Karikatür, sizi sevenleri bile kızdırabilmeli

Semih Poroy, 35 yıllık çizerlik yaşamına göndermelerde bulunduğu retrospektif bir sergi açıyor.


Semih Poroy, 35 yıllık çizerlik yaşamına göndermelerde bulunduğu retrospektif bir sergi açıyor. İlk dönem çizgilerinden örneklerin de yer aldığı “artı 35” başlıklı sergide Poroy’un değişik dönem karikatürleri, çizgi-roman parçaları, illüstrasyonlar da bulunuyor. Perşembe günü Karaköy’deki Schneidertempel Sanat Merkezi’inde açılacak sergi aynı zamanda, yayımlanmış çizimlerin eskizlerini, bir karikatürün orijinal duruma gelene kadar geçirdiği aşamaların taslaklarını ve Poroy’un resimlediği kitapları da içeriyor.
Basın karikatürcülüğünün eski pırıltılı günlerinden uzak olduğunu vurgulayan Poroy politikacıların, karikatürcünün en uzak durması gereken kesim olduğu görüşünde. Sergi telaşı içinde yaptığımız söyleşide Poroy’dan çizgi tadında yanıtlar aldık;

Noktalanmamış 35 yıllık çizerliğiniz sürecini kurcalarsak “Karikatür” basınımızda nasıl bir yol izledi?
Basın karikatürü disiplin isteyen bir şeydir. Bu alanda kalmak istiyorsanız o disipline uymak gerek. Yapışkan olmadan, ama ısrarla çizmek, yayımlatmak baş koşuldur. Bilgilerinizi de tazelemek zorundasınız; eski bilgilerle yeni durumların karikatürü yapılamıyor. Bunları dedikten sonra sorunuza şöyle yaklaşabilirim: Bu 35 yılda karikatürden birçok arkadaş gelip geçti. Kimisi bu disipline uymadı, kimisi disipline zaten girmedi.. Kimisi de karikatüre biraz da günün modası diye takılmışlardı, bıraktılar. Bilgilerini güncellemeyenler de oldu; karikatürü bırakmadılar ama karikatür onları bıraktı. Biliyorsunuz Turhan Selçuk’un kaybıyla basınımızda 50 Kuşağı’ndan kimse kalmadı. Editoryal karikatürü bizim kuşağın bazı isimleri sürdürüyor. Karikatürün günlük basındaki eski, pırıltılı günlerinden uzağız.
HAKİM ANLASIN YASA ANLAYAMASIN
TCK’nın ifade özgürlüğünü sınırlayan, dolayısıyla halkın bilgilenme özgürlüğünü yok sayan, 288’inci madde gibi, basının üzerindeki ağır baskıcı yasalara rağmen güçlü, özgün ve özgür çizginizi nasıl koruyorsunuz?
Cumhuriyet’in unutulmaz çizeri Ali Ulvi derdi ki: “Kritik zamanlarda, hâkimin anlayacağı ama yasanın anlamayacağı biçimde çizin.” Bu, şu demekti: Öyle çizin ki, içinde ağır eleştiri olsun ama yasada karşılığı olmasın; hâkim, ceza vermek istese bile uygun madde bulamasın. Şunu da unutmayalım; iyi bir yasa kötü uygulayıcı elinde kötü yasa, kötü bir yasa ise iyi uygulayıcı elinde iyi bir yasa olabilir.
Mizahın sevdiği iktidar olur mu ya da iktidardakilere sempati duymanız sizin muhalif tavrınızı etkiler mi?
Mizah iktidarı sevebilir, neden sevmesin. Örneğin; iktidarda, kolay çizilebilen, portreleri rahatlıkla benzetilebilen başbakanlar, bakanlar varsa karikatürcü o iktidarı sever; tipleri pek karikatüre gelmeyen başka bazı hükümetlerden ise şikâyetçi olabilir. Biz çizerler şu anda iktidardaki hükümeti seviyoruz; maşallah hepsi de “çizgiye gelen” işler yapıyorlar! Şaka bir yana, karikatürcünün en az yüz yüze gelmesi gereken kişiler politikacılardır. Karikatürcü, basında, bağımsızlığını en çok koruması gereken kişidir; öyle ki, bazı karikatürlerinize sizi seven insanlar bile kızabilmelidir.
Karikatür çizebilmenin yolunun çok çizmek ve komik olmanın yanı sıra bilgili ve kültürlü olmaktan geçtiğini söyleniyor. Bu sizce yeterli mi?
Aktardığınız nitelikler bir karikatürcüde bulunursa iyi olur şeylerdir. Fakat bunları sağlıklı bir siyasal dünya görüşü prizmasından geçirmiyorsanız pek bir şeye yaramazlar, en çok genel müdür filân olursunuz.
Karikatür yarışma ve jürilerine katılmıyorsunuz. Uluslararası planda günümüz yarışma kriterleri, jürinin yetkinliği konularında eleştiri ve önerinizi alabilir miyiz?
Karikatür yarışmalarının ciddiyeti konusunda kuşkularım olduğu için neredeyse 25 yıldır o ortamdan uzağım. Bir şey önermem bilgiçlik taslamak sayılabilir. O yüzden beni affedin.
Artı 35 yıl bağlamında bir kitap tasarınız da olacak mı?
“artı 35”le doğrudan bağlantılı olmamakla birlikte bir kitap tasarlamaktayım. Maketi, sayfa düzeni bitti gibi. Sergi hazırlıkları sırasında şimdilik bir kenara koydum. Sergi açılışını izleyen hemen sonraki günlerde gerçekleşme çalışmaları yeniden başlayacak. Sergiye yetişmesi için ısrarcı olmadım. Sergi açılışına yetişen bir albüm ortamı bir anda kitap imza gününe çeviriyor. Bunu istemedim. Gelen arkadaşlarla bir iki kadeh şarap eşliğinde sohbet edip şakalaşmak en iyisi. (İstanbul/EVRENSEL)







