Sömürü devam edebilsin diye!..

Kurban Bayramı nedeniyle, devlet büyüklerimizin her biri birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma mesajları yayınlamakta, adeta, yarışa giriştiler. Muhteremlerin anlattıkları Türkiye, bildiğimiz, içinde yaşadığımız Türkiye değil, sanki. Her yer güllük gülistanlık, insanlar keyif ve bolluk içinde yüzüyor; hemen hemen bütün sorunlar çözülmüş gibi bir görüntü var, anlatılanlarda.


Kurban Bayramı nedeniyle, devlet büyüklerimizin her biri birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma mesajları yayınlamakta, adeta, yarışa giriştiler. Muhteremlerin anlattıkları Türkiye, bildiğimiz, içinde yaşadığımız Türkiye değil, sanki. Her yer güllük gülistanlık, insanlar keyif ve bolluk içinde yüzüyor; hemen hemen bütün sorunlar çözülmüş gibi bir görüntü var, anlatılanlarda.
Yetmiyor; Türkiyeli dernek ve vakıfların ülke içi ve dışındaki yardım ve dayanışma etkinlikleri çıkarılıyor, karşımıza. Adı lâzım değil bir takım derneklerin, yoksul ailelere, kimsesiz çocuklara ve yaşlılara bayram ziyaretleri yapıp, et vb. yardım malzemeleri dağıtarak, gönül alma görüntüleri getiriliyor, ekranlara. Bu da yetmiyor; daha Deniz Feneri skandalı unutulmadan, yurt dışına taşıyorlar, bu kutsal (!) dayanışmayı. Pakistan’daki Müslüman halklara, Bosna’daki Sırp mağdurlarına, Haiti’deki kolerazedelere kadar ulaştırıyorlar, yardım ellerini.
Ama bu muhteremlerin hiç birisi, ülkemizde ve dünyanın geri kalan her yerinde yoksulluğun, işsizliğin, eşitsizliklerin ve haksızlıkların ortadan kaldırılması için tek kelime bile söylemiyorlar. Oysa ülkemiz, on yıllardır devam eden işsizlik ve yoksullukla boğuşan; eğitim ve sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamayan; 30 yıldır sürdürülen kirli savaştan zarar gören insanlarımızın sesini duymamakta ısrar eden hükümetlerce yönetiliyor. Bu hükümetler ki, ülkemizin ikili-çoklu ilişkilerden kaynaklanan “bağımlılık” konumundan; özelleştirmeler sonucu oluşan işsizlik, yoksulluk ve geleceksizlik durumundan adeta, habersizdirler. Giderek artan dış borçlardan ve sürekli açılan ithalat- ihracat makasından rahatsız değildirler. Çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazı sayılan düşünce, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün ülkemizde hâlâ suç sayılması; cezaevlerinin doluluk oranı hiç ilgilendirmez, onları.
Sendikalara üye oldukları için işten atılan işçilerin durumu, ancak, polis-jandarma saldırıları aşamasında ilgilerini çeker onların. O zaman da suçlu konumundadır çalışanlar. Göz altına alınanlar da, tutuklananlar da işçilerdir. Çocuk mahkumlar, cezaevlerinde tutulan gazeteci ve yazarlar, umurlarında bile değildir, onların.. Çünkü adalet, gerçek anlamda “MÜLK”ün temelidir, onlar için. Kamu çalışanları için de aynıdır, durum. Kadrosuz, iş güvencesiz, esnek, sözleşmeli ya da ücretli çalışma koşulları, iş bulabilmiş kişiler için, bir lütuf olarak dayatılır. Çünkü onların yapmakta oldukları işleri, belki de çok daha az bir ücretle yapmak için sırada bekleyen milyonlarca işsiz vardır, kapıda. Seçilen yol, işçilerin, işsizlerle terbiye edilmesinden başka bir yol değildir.
Ama ne yazıktır ki, özellikle devlet televizyonlarında ve yandaş ekranlarda görüntüye getirilen yardım dernekleri ve vakıfların, bu durumlardan haberleri yoktur, sanki. İyi ki, Kurban Bayramı gelmiş ve onlar da böylesi bir yardım etme olanağı yakalamışlardır. Birikimleri ve olanakları da fena değildir, hani! Gazze’ye sefer eyler bazıları; bazıları da daha uzaklara ulaştırırlar yardımlarını. Ama burunlarının dibindeki yoksulları, işsizleri, açları ve kimsesizleri görmezden gelirler. Yoksulluğu ve yolsuzlukları ortadan kaldırmak için bir adım bile atmazlar; eşitsizlik ve adaletsizliğin temel nedeni olan emperyalist- kapitalist sistemin de farkında değildirler. Onlar, yardımı ve yardıma muhtaç durumda olanları çok severler, sadece.
Ne iyi değil mi? İnsanlar muhtaç bir durumda olsunlar ki, yardım eder görünerek, onları tekrar ve tekrar sömürme olanağı hiç bitmesin...
Yine de kurban bayramınız kutlu olsun mu?
M.Kâmil Bal / İzmir
www.evrensel.net