ALBATROS

  • Dostum Sait Çetinoğlu, bana bir çağrı iletti Nevin Berktaş ile ilgili olarak. Yine bir 12 Eylül direnişçisi… İnfazı yakılarak 5 yıl içerde kalması sağlanmış, Adalet Bakanlığı Cezaevleri Yönetiminin intikamcı, zalimane uygulamaları ile. 19 Aralık kıyımının mimarı olan kişi, daha sonra HSYK üyeliği ile taltif edilecekti.


    Dostum Sait Çetinoğlu, bana bir çağrı iletti Nevin Berktaş ile ilgili olarak. Yine bir 12 Eylül direnişçisi… İnfazı yakılarak 5 yıl içerde kalması sağlanmış, Adalet Bakanlığı Cezaevleri Yönetiminin intikamcı, zalimane uygulamaları ile.
    19 Aralık kıyımının mimarı olan kişi, daha sonra HSYK üyeliği ile taltif edilecekti. Ve bu kişi HSYK’nın, halen “Reforma uğramış” yeni kurulun bir parçası hâlâ. Kurulda kalmasının gerekçesi ise, “Yeni HSYK’ya deneyim aktarma misyonu!”
    Söz konusu kişi bugün kendini savunmak için, imha operasyonunun Bakanlar Kurulu kararı ile yapıldığını söylüyor. Haklı olduğu tek noktanın bu olduğu söylenebilir, ancak bu onun doğrudan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kıyımın siyasal sorumluluğu ise, doğrudan Ecevit-Bahçeli Koalisyon Hükümetinin üstündedir.
    Şu anda hasta tutsakların zamana yayılmış acımasız kıyımı inatla sürdürülüyor. Eski cumhurbaşkanı, resmi ideolojiye angaje oluşuna karşın, birçok siyasal tutsağın sağlık nedeniyle serbest kalmasını sağlamışken, Bay Gül bu konuda çok duyarsız. Ama kamuoyunun sessizliği de onu bu kayıtsızlığa itmiyor mu?
    Bir yandan hukukun temel ilkelerinden, temel haklardan çok ideolojik seçimine göre davranmayı tercih eden sözde hukukçular, öte yandan Hipokrat yeminini çiğneyen sözde doktorlar. Hukuk ve tıp ettiğine bağlı kalan kimi hukukçular ya da doktorlar ise, diz boyu sıkıntı yaşıyor. Ya da mesleklerinden olabiliyorlar.
    İnsan Hakları Vakfı başkanı olan Prof. Şebnem Korur Fincancı , Adli Tıp Kurumunun “angaje” tutumunu eleştirdiği için, kendi meslektaşları tarafından “Hakaret” gerekçesi ile mahkemeye verilebiliyor. Ama aynı Adli Tıp Kurumu mevzisini Japon askeri gibi inatla koruyarak, ölüme yakın hasta siyasal tutsaklar için içerde tedavi edilebilir raporu verip, tahliyelerini engellerken, Ergenekon sanıklarına “Hastanede yatma” raporları bahşedebiliyor.
    İstiklal Caddesi’nde hasta tutsaklar için az sayıda insanın katılımı ile yapılan yürüyüşler, insanın yüreğini biraz daha isyana sürüklüyor.
    Bir insan nehri caddeden akarken, toplumun sergilediği duyarsızlık…
    Almanya’daki yazar ve aydın çevrelerin Doğan Akhanlı davasına gösterdiği tepki, medyanın bu davayı ele alması, en azından hakimleri dava dosyasını dikkatli okumaya sevk etti ve ilk duruşmada savunma dürüstlük abidesi olan şahitlerin dinlenmesini sağladı. Ve Akhanlı serbest kaldı. Ama Babasını , tıpkı Annesi ve Kardeşi gibi, bir daha asla göremeyecek olması, ona verilmiş en ağır haksız ceza değil mi?
    Ve bu cezanın temyizi de yok!
    Akhanlı davasında sonuç alındı ama, Çevirmen ve İnsan Hakları Savunucusu, Sosyalist Basın Mensubu Suzan Zengin, hâlâ zindanda, Bakırköy Kadın ve Çocuk Cezaevinde. Uluslararası ve ulusal yazar ve çevirmen kuruluşlarını Suzan Zengin ile dayanışmaya çağırıyorum
    Ve yine bir yazar, üstelik siyasal tutsakların kimliğini imha etmek için Adalet Bakanlığı ve JİTEM işbirliği ile inşa olunan tecrit cezaevlerini inceleyen bir kitabından dolayı hapse kondu.
    Mahkeme kararı ve Yargıtay onayı ile!
    Ankara Düşünce Özgürlüğü platformunun hapisteki Yazar Nevin Berktaş’a destek için imzaya açtığı metin şöyle:
    “Nevin Berktaş, 1980’den itibaren yaklaşık 22 yılını cezaevlerinde geçiren, ülkemizde en uzun süre hapis yatmış kadın siyasi tutukludur. Cezaevlerinde kaldığı süre boyunca faşist yaptırımlara boyun eğmediği için, hücre cezası da dahil, birçok cezaya maruz kalmış ve infazı yakılarak yıllarca içeride tutulmuştur. Bu hukuk dışı uygulamalar yetmezmiş gibi, 5 yıl 8 ay gibi uzun bir süre de fazladan yatırılmıştır. 2007 yılında tahliye olduktan üç yıl sonra, 3 Kasım 2010 tarihinde, bu kez içeride yazdığı bir kitaptan dolayı yeniden tutuklanmıştır.
    Berktaş, devletin “F Tipi cezaevleri”ne geçişe hazırlandığı bir dönemde, 12 Eylül cezaevlerindeki hücreleri ve o hücrelerde geçirdiği işkenceleri anlatan “İnancın Sınandığı Zor Mekanlar: HÜCRELER” adlı bir kitap yazdı. Kitap, Nisan 2000 tarihinde Yediveren Yayınları tarafından yayınlandı. Yayınlandığı günden 7 gün sonra toplatıldı, hakkında davalar açıldı, para ve hapis cezaları verildi. Yasa değişiklikleri ile bu cezalar düştüğü halde, yeniden dava açıldı.
    Geçtiğimiz yıl yayınevi sahibine para cezası; kitabın yazarı olarak Nevin Berktaş’a ise, 10 ay hapis, 461 milyon para cezası verildi ve bu karar Yargıtay tarafından da onaylandı. Avukatları, Nevin Berktaş’ın daha önceden haksız yere yattığı yılları göstererek, bu cezaya mahsup etmelerini talep ettiler. Buna rağmen Nevin Berktaş tutuklanarak Bakırköy Kadın Hapishanesine götürüldü. Bir kez daha kendi yasalarını çiğnediler, hukuk-dışı bir uygulamayı yaşama geçirdiler.
    Bütün bunlar, sözde 12 Eylül anayasasının değiştiği bir dönemde gerçekleşti. Güya 12 Eylülcüler artık yargılanacaktı! Oysa yargılanan yine 12 Eylülü anlatan kitaplar ve ona karşı direnen devrimci ve komünistlerdi. Nevin Berktaş’ın son tutuklanışı, 12 Eylül zihniyetinin aynı şekilde devam ettiğinin bir göstergesi oldu.
    Biz aşağıda imzası olanlar, kitaba ve yazarlarına cezalar yağdıran bu zihniyeti kınıyor, Nevin Berktaş’ın serbest bırakılmasını istiyoruz.”
    Bu çağrıya katılmamak mümkün mü?
    Destek olmak isteyenler şu adrese yönelebilir:
    [email protected]
    RAGIP ZARAKOLU
    www.evrensel.net