35 YILDAN SEÇİLMİŞ ÇİZİMLER ‘ARTI 35’TE
Semih Poroy (d:1954) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimine son sınıfta veda ederek tümüyle çizgi yöneldi. İlk karikatürleri 1975’te “Akbaba”da yayımlandı. Dergi, 55 yıllık yayın yaşamının ardından 1976’da kapanınca, sol çizgideki birçok gazete ve dergide karikatürleri yayımlandı. 1977’de serbest çizer olarak haftalık çizimler vererek başladığı “Cumhuriyet” gazetesinin kadrosunda 1989’dan bu yana günlük bant-karikatürü “Harbi”yi hazırlamaktadır. Ayrıca, beş yıldır Cumhuriyet’in haftalık ‘Kitap’ eki için, edebiyat dünyasını “hiciv”eden göndermeler yaptığı “Feklavye” başlıklı tam sayfa karikatür-parodi’yi çizmektedir. Sanat ve kültür dergilerinde karikatür üzerine birçok yazısı yayımlanmış olan Poroy’un “Portreler” (1998), “Meyhane Peçeteleri” (1998), “Gölgenizi Kullanabilir miyim?” (1999), “Feklavye” (2008), “Ohne Worte” (2008-Almanya’da yayımlandı.) adlı beş karikatür kitabı bulunuyor. Çizer Semih Poroy’un karikatürleri Perşembe günü Karaköy’deki Schneidertempel Sanat Merkezi sergilenmeye başlıyor. Bu yıl basın çizerliğinde 35. yılını geride bırakan Poroy’un sergisinin adı bu yüzden “artı 35”. Sergide, çoğunluğu yakın dönem karikatürler olmakla birlikte, sergide, 35 yıldan seçilmiş çizimler de yer alıyor.
“Artı 35” 31 Aralık’a kadar izlenebilir.etişim için: 0 212 249 01 50/ www.schneidertempel.com



Gülçin Gülan
www.evrensel.net