Amman eyleminde soru işaretleri

Ürdün'ün başkenti Amman'daki bombalı eylemlerden önce, 'İsraillilerin otellerden tahliye edildiği' haberi kafaları karıştırdı. Saldırıda Filistinli bir istihbaratçının ölmesi, İsrail ile ilgili iddiaların ortaya atılmasına yol açtı.

Ürdün'ün başkenti Amman'da üç otele düzenlenen bombalı saldırılar, kimi yönleriyle şüphe yarattı. Daha önce, Saldırıyı üstlenen El Kaide'nin Ürdün ordusuna sızdığı açıklanmıştı. İsrailli Ha'aretz gazetesi ise, otellerdeki İsrail vatandaşlarının, patlamalardan önce tahliye edildiğini yazdı. Bir Rus radyosunda saldırıyı değerlendiren Rus milletvekilleri, dikkat çekici iddialarda bulundular. Saldırılardan iki gün sonra, 11 Kasım'da yayınlanan programa katılan Duma Uluslararası İlişkiler Komitesi üyesi Şamil Sultanov, patlamaların Ürdün iç siyasetiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Sultanov, "Son bir yıl içinde, Ürdün'ün eski yönetici kadrosu ile Kral 2. Abdullah arasında çelişkiler başgöstermişti. Bu saldırılar, Abdullah'a ekibini yenilemek, tasfiyeler gerçekleştirmek ve kişisel otoritesini güçlendirmek için iyi bir fırsat yarattı" dedi. Rus politikacı, bombalı eylemlerde İsrail bağlantısı da olabileceğini öne sürerek, "Filistin lideri Mahmud Abbas çok hasta. Amerikalılar, İsrailliler ve Mısırlılar için, İçişleri Bakanı Muhammed Dahlan, onun yerini alabilecek bir lider. Amman'daki otellerden birinde, Filistin'in Batı Şeria istihbarat şefi Beşir Nafi de öldü. Bu ölüm, Dahlan'ın önünü açtı" diye konuştu.

Hariri suikasti Aynı programda konuşan Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden Profesör Vladimir Ahnmedov ise, Suriye ve Refik Hariri suikastine değindi. Ahmedov, Lübnan eski Başbakanı Hariri'nin öldürülmesinde Suriye'nin hiçbir rol oynamadığını söyleyerek, "Bence Hariri'yi Amerikalılar öldürdü. İki hedefleri vardı: Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac. Çünkü Hariri, Chirac'ın çok yakın dostuydu. Amerikalılar Chirac ile Arap dünyası arasındaki bu bağlantıyı koparmak istedi" yorumunu yaptı. Bu arada, Amman'daki saldırıları düzenleyen intihar eylemcilerinden birinin, Irak'ın Felluce kentinde ABD ordusu tarafından Kasım 2004'te gözaltına alındığı, ancak daha sonra serbest bırakıldığı da öğrenildi. Televizyon şov! Diğer yandan, intihar saldırılarından birinde bombayı patlatamayan ve tutuklandığı açıklanan kadın, televizyona çıkarıldı. Ürdün polisince devlet televizyonunda konuşturulan Sacide Mübarek Atruş El Rişavi isimli 35 yaşındaki kadın, kocasının bombayı beline sardığını anlattı. Rişavi, kocasının, beline sardırdığı bombayı nasıl patlatacağını anlattığını, ancak bombanın patlamadığını söyledi. Rişavi , "Kocam ve ben otel lobisinde birer köşe tutmuştuk. Kocam bombayı patlattı. Otelde düğün vardı, kadınlar, çocuklar. Benim bombam patlamadı" dedi.


İsrail biliyor muydu? Amman'daki otellerde 33 Ürdünlü, 6 Iraklı, 2 Bahreynli, 3 Çinli ve Endonezya, Suriye, Suudi Arabistan ve ABD'den birer kişi öldü. Otellerdeki patlamalardan sonra, İsrailli Ha'aretz gazetesi, "Ürdün güvenlik birimlerinin yardımıyla, patlamadan kısa süre önce bazı İsrail vatandaşlarının Radisson SAS Oteli'nden tahliye edildiğini" bildirdi. Nitekim, saldırılarda ölen veya yaralanan İsrailli olmadı. Ancak İsrail ve Ürdünlü yetkililerin baskıları nedeniyle, Ha'aretz, 9 Kasım tarihli bu haberini değiştirdi. Gazete, ertesi günkü haberinde, İsraillilerin tahliye edildiği yönündeki haberin "doğru olmadığınrı" bildirdi. Los Angeles Times gazetesine konuşan eski İsrailli karşı-terör uzmanı Amos N. Guiora ise, "İsrail'deki kaynaklarının, kendisine de bu tahliyelerden bahsettiğini" bildirdi. Guiora, "Bu demektir ki, saldırının olacağına dair kusursuz bir istihbarat vardı. Soru şu: Aynı oteldeki Ürdünlüler neden tahliye edilmedi?" diye konuştu. Patlamalarda ölen 3 Çinli ile ilgili iddialar da bulunuyor. Söz konusu Çinlilerin, Çin Ulusal Savunma Üniversitesi'nden Ürdün'e gönderilen üç askeri yetkili olduğu öne sürüldü.

www.evrensel.net