Yeter ki birlik sağlansın işçiler sendikaya güvensin

Kocaeli’de bir süredir çalışması yürütülen sendikal konferans “İşçi Sınıfına Yönelik Saldırılara Karşı Ne Yapmalı” başlığıyla toplandı.


Kocaeli’de bir süredir çalışması yürütülen sendikal konferans “İşçi Sınıfına Yönelik Saldırılara Karşı Ne Yapmalı” başlığıyla toplandı. Saldırılara karşı birlikte mücadelenin ve sendikalara olan güvenin yenilenmesinin önemine dikkat çekilen konferansta, bunun sağlanması için sendikal anlayışın sınıftan yana yenilenmesi gerektiği belirtildi. Konferansta geniş katılımlı bir işçi kurultayı düzenlenmesi ve Kocaeli’de sendikal birliğin yeniden kurulması da dahil bir dizi kararlar alındı.
TEKSİF Kocaeli Şubesinde önceki gün gerçekleştirilen konferansa Ford Otosan, Stardart Raf, Tüvesaş, Modül Çelik, AD Demirel, Bingo, Körfez Döküm, Cem Tencere, Çağla Çikolata, tersaneler ve belediyelerden işçilerin de içinde bulunduğu 120 kişi katıldı.
HER YERDE SORUN VAR!
Konferans Emekli Sen Kocaeli Şube Başkanı Osman Nuri Şenol’un konuşmasıyla başladı. Şenol “Türkiye tarihi sınıf mücadelesinin de tarihidir, bu mücadele tarihi boyunca söylenebilecek şey, işçiler hiçbir zaman sadece kendi sorunlarıyla ilgilenmedi. Diğer işçilerin ve ülkenin sorunlarına da duyarlıydı. Bu yüzden bu konferans bu duyarlılıkların yeniden canlandığı bir konferans olmalı” diye konuştu.
Daha önce Merbolin’de çalıştığını ve orada da pek çok sorun yaşandığını anlatan Körfez Döküm işçisi, işçilerin her yerde sorun yaşadığını ve bunların çözümünün birlikte hareket etmekten geçtiğini söyledi.
GÜVENİN SAĞLANMASI İÇİN...
Bir süre önce Bizimköy Engelliler Üretim Merkezinden işten atılan Ersin Vural işyerinde pek çok sorun yaşadıklarını ve bunların çözümü için sendikaya üye olmak istediklerini dile getirdi. Bu nedenle işten atıldıklarını ifade eden Vural, “Bizi işten attılar ama biz hiçbir işçi sendikasını yanımızda görmedik. Sendikalar işçilerin kendilerine güvenmesini istiyorsa işçilerin yanında olmalı” diye konuştu.
Ford Otasan fabrikasından işten atılan Yaşar Şenol, 12 yıl boyunca Ford’da çalıştığını belirterek “Bu sitemin değişmesi, işçilerin bilinçlenmesi lazım. İşçiler haklarını bile bilmiyor. Biz biraz sesimizi çıkarınca kapıya konulduk” dedi. Sendikaların mücadele etmesi ve elini masaya vurmasını bilmesi gerektiğini vurgulayan Şenol, “İşçiye güven vermeli. Şimdi her bayramdan önce işveren arife günü çalışacaksınız derdi ama sendika yok öyle bir şey diye yalanlardı. Sonra biz çalışırdık. Sendikanın değil işverenin dediği olurdu. İşçilerin haklarını savunan bir sendika şart” diye konuştu.
