Burjuvaziyi ‘anlamıyorum!’

Londra’da 1900’lü yılların başlarında “Beşinci uluslararası beyaz kadın ticaretine karşı savaşım kongresi” gerçekleşiyor.


Londra’da 1900’lü yılların başlarında “Beşinci uluslararası beyaz kadın ticaretine karşı savaşım kongresi” gerçekleşiyor. O zaman düşesler, kontesler, piskoposlar, papazlar, hahamlar, polis memurları ve her türden burjuvalar düzenliyor kongreyi. Bu kongreye dair Lenin’in “Gençlik Üzerine” adlı eserinden alıntı yapacak ve bugün yaşanan kadın sorunlarıyla o zaman kongrede burjuva bayların aldığı kararları karşılaştırmaya çalışacağım…
“ Kongrenin zarif burjuva delegeleri hangi savaşım araçlarını istedi? Başlıca iki: Din ve Polis. Fuhşa karşı en etkili ve en güvenli panzehir, görün işte bu. Leipzer Volkszitung* Londra muhabirinin bildirdiğine göre bir İngiliz erkek delege, pezevenkliğin cezası olarak parlamentoda dayak cezasını savunmuş olmakla böbürlendi. Fuhşa karşı savaşımın hele şu çağda ve “uygar” kahramanına bakın!
Kanadalı bir hanım, “düşmüş” kadınları gözetim altında tutmakla görevli polis ve kadın polis müfrezeleri karşısında kendinden geçtiyse de ücretlerin artışı konusunda kadın işçilerin daha iyi ücretlere layık olmadıklarını belirtti.
Bir alman papaz, halk içinde gitgide yayıldığını ve serbest aşkın yayılmasını kolaylaştırıldığını söylediği çağdaş materyalizme karşı aforozlarını savurdu.
Avusturya Delegesi Gertner, fuhşun toplumsal nedenleri, iş, ailelerin gereksinim ve sefaleti, çocukların emeğinin sömürülmesi, dayanılmaz konut koşulları vb. sorununu ortaya atmaya kalkışınca, düşmanca haykırışlar konuşmacıyı susturdu “ diye yazıyor kitapta.
1900’lü yılların başında burjuvalar tarafından gerçekleştirilen “fuhşa karşı çalışma” ile 2010 yılında ki Türkiye burjuvalarının fuhşa karşı çalışmalarını karşılaştıracağımı yazımın başında belirtmiştim. 1900’lü yıllarda burjuvazinin kadınlar için nasıl düşündüğünü Lenin’in “Gençlik Üzerine” adlı eserinden alıntı yaparak kısaca anlamış olduk.
O tarihten neredeyse yüz yıl sonra Türkiye kadınlarının koşulları neler Türkiye burjuvazisi ne yapıyor?
Her gün Türkiye’de işsiz kadınların oranı yükseliyor, ekonomik gücü bu yüzden elinde bulunduramayan kadınlara eşleri tarafından bulaşıklar ve kirli çamaşırlar gösteriliyor. Köle gibi davranılıyor. Bunun üstüne kadının eşi de işsiz kalırsa her akşam kavga…
Türkiye’de kadınlar için başta şiddet yaşamın her alanında rastlanabilen bir olgu. Aile içinde, okulda, sokakta, işyerinde... İşyerlerinde şiddeti ekonomik ve duygusal şiddet diye ayırabiliriz. İşyerlerinde kadınlara erkeklere göre daha az ücret verilmesi, yönetim gibi yerlere alınmaması gibi uygulamalar ekonomik şiddettir. Duygusal şiddete ise daha çok genç kadınlar maruz kalıyor. Bakışlarla rahatsız edilmek gibi…
Tecavüzün durumu ise ortada her 6 dakikada bir suç olarak işleniyor tecavüz. Fakat Londra burjuvaları gibi Türkiye burjuvaları da din kıskacı altına kadınları almayı başarmıştır. Bu yüzden taciz ya da tecavüze uğrayan kadınların yüzde 90’ı, din kıskacında “Aile şerefini, aile mensubu kadınların bedeni üzerinden tanımlamayı” şırınga edinilmiş ve bu yüzden dava açmayı bırakın kimseye söyleyemez hale getirilmiştir.
Eğitim sistemi ise erkek ve kız öğrencileri aynı masaya oturtmuyor, yan yana gezdiklerinde uyarıyor gerekirse ceza vereceklerini söylüyor. Eğitim sisteminin hedefi ise kız ve erkek öğrencileri komple ayıracaklarına dair çalışmalar. Cinsel eğitimin bile müfredatta olmadığı eğitim sistemi böyle yaparak kadınları erkeklere yalıtma projesi içerisine de giriyor. Beraber sosyalleşmeleri engellenen yasaklanan gençler ise bilinçleri bulanıyor ve daha pis bir bataklığın içine sürükleniyor: Taciz! Yine Londra burjuvaları gibi Türkiye burjuvaları okullarda sivil polis rakamlarının artırılmasını tavsiye ediyor, böylelikle “Tacizin son bulacağına inanıyorlar” bak hele sen şunlara Londra burjuvazisinin şıp demiş burnundan düşmüşler herhalde…
Tarihte kadınların yaşadığı daha fazla sorun olduğunu biliyorum fakat kitabı okuduğumda dikkatimi çektiği için sadece bu kadarını paylaştım. Burjuvazi bu tarz propagandalara nasıl da giriyor “anlamıyorum”. Sorunların varoluş nedeni ortada; burjuvazi ve onun sistemi kapitalizmin getirileri. İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk vb. birçok şey…
Durmayalım ve şu yüz yıl önceden yuhalanan Avusturya Delegesi Gertner gibi yuhalansak bile çıkıp meydanlara işsizliğe karşı, tacizlere karşı, yoksulluğa karşı, nitelikli bir eğitim için, “Gündüzlerinde boş gezilmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir ülke için” haykıralım.
Eğitim sistemini tartışmak için perşembe günü (yarın) saat 15.30’da Kayseri İnşaat Mühendisleri Odasında toplanıyoruz bu sefer biz yuhalanan değil yuhalayan olacağız!

*Leipziger Volkszeitung (Leipzig Halk Gazetesi), Alman sosyal-demokrasisinin yayını. 1894-1933 arasında günlük olarak yayınlandı.
VELİ ŞAHİN Kayseri
www.evrensel.net