Çapsız tiradın anlattıkları

"At sahibine göre kişner” denir ya, bu medyada da aynen böyle. Sahibi kimse ona göre, onun çıkarlarına göre yayın yapar medya organları


"At sahibine göre kişner” denir ya, bu medyada da aynen böyle. Sahibi kimse ona göre, onun çıkarlarına göre yayın yapar medya organları. Televizyon, bunun görsel olarak en gelişmiş örneklerini en yaygın şekilde sunma becerisine sahiptir. Bu bakımdan düzene eleştirel bir gözle bakabilenler için de önemli bir laboratuardır. Spor medyasına gelince, bu laboratuar bir panayır halini alır.
Spor ve spor basını sistemin önemli ideolojik uzuvlarından biri haline getirildiği ve dinamikleri militarizm, milliyetçilik ve cinsiyetçilikle harmanlandığı için onun aracılığıyla düzenin en realist fotoğraflarını çekebilirsiniz. Bu fotoğraflar realist olmalarından mütevellit eleştirel gözlere bir o kadar da can sıkıcı gelir. Ne de olsa gerçektir ve günümüzün gerçekliği en kibar tabirle mide bulandırıcıdır.
13 Kasım 2010’da oynanan Bursaspor-Trabzonspor maçı sonrası Bursaspor TV’de karşımıza çıkan spiker Seda Çapçı ülke sporundaki tüm çarpıklıkları 16 dakikalık hezeyan tiradına sığdırmayı başararak bu alanda önemli bir kaynak vazifesi gördü. Her cümlesinden fanatizm, hazımsızlık, erkek egemen söyleme bulanmış bir cinsiyetçilik, sosyal ırkçılık ve ayrımcılık akan Çapçı’nın mevzubahis sözlerini internete erişme olanağınız varsa kolayca dinleyebilirsiniz. Ben yine de o meşum cümlelerin üzerinden gitme ve sakatlıklarını teşhir etme niyetindeyim.
HEGEMONİK
KÜLTÜRÜN ÖZETİ
“Biz bağrımızda, içimizde yaşattığımız Trabzonluları her zaman kanıksadık, kendimizden gördük, ayırt etmedik. Zaten T.C hudutları içerisinde bu dili konuşan, ben Türk’üm diyen herkes Türk’tür, kardeştir. Burada ekmek yediler, burada kazandılar. Biz mutlu olduk, hiçbir zaman bu ayrımı algılamadık ama bize algıda seçicilik yaptırdılar. Onları hemşeri kabul etmiştik, meğer değillermiş.” Çapçı’nın şoven, sosyal ırkçı ve banal faşist söylemlerin en klişelerini derleyerek seslendirdiği bu türküye sebep olarak gösterdiği şey Trabzonsporlu taraftarların galibiyetlerini kutlamaları, “Bize her yer Trabzon” gibi sloganlar atmaları, “Bursa pabucu yarım çık dışarıya oynayalım” demeleri. “Küfür ettiler” de diyor Çapçı, etmişlerdir doğrudur ama bu, Çapçı gibi tüm şehre yayın yapan bir kanalın spikerinin tavrını haklı çıkarır mı? Bursa’daki Karadenizli ve Trabzonlu nüfus epey fazladır. Çapçı’nın fanatizmle dışa vurdukları kentteki ayrımcı, tepeden bakan, ötekileştirici görüşleri ortaya dökmekle kalmıyor televizyon aracılığıyla bunları yaygınlaştırıyor ve besliyor da.
Çapçı burada kalmıyor. Üzerine futbol taraftarlığı elbisesi geçirilmiş erkek egemen söylemleri, “yiyorsa, çıkışta bekleyin ulan” düzeyiyle şakımaya devam ediyor. Biliyorum, benzetme ve mübalağa sanatlarına başvurduğumu sandınız ama vallahi öyle değil. Şöyle diyor spikerimiz: “Madem her yer Trabzon diye tezahürat yapmayı biliyorsunuz, maç çıkışı Heykel’e gelseydiniz. Özellikle de Bursa’da EKMEK (burası vurgulu) yiyen Trabzonlulara sesleniyorum. Haydi giyin formalarınızı, çıkın gelin, bekliyorum. Gelemiyorsunuz çünkü…”
Bu noktada Çapçı, fanatizmin dayattığı yaygın bir saçmalığı da dillendiriyor: “Kendini, taraftarı olduğu takımın sözde karakteriyle özdeşleştirmek.” Çapçı’ya göre Bursaspor asil ve büyük bir camia bu sebepten “hayali bir cemaat” (Benedict Anderson’ın bu tabiriyle ulusçuluk-taraftarlık korelasyonuna da selam göndermiş olalım) olan Bursaspor taraftarları da asil, büyük ve elbette kaçınılmaz olarak diğerlerinden daha ayrıcalıklı. “Biz her zaman olgun, asil bir duruş gösterdik. Yendiğimiz zaman karşı tarafı rencide etmeden sevindik, çünkü biz adam gibi(buralar ekstra vurgulu) bir camiayız.”
GERÇEKTEN KÜÇÜK, KÜÇÜĞÜ DESTEKLESE…
Seda Çapçı örneğinde de gördüğümüz gibi kadınların “adam gibi” benzeri cinsiyetçi söylemleri niye benimsediğini tüm bu tiradı dinleyince kestirmek zor değil. Çapçı, bu ülkenin nahoş fotoğrafını neredeyse eksiksiz bir şekilde vermeyi başarıyor. Futbol maçında alınan bir mağlubiyet, biraz sinir bozukluğu, biraz hazımsızlık birikmiş tüm nefreti, ayrımcılığı ve ideolojik çiğliği yansıtmaya yeterli.
Bu arada atlamayalım. Trabzonspor cephesinden Seda Çapçı’ya gösterilen kimi tepkiler de tüm bu “güzel ortam”la gayet kafiyeli. Çapçı’nın işine son verilmesi üzerine, “Biz adamı böyle kovdururuz”’dan başlayarak galiz küfürlere uzanan reaksiyonlar aslında Çapçı’nın varlık sebebi. Egemenlerin dilini kullanarak nefret saçan, birbirinin kopyası 2 ayrı kutuptan başka bir şey olmadıklarının maalesef farkında değiller.
Gazetelerde Trabzon’un başarısı üzerine atılan manşetleri, “Küçük, küçüğü desteklermiş her zaman, hayatta da böyledir bu…” diye tanımlayarak sonlandırıyor tiradını Çapçı. Eh, böyle sözler sarf eden birinin “küçük” kelimesiyle imlediklerini, kastettiklerini anlamak zor olmasa gerek. Umarız öyle olacak Seda Çapçı, size göre “küçük, sıradan, asil olmayan, bayağı insanlar” birbirini desteklemeye başlayacak ve egemenlerin değerlerini bir virüs gibi oradan ortaya taşıyan, sizin gibilerden kurtulacağız…
M.Fabian Sözmen
www.evrensel.net