Saldırı ihtimali masada

Suriye'ye yöneltilen suçlamaları doğru bulmadığını belirten Rusya Bilimler Akademisi'nden Vladimir Isaev, Washington'un saldırı seçeneğini 'şimdilik' ertelediğini, ancak ekonomik yaptırımların yakın olabileceğini söyledi.

BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan Refik Hariri suikastiyle ilgili soruşturma raporu, Suriye ve Lübnan yönetiminin üst düzey isimlerini sorumlu tutuyor. Suriye raporun siyasi olduğunu bildirirken, ABD Başkanı George W. Bush, BM'nin Suriye'ye yönelik uluslararası yaptırım kararı alması için baskıyı artırıyor. Bush, Şam'a 'teröre' destek vermekten Irak'ta istikrarı bozmaya kadar bir dizi suçlama yöneltiyor. Pravda gazetesi, Rusya Bilim Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nün önemli isimlerinden Vladimir Isaev ile ABD'nin Suriye'ye saldırma ihtimali üzerine konuştu:

ABD'nin Suriye'ye saldırması ne kadar kuvvetli bir ihtimal? Vladimir Isaev: Şu an bu ihtimal sıfıra yakın. Irak'ta ABD, 2000 insanını kaybetti, yaralıların sayısı tam olarak bilinmiyor. Bush ABD'de popülerliğini gittikçe kaybediyor. Önce Katrina'nın sonuçları ile başa çıkmaları gerekiyor. ABD bu nedenle Suriye macerasına atılma havasında değil. Bu ABD'nin Şam'ı tehdit etmediği anlamına gelmiyor. Ancak şimdilik tehdit yalnız ekonomik yaptırım demek.

Ne tür yaptırımlar uygulanabilir? Geçmişte Irak'ta olduğu gibi, petrol ithalat ve ihracatının sınırlandırılması söz konusu olabilir. En muhtemel yaptırımlardan biri de silah tedariği yasağı. Bu ise, Suriye'nin neredeyse tüm silahlarını satın aldığı Rusya'ya zarar verecektir.

Fransa'nın durumu nedir? Suriye I. Dünya Savaşı'nın ardından onun sömürgesiydi. Konu sadece Fransa'yı değil tüm Avrupa Birliği'ni ilgilendirmekte. Suriye ve Lübnan konularında AB'nin politikasını belirleyen Paris'tir. Açıklamalara bakılırsa Paris'in ABD'yi desteklediği görülür, ama askeri bir saldırıyı destekleyeceği konusunda bir ipucu yok. Fransa'nın Suriye üzerinde ekonomik hesapları var. ABD ve İngiliz şirketlerinin aksine Fransız şirketleri Suriye'de etkili. Dahası Paris ve Şam arasındaki ilişkiler, bütüne bakıldığında her zaman iyi olmuştur.

Şam'a yöneltilen suçlamaların en önemlisi, Suriyeli üst düