En alttakiler nereye sığınacak?

Esunyurt'ta en yoksulların sığınağı bodrum katlar, afete karşı "sığınak" olsun diye boşaltılıyor. Çalışma koşullarının bodruma mahkum ettiği işçi ve emekçilerin ise sığınacak başka yeri olmadığından, binlerce aile için evlerinden atılmak en büyük afet aslında!

Gecekondulardan sonra yoksul halkın sığınabileceği en ucuz "konut"lardır binaların bodrum katları. Tavanındaki dar pencereler bile yetmez sanki bir "kuyu"da yaşanıyor hissini silmeye. Güneş, girecek yer bulamaz evin içine. Rutubetten ise önce eşyalar küf tutar, sonra da ciğerler... Kuralsız işyeri koşullarında sigortasız çalışan ve ancak asgari ücret alabilen emekçiler, ya gecekondular da ya da bodrum katlarında oturmak zorunda bırakılır. İşçi ve emekçilerin fabrikalarında en çok sömürüldüğü ve bu yüzden yoksulluğun en derinden yaşandığı beldelerden biri olan Esenyurt'ta ise bodrum katları bile "fazla" görüldü emekçilere. Tüm bodrum katlarının "sığınak" yapılacağı gerekçesi ile boşaltılacağı açıklandı. Beldenin "Depo" denilen semtinde yaşayanlar, kararın iptali için imza kampanyası başlattı.

Yılların emeği Zahide Demirci "kuyu" dediği evini satın alalı henüz 1 sene olmuş. Tapusunu bile üzerine geçirmeden zabıtalar dayandı kapısına, evi boşaltacağına dair tebligatı imzalaması için. Ama imzalamadı. Parsad Piston'da 8 sene çalışan eşinin işten çıkış parası ve 5 senedir Bahçeşehir'deki evleri temizleyerek verdiği emeğin karşılığı ile 10 milyara almıştı evini. Emekçi ailenin yıllardır akıttığı alınterinin boşa gitmesi anlamına geleceği için evi boşaltmamakta kararlı; "Zabıtalar başınızın çaresine bakacaksınız dediler. Ben nasıl bakayım başımın çaresine? Param bodrum katına yetiyordu. 5 yıldır ev işlerine gidiyorum. Aldığım 250 milyon para. Eşim işsiz. 3 çocuğum var. 3'ü de okuyor. Elimizde olanı zaten buraya vermişiz. İmkanı yok beni atamazlar" diyor. İmza kampanyasına katılacağını ve ne yapılması gerekiyorsa yapacağını söylüyor. Ancak bir uyarısı da var; "Tek tek belediyeye gitmekle olmaz. Bir şey yapılacaksa hep birlikte yapmak lazım."

'Ancak ahirette çıkarız yukarı' Songül ve Şerafettin Cengiz ise 2 senedir 150 milyon kira ile oturuyorlar bodrum katında. Şerafettin amcanın 350 milyon olan emekli maaşı ile üst katlarda ev tutmaları mümkün değil. Daha önce gecekonduda oturan Cengiz ailesi "Ne yapacağız çıkartırlarsa, çadır kurarız" diyor endişeli bir halde. Songül hanım bugüne kadar hiç "üst katta" oturmamış; "45 yaşındayım. Gecekonduda oturdum, giriş katında oturdum ama üst kata çıkamadım hiç. Para yok çünkü. Ablam da bodrumda oturuyor. Geçenlerde birisi bana dedi ki 'boşver Songül. Biz de ölende öbür dünyada yukarıya çıkarız." Songül Cengiz'in, "Yalnızca ben olsam neyse bunca fakir fukarayı nereye çıkaracaklar. Herkes işçi, emekçi. Asgari ücret alıyorlar. Onu da ev kirasına mı ödersin, yiyeceğine mi ödersin, yakacağına mı ödersin. Kış da geldi! Eşim 60 yaşında, 60 yaşındaki adamı ha evinden çıkarıp atmışsın ha öldürmüşsün farketmez" sözleri ise uygulama gerçekleşirse neler olacağının habercisi. Zabıtaların depreme ve sele karşı evlerin boşaltıldığını söylediğine belirten Songül hanım, "Bugüne kadar hep sel basacak dediler. Hiç basmadı. Zaten bassa ne olacak? Ölürüz kurtuluruz. 50 milyon su, ceryan parası, 200 milyon ev kirası veriyorsun. Bakkal parası veriyorsun. Kömüre, oduna kalmıyor. Eee, canım bi şey istedi mi gidip onu alıp yiyemiyorsun. Memleketlerimizi bırakmış gelmişiz. Mecburen, burada bodrum katlarında yaşıyoruz."

Yer göstersinler Eşi Şerafettin Cengiz, kendilerine yaşanacak yer gösterilirse çıkacaklarını söylüyor ve ekliyor: "Önce bize ev bulacak, zemini hazırlayacak, ondan sonra gelecek çık diyecek. Burada 70 bin kişi bodrum katlarında yaşıyor. Bu adamlar nasıl çıksın? Nereye çıksın? Bir kişi, üç kişi işi değil ki! Ev bulamazsak kapıda mı kalacağız? Piyasada ev yok. Sadece oğlan çalışıyor. O kadar sene çalıştık yine bodrumda oturuyoruz, o da kira. 300 milyona bile bak hele bi ev bulabiliyor musun? 1 milyar depozit, 300 milyon kira isterler. Nereye gidelim?"


'GEÇİCİ OLARAK DURDURULDU!' Esenyurt Belediyesi Basın Müdürlüğü'nden Metin Karakoç'un gazetemize yaptığı açıklamaya göre, evler sel ya da deprem tehlikesi nedeniyle değil, sığınak yapılması için boşaltılıyor. Uygulamanın geçici olarak durdurulduğunu belirten Karakoç şunları söyledi; "Bu karar Esenyurt Belediyesi'nin almış olduğu bir karar değildi. Afet Yönetmeliği gereği ilçedeki bütün binaların toprak altında kalan bodrum katları sığınak olarak kullanılacak. Ancak bu yerlerde çok sayıda yoksul vatandaş olduğu tespit edildiği için geçici olarak durduruldu. Yoksul insanlarımız 50 -100 milyon daha düşük kira vermek için bu yerlerde oturuyorlar ancak keşke biraz daha kendilerini sıksalar... Okullar tatil olana kadar uygulama durduruldu. Bu evlere karşılık yer gösterilemiyor ancak Beyaz Masa kiralık ev bulma noktasında yardımcı olabilir." "Ya ev sahibi olanlar ne yapacak" diye sorduğumuzda ise şu yanıtı alıyoruz; "Bodrumlar zaten bina sahiplerinin burada. Başka evleri de vardır."


SOKAKTA KALIRIZ

Saniye Karaca Ben 4 aydır burada oturuyorum. Bodrum katları ucuz oluyor. 200 milyon buranın kirası. Buradan çıkartırlarsa başka ev tutacak durumumuz yok. Eşim işçi. O da ameliyatlı olduğu halde zorunluluktan çalışıyor. Asgari ücret alıyor. Çalışan başka kimse de yok. 4 çocuğum var. İkisi okuyor. Diğerleri küçük. Bulsam yine bodrum kat bulacağım. Öyle ikinci üçüncü kat bulamam. Yoksa sokakta kalırım.


EV GÖSTERSİNLER

Yıldız Kılıç 14 yıldır burada oturuyorum. Bir buçuk ay önce Esenyurt Belediyesi'nden zabıtalar gelerek bize bir tebligat verdiler. Bir ay içinde bodrum katta oturanlar evi boşaltacak diye. Sele afetlere karşı insanların güvencesini sağlamak için dediler. Bugüne kadar sel gibi şeyler yaşamadık. Ben ev sahibiyim ama kirada oturan insanların buralardan çıkması için 350 milyon maaşa göre ev göstermeleri gerekiyor. Başka türlü çıkamazlar. Herkes ikince katta balkonlu bir evde oturmak ister. Burada ise insanlar ölümle yaşam arasında yaşıyorlar. Sağlık bakımından da zararlı; soluk almak zor, eşyalar küfleniyor. Bronşite yakalanma tehlikesi daha fazla. Zaten insanlar ölüyorlar bodrumda yaşayarak. Madem vatandaşları düşünüyorlar o zaman insanlara yüksekte ev göstersin.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Sağlık merkezinde
    konfor var personel yok İki ay önce hizmete açılan Manisa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nin 30 kadrosu olmasına karşılık 11 diş hekimi görev yapıyor. Türkiye'nin 27 hastanesinden bir tanesi olan, konforuyla özel hastaneleri bile geride bırakan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, doktor sıkıntısından talepleri karşılayamıyor. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde bir ayda 2 bin 776 hastanın bakıldığını ifade eden Manisa Sağlık Müdürü Ziya Tay, günde 170 hastanın tedavi gördüğünü dile getirerek personel sıkıntısı yaşadıklarını dile getirdi. Yeterli personel olmadığı için hasta yoğunluğunu karşılamada güçlük çektiklerini anlatan Ziya Tay, Manisa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nin Türkiye genelinde 27 merkezden biri olduğunu kaydetti. Tay, "Fiilen iki ay önce faaliyete geçen merkezde şu anda protez bölümü dışında tüm birimler hizmet veriyor. Protez bölümü de ihale aşamasında. Ciddi ölçüde personel açığımız bulunuyor." dedi. Şu anda 11'i diş hekimi olmak üzere 27 personelle hizmet verdiklerini belirten Tay, "Normal kadrosu 30 diş hekimi. Açık kadroların atanması için bakanlık nezdinde de girişimlerde bulunduk. Bakanlık bu yıl sonuna kadar 300 yeni diş hekimi alacağını bildirdi. Bizim en çok isteğimiz çene cerrahisi ve ortodonti uzmanının kazandırılması" diye konuştu.

Talepler karşılanamıyor Mevcut personelle günde 170 hastaya ağız ve diş hizmetleri verildiğini kaydeden Tay şöyle dedi: "Sadece bir ayda 850 diş çekimi, 800 dolgu, 15 kanal tedavisi ve 251 diş temizliği tedavisi olmak üzere 2 bin 776 hastaya bakılıyor." Personel eksiği tamamladığı takdirde il merkezinin ihtiyacı olan ağız ve diş sağlığı tedavilerini yapabileceklerini vurgulayan Tay, bugünkü personelle talepleri karşılayamadıklarını ifade etti. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi İsa Civan ise hasta talebinin yüksek olabileceğini önceden tahmin ettiklerini, ancak bu kadar yüksek olabileceğini beklemediklerini belirterek, iki vardiya çalışmalarına rağmen hasta potansiyelini karşılayamadıklarını vurguladı. Personel yetersizliğinin önemli bir etken olduğunu belirten Civan, personelin tamamlanmasıyla hizmeti daha iyi noktalara getirebileceklerini söyledi.

www.evrensel.net