İkinci kar da yağdı

Bundan yaklaşık 10 ay önce sendikalaşma kararı alan İleri ve Birsinler Deri işçileri, belki kendilerini bekleyen çetin mücadelenin bilincindeydiler, ama bunun nereye dek uzayacağını onlar da bilmiyordu.

Bundan yaklaşık 10 ay önce sendikalaşma kararı alan İleri ve Birsinler Deri işçileri, belki kendilerini bekleyen çetin mücadelenin bilincindeydiler, ama bunun nereye dek uzayacağını onlar da bilmiyordu. Patronlar, ne kadar zor olursa olsun içerideki kötü koşullara tekrar dönmemek uğruna verilen bu mücadeleyi, Çorlu Organize Deri Sanayi işçilerinden uzak tutmaya çalışıyorlar. Pek çok işçi polis kontrolünde fabrikalarına getirilip bırakılıyor sabahları, akşamları da yine aynı şekilde polis kontrolünde geri götürülüyorlar. Şimdilerde 1999'da olduğu gibi ne deri sektöründe bir kriz var, ne de pazar gittikçe küçülüyor... Tam tersi. Ama işçilerin aksine örgütlü deri patronları, bu direnişin yenilgisinin ve zaferinin ne anlama geldiğinin bilincinde olarak hareket ediyorlar. Direnişteki işçiler "Şimdi sessiz gözüken organizenin gözü kulağı bizde aslında" diyor.

Çizme ve eldiven için sendika "Belimize dek suların içinde çalışıyorduk. Eldiven ve bot vermiyorlardı, isteyince de hemen kapıyı gösteriyorlardı bize. Hakaret ediyorlardı" diyen kadın işçiler, 18 Şubat günü buna "dur" demeye karar verip sendikaya üye olunca, hemen işten çıkarılmışlar. Sadece kendileri mi? Organize'de son derece örgütlü olan deri patronları, hemen diğer fabrikalarda çalışan eşlerini, yakınlarını tek tek tespit edip sokağa atmış. İleri Deri'den Tekin Köz öfkeli sözcüklerle anlatıyor: "Patronlar bizim karşımızda bu kadar örgütlü işte. Anayasal hakkımızı aramak böyle bir baskıyla, işten atmayla karşılanıyorsa, eğer bunlar böyle yapıyorsa biz de direneceğiz, sonuna kadar gideceğiz dedik." Kazandıkları mahkemelerin sayısını unutan işçiler artık avukat da tutmuyor, kendi kendilerini savunuyorlar hakim karşısında. Kurdukları naylon çadırın patronlar ve polis tarafından defalarca yıkıldığını, ama her seferinde kurduklarını söylüyorlar.

Okumayı çadırda öğrendi Çevresi çamur olan alanın içinde tek kuru yer çadırın altı. Oraya da işçilerin ayakları çamur götürüyor. "Biz istedik ki daha iyi koşullarda çalışalım" diyor üç çocuk annesi Sevim Şener, çamurlu zemine bakarak. Çadırda yapılan eğitimlerin, konuşmaların çok büyük yararını gören işçiler, "Eğer bilinçlenmeseydik, bu kadar dayanamazdık" diyor. Çelimsizliğiyle deride nasıl çalıştığına hayret ettiren Emine Kayıkçı ise okumayı yazmayı çadırda sökmüş. "Okuma yazma çok güzel, çok iyi bir şey. Şimdi bir kağıt imzalattıkları zaman ne olduğunu okuyup görebiliyorum, okumadan imzalamıyorum" diyen Kayıkçı, kalemle kağıtla tanışmanın sevincini sendikalı olarak işe dönerek çoğaltmak istiyor. Göz açıp kapatır gibi değil, çetin bir mücadeleyle geçti Çorlu Deri işçileri için 10 ay. Şimdi ikinci kar da yağdı işçilerin üzerine, ama mücadeleyi sürdürmekte kararlı işçiler.

www.evrensel.net