusalcılara sırtını dönmesini maaş çekini aldığı firmanın değişikliğiyle rahatlıkla açıklayabileceğimiz Bulut aslında tam bir istikrar figürü, güçlünün ve paraya sahip olanın ebedi dostu.
Herkesin Yiğit Bulut’a yüklendiği bu dönemde ben bu yazıyı kendisine arzuladığı medya sistemine yavaş yavaş geçtiğimizi müjdelemek için yazıyorum. Malum Yiğit Bulut’un medyada yaşanan sermaye dönüşümündeki rolünden ziyade Başbakana kendi genel yayın yönetmeni dahil birçok medya kodamanı önünde yaptığı öneri çok konuşuldu son günlerde. Ne demişti Habertürk’ün cevval şovalyesi: “Gazeteler için de bir denetleme kurulu kurulsun”.
Bugün Türkiye’de çeşitli iktidar ve güç odakları hariç bir gazetenin üstünde resmi baskı uygulayabilecek bir kurum en azından yargı alanının dışında yok gibi gözüküyor. Yine de unutmamak gerekir ki yıllardır yayında olan Express’in bu yaz yayınlarına ara vermek zorunda bırakılışının, Muhabiri İrfan Aktan’ın hapis cezasıyla yargılanması, Yazı İşleri Müdürü Merve Erol’unsa yüklü bir para cezasına çarptırılmasıyla doğrudan ilgisi var. Kısacası Türkiye’deki gazetecilik alanı gelişmemiş demokrasi kültürünün sonucu olarak her şeye dava açan siyasetçiler ve iş insanları ile halkı halktan korumaya kendilerini adamış işgüzar savcılar tarafından çoktan kuşatılmış durumda. Yargı ise cumhuriyetin kuruluşundan bu yana sahibinin sesi olduğundan gazetecilerin mesleklerinin ne olduğunu kavrayamamış gibi duruyor. Röportajlardan aktarılan cümlelerin örgüt propagandası sayılarak gazetecilerin yargılandığı bu ülkede Yiğit Bulut’un gözden kaçırdığı bir şey daha var: İnternet. Günümüzde basının önemi elbette yadsınamaz; ancak ortaya çıkışından beri “denetlenmesi güç” olarak tanımlanan İnternet’e yönelik baskıların ve sansürün yoğunlaşması özellikle AKP iktidarı ve kimi STK’lerin dava açmaktan yorgun düştüğü son dönemin ürünü. Peki ne oldu da İnternet bir anda AKP ve taraftarları tarafından günah keçisi ilan edildi?
Her şeyin ötesinde basılan gazeteler üzerindeki hukuki baskı çok daha güçlü. Okur kitleleri daha sadık olan bu gazetelerin yıllardır uğraştığı birçok problem ise İnternet’te ortadan kalkıyor. TSK’nin ya da polisin uyguladığı orantısız şiddetten, askeri operasyonlardaki stratejik hatalara dek her şey İnternet’te tartışılır durumda. Dahası CHP’nin kırmızı kar yağsa gitmez denen başkanı Baykal’ı da Antalya’ya yollayan İnternet oldu. Yargı ve hükümet içi telefon konuşmalarından Ergenekon davasının kayıtlarına kadar her şeyi İnternet’te okuduk. İşte bu nedenle Yiğit Bulut’un gazetelerin denetlenmesine yönelik talebi Türkiye’de karşılığını bulmuş durumda. Sadece haber kaynakları değil, ayrıca Youtube gibi toplumdaki gruplar arasında iletişimi sağlayan sosyal paylaşım ağlarının da yasaklandığı biliniyor. Her ne kadar Başbakan kendisinin girebildiğini söyleyip halkı da yasaları delip bu sitelere erişmeye davet etse de çoğunluğu Atatürk’ü korumak amacıyla açılan davaların sonucunda aslında birçok siyasi figürün korunduğu ortada.
Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki başkanlık dönemine ait suç unsuru içeren videolardan, Milliyetçi Hareket Partisi’nin uluyan üyelerine, CHP’li bürokratların özel yaşamlarına müdahale eden görüntülere kadar birçok video buralarda paylaşılmakta. Kısacası tüm bu yasaklar muhtemelen mahkeme kararıyla Atatürk’ü koruyor gibi gözükse de aslında koruduğu şey mecliste ve iktidarda olanlar. Kendine demokrat bir ülke için iktidara “evet” diyenler ise bu konuda sessizliklerini korumaya devam ediyorlar.
Sarphan Uzunoğlu
www.evrensel.net