Dağlar ve kentler: M. Ali Doğan ömrümüzü çiziyor

Dağlar ve kentler: M. Ali Doğan ömrümüzü çiziyor

Dağlar ve kentler…Mehmet Ali Doğan’ın monokromun ve fotoğrafın sınırında dolaşan resimlerine bakarken, onlara açtığı, artık imzası haline gelmiş geometrik pencerelerden bile önce bu geliyor aklıma.Daha önce bu sayfalarda onun Anadolu Gösteri Merkezi’nin duvarlarına çizdiği ve yıkım tehdidi altında olan 1000 metrekare

Barış Yıldırım

Mehmet Ali Doğan’ın monokromun ve fotoğrafın sınırında dolaşan resimlerine bakarken, onlara açtığı, artık imzası haline gelmiş geometrik pencerelerden bile önce bu geliyor aklıma.

Daha önce bu sayfalarda onun Anadolu Gösteri Merkezi’nin duvarlarına çizdiği ve yıkım tehdidi altında olan 1000 metrekarelik ‘Yer Gök Deniz’ çalışmasından bahsetmiştik (http://goo.gl/FI6Wg). Doğan, resimlerini, geçtiğimiz aylarda Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi’nde ‘Sınırlanmış Alanlar’ başlığı altında sergiledi. 11-30 Mart 2011 tarihleri arasında Ankara’daki Galeri Soyut’ta gerçekleşecek kişisel sergisinde ise Ege’deki sergiye ek olarak yine aynı tema çerçevesinde dolaşan yeni resimlerini görebileceğiz.1994’ten bu yana onlarca kişisel ve karma sergiye katılan ve ödüller alan ressam, Hacettepe Güzel Sanatlar mezunu. Doğan, 1970 Elazığ doğumlu. Fakat aslında onun doğduğu topraklar Elazığ ile Dersim arasında kalan ve kültürel olarak Dersim dokusunu yansıtan topraklar.

Bu iki kentin sınırını çizen Peri Nehri’nin kıyısında, bağrına doğduğu sıradağlarla yaşamının geri kalanını geçirdiği kentler, onun tuvallerinde neredeyse hep aynı sırayla boy gösterir. Arkada, bir anıdan çıkmışçasına soyutlaştırılmış dağ sıraları, önde yine bir soyutlaştırma perdesinin arkasından görülen, fakat ayrıntıları daha net seçilen kent dokusu.

Kimi zaman bir bayrağı, kimi zaman bir pankartı, kiminde bir aynayı, kiminde klaketi andıran, kiminde ise herhangi bir şeyi anıştırmadan geometrik kesitler gibi duran çerçeveler yahut pencereler ise bu ikili manzaranın üzerine dağılır.

Kırların ağaçları ile –daha az sık karşımıza çıksa da yine de Doğan resimlerinde bir örüntü oluşturan– elektrik direkleri bu resmin vazgeçilmezleri arasındadır. İnsan, bazen de ağaçlar, bazen pozitif bazen negatif film gölgeleri olarak, ara sıra bu dokunun üstüne “asılır”.

BİR ÇELİŞKİNİN VE ÖMRÜMÜZÜN RESİMLERİ

Mehmet Ali Doğan’ın bu sergisinde izlediğimiz resimleri –aslında bu tespit onun resminin geneline de teşmil edilebilir– bir çelişkinin resimleridir: Dağlar ve kentler. İlkinin dalgalı sıralarına karşılık diğerinin üç boyutlu geometrik binaları. İlkinin daha canlı renklerine karşı diğerinin gri tonları. Soyut resim esintili arka plan üstüne ön tarafın fotoğrafik imgeleri.

Elbette hep aynı resmi çizmez Doğan. Bazen ön planı kentlerin beton blokları andıran binalarının yerini düpedüz geometrik beton bloklar alır, bazen de bir kış ormanı, çiçeklenmiş bir ağaç, köy evleri... Bazen dağlar tek dokulu sıralar olmaktan çıkar, ağaçlanır. Bazen bütün resmi kaplar. Ama tüm bu çeşitlemeler içinde iki şey baki kalır: Karşıtlıklara dayanan kompozisyon ile o kompozisyon üzerine açılan irili ufaklı kesit pencereleri.

Belki de her sanatçı gibi hep kendini anlatır Mehmet Ali Doğan. Anıların sisi arasındaki dağlarla bugününün kentleri arasındaki kesintisiz düzlemi. Ve bu düzlem üzerine “asılı” duran resminin gözünü.

Ama her iyi sanatçı gibi anlattığı aslında biz’izdir. Beton yığınlarının soğukluğuyla bağrından koptuğumuz doğanın sıcak anısı, ilkinin somutluğuyla ikincisinin silikliği ve tüm bunların üzerine asılı duran ömrümüz. (Ankara/EVRENSEL)


[email protected]

Galeri Soyut: Yıldızevler mah. 4.cadde (Tagore cd.), Şehit Mustafa Doğan sk. 82/A
Yıldız-Çankaya/Ankara Tel: 0312 438 86 70

www.evrensel.net