SENDİKALAR ÇOK ÖNEMLİ
Sağlık İşçisi Saadet Karagöz, hastanede taşeron olarak çalıştıklarını belirterek “16 saate kadar çalışıyorduk, izinlerimiz verilmiyordu, adam yerine konmuyorduk. Bu böyle olmaz dedik bir araya geldik. Sendikaya üye olma kararı aldık, Sendika sendika dolaştık ama kimse bizimle uğraşmak istemedi. Çünkü biz taşeronduk. Sonra birlik olduk Dev Sağlık İş sendikasına üye olduk” dedi. Karagöz, sendikalaşmanın ardından yaşanan değişimi ise şöyle aktardı: “Şimdi işveren bizi muhatap alıyor, insan yerine konuyoruz. İzinlerimiz düzenlendi ve biz 8 saat çalışıyoruz. Sendika bu yüzden çok önemli ama daha da önemlisi biz işçilerin birlik olması.”
Harb-İş Eski Şube Başkanı Bekir Yurdagül de işçilerin tek kurtuluşunun mücadeleden geçtiğini ifade etti.
İŞÇİLERİN HER ŞEYİ DEĞİŞTİRECEK GÜCÜ VAR
Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Erdem Arcan da sendikalara düşen görevin çok önemli olduğunu belirterek, taşeron işçiler içindeki örgütlenme çalışmalarından örnek verdi. “Bugün işçilerin en temel sorunlarından bir tanesi taşeronlaştırma. Sendikalar taşeron işçileri örgütlemeye yanaşmıyor. Biz Yol-İş olarak 8 bin civarında taşeron işçiyi örgütledik ve burada asıl işvereni muhatap aldık” diyen Arcan, şunları söyledi: “Bundan sonra da çalışmalarımız devam edecek. Bunu yaparken sendika bürolarından çıkarak işçilerin evlerine, mahallelerine ve kahvehanelerine gittik. İşçilerin her şeyi değiştirecek gücü var, yeter ki biz bu gücü harekete geçirelim” dedi.
2003 yılından bu yana sendikacılık yaptığını söyleyen Genel-İş Kocaeli Şube Sekreteri Vedat Küçük şunları söyledi: “Bizler sınıftan yana namuslu işçiler sendikacılar bütün bu sorunlara karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Bürokrat sendikacılara karşı işçi sınıfının talepleri için mücadele etmeliyiz. Bu konferans bunun ilk adımı oldu diye düşünüyorum.”
İŞÇİ KURULTAYI
Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Veysel Kaplan konferansta dile getirilen sorunların tümünün işçi sınıfı ve emekçilerin sorunları olduğunu ifade ederek “Burada bir araya gelmiş tüm işçiler ve emekçiler yeni bir sendikal anlayışın garantisi olmalıdır. Bizler bizi bölmeye çalışan sendikal rekabete son vermeli ve topyekün bir sınıf olarak saldırılara karşı koymalıyız” dedi.
Sorunlara karşı sadece işçiler olarak değil işçi aileleri olarak bir araya gelinmesi gerektiğinin altını çizen Veysel Kaplan, “Burada hepimize görevler düşmektedir. Önümüzdeki dönem yapacağımız işçi kurultayında tüm sorunları birlikte daha geniş bir toplamla tartışmalı ve çözüm bulmaya çalışmalıyız” dedi. (Kocaeli/EVRENSEL)

İŞÇİ SENDİKAYA GÜVENDİĞİNDE KARARLI VE MÜCADELECİ OLUYOR


Birleşik Metal-İş Kocaeli Şube Sekreteri Talat Çelik söz aldı. Çelik Düzce bölgesinde önemli çalışmalar yaptıklarını ifade ederek “Burada bir çok işyeri örgütledik. Burada öğrendiğim en önemli şey işçilerin sendikaya güvendiğinde ve inandığında çok kararlı ve mücadeleci olduklarıdır. Biz birlik olmayı öğrendiğimizde, işçilerin gerçekten güveninin kazandığımızı da ben biliyorum ki 15-16 Haziran direnişini gerçekleştiren işçilerle bugün Mas Daf’da direnen işçi arasında fark yoktur. Yeter ki biz birlik olalım, işçiler sendikaya güvensin” dedi. İşçilerin taleplerini ortaklaştırmak gerektiğini ifade eden Çelik, işçilerin birliğine vurgu yaptı ve fabrikalarda yaşanan kadrolu-taşeron ayrımından örnek verdi: “Kadrolu işçi, taşeron işçi için mücadele etmeli taşerona son demeli.”

SENDİKALARIN YAPISI DEĞİŞMELİ

TEKSİF Kocaeli Şube Başkanı Mustafa Karataş sendikalardaki sitemi eleştirerek “Şimdi ben delege seçiyorum, sonra delegeler beni seçiyor, disiplin, denetleme kurullarını ben seçip gönderiyorum onlar beni denetleyecek. Mümkün mü bu?” diye sordu. Karataş sendikalardaki seçim sistemlerinin toptan değiştirilmesi gerektiğini belirterek “Tek bir sandık konmalı ve işçiler tüm yönetim kademelerini seçmelidir. Sonra sendikalarda ki bütçe meselesi yeniden düzenlenmelidir. Bunlar önemli şeyler ama işçiler direk söz sahibi olmalı, tabanın sesi yukarıya yansımalıdır” dedi.
Daha sonra söz alan Birleşik Metal-İş Şube Yöneticisi Hakan Akyol, sendikaların en temel sorununun oluşan profesyonel sendikacılar olduğunu ifade etti. Akyol “İşçiler hakkını aramalı, gerekirse sendikacıların üstüne yürümesini de bilmelidir. Bu sendikacılar grevden korkarlar, sendikayı bir kâr kapısı olarak görürler. İşte bunlara karşı mücadele etmek işçilerin görevidir. Sendikalar bizimle birlikte mücadeleci bir rol üstlenirler ve saldırılara karşı koyabilirler” dedi
Tüvesaş İşçisi Recep Uğur da sendikaların seçimlerinin antidemokratik olduğunu belirterek bu seçim sisteminin ve sendikaların bu yapısının değişmesi gerektiğini ifade etti.

SENDİKALAR TARAF OLMALI

Konferansta akademisyenler de söz alarak görüşlerini dile getirdiler. Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Çalışma Ekonomisi (ÇEKO) Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Betül Urhan, konuşmasına “Diyelim ki bir iş yerinde maaşlar iyi, işçilere tüm sosyal haklar veriliyor, iş güvenlik önlemleri alınıyor o zaman sendikaya ihtiyaç yok mu” sorusuyla başladı. Urhan şöyle devam etti: “Genelde ücret vb. ekonomik taleplerle sendikalar hareket ediyor. Elbette bunlar çok önemli ve yakıcı talepler. Ama örneğin Dilovası’ndaki çevre kirliliği sendikayı ilgilendirmez mi? Ya da 2011-2013 Orta Vadeli Ekonomi Projesi açıklandı ve orada kıdem tazminatının kaldırılmasından, esnek çalışmaya kadar pek çok uygulama yer alıyor. Sendikalar neden burada bir şey söylemiyor. Bakın işçi sınıfı etkisizleşiyor, bunun en önemli göstergesi referandumdur. Yüzde 58’in içinde işçiler yok mu, peki işçiler nasıl grevsiz toplusözleşmeye ‘Evet’ diyebildi? Sendikalar bunu sorgulamalı. Çünkü işçilerin kafasında siyaset ve ekonomi farklı bir yerde. İşte bu yüzden işçileri birleştirmek küçük küçük direnişleri bir araya getirmek ve mücadeleyi büyütmek gerekiyor. Bir de kadınların burada eksik olduğunu görüyorum. Kadınları önüne almayan bir mücadele eksik ve zayıftır. Bu yüzden buradan kadınları örgütlemeyi de önümüze görev olarak koymalıyız.”
Konferansta İİBF ÇEKO Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Hakan Koçak da söz aldı. Koçak bir bilim emekçisi olarak konuştuğunu ifade ederek “Bilim emekçisi olarak yaşadığım pek çok sorun var. Ama bizler yakınmacı tarzdan kurtulmak zorundayız, umut veren bir dilimiz olmalı, pek çok sorun sayabiliriz ama çözüm üretmek zorundayız. Sendikalar kapılarını işçilere ve herkese kapatmış durumda bundan bir an önce kurtulmalıyız. Örneğin şimdi yeni anayasa tartışmaları var, sendikalar çıkmalı ve bu sendikal barajlarda dahil olmak üzere tüm bu yasaların yeniden düzenlenmesi için taraf olmalıdır. Böyle bir anlayışla ancak bir sınıf olarak çıkabiliriz. Bu konferans umarım buna vesile olur “ dedi.

SENDiKACILARIN ÜCRETLERi iŞÇi ÜCRETLERi SEViYESiNE ÇEKiLMELi

Konferansa katılarak konuşma yapan TÜMTİS Eski Genel Başkanı ve Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu, sendikaların pek çok sorunu olduğunu ifade etti. Topçu, “Bakın bu ücret meselesi önemli. Sendikacıların aldığı ücretler onların işçiden uzaklaşmasına neden oluyor. Sendikacıların ücretleri işçi ücretleri seviyesine çekilmelidir. Sınıf mücadelesi yükseldiği zaman bu sendika bürokratları zaten ya gidecekler ya da sınıfın taleplerini savunmak zorunda kalacaklar. O güne kadar bizler işçiler sendikacılara baskı yapmalıyız. Ancak böyle bir basınçla onlar görevlerini yapmak zorunda kalacaktır. Her yerde namuslu, dürüst sendikacılar ve ileri işçiler var. Sendikaların yeniden mücadele odağı olmasında bu işçilere önemli görevler düşüyor” diye konuştu.

ALINAN KARARLAR

Sendikal Konferans’ta alınan 30’a yakın kararın bazıları şunlar:
* Sendika büroları emekçilerin yaygın olarak kullandıkları mekanlar haline getirilmelidir. Gerekirse sendikalar emekçilerin işçilerin yaygın olduğu semtlere taşınmalı bürolar oluşturulmalı.
* Bu konferanslar yaygınlaştırılarak devam ettirilmeli, Kocaeli işçi kurultayının düzenlenmesi için kurultay düzenleme kurulu oluşturulmalı.
* Sendikaların seçimleri şeffaf hale getirilmeli ve doğrudan işçilerin katılımıyla yapılmalı. Tüm organlara seçim aynı anda yapılmalı, (İşyeri temsilciliği, şube, genel merkez, konfederasyon) görevini yapmayan yöneticiler geri çağrılabilmeli.
* Geçmiş mücadele deneyimlerinden başlayarak işçilere yönelik eğitimler sistemli ve sürekli olarak yapılmalı, bu konuda bilim dünyasıyla gerekli işbirliği sağlanmalı.
* Mücadeleci sendikacıların bir araya gelmesi gereklidir.
* Sendika bütçeleri her kademede şeffaf olmalı, genel merkezin şubeler üzerindeki mali baskısı sona erdirilmeli.
* Profesyonel sendika yöneticilerinin alacakları maaşların işçi maaşının üzerine çıkması engellenmeli, sendika tüzükleri buna uygun hale getirilmeli.
* Sendikal barajlar ve noter şartı da dahil sendikaların önündeki yasal engellerin kaldırılması için çalışmalar yapılmalı.
* Sendika içi demokrasi, işyerlerinden başlayarak merkeze ve konfederasyonlara kadar taşınmalı.
* Sendikacılığın bir meslek haline gelmemesi için tüzüksel önlemler alınmalı.
* Yeni anayasa tartışmalarında işçilerin kendi hak ve çıkarları için taraf olmaları ve müdahale etmeleri.
* Kocaeli’de sendikalar birliğinin yeniden kurulması için gerekli çalışmalar yapılmalı.
Meltem Akyol
www.evrensel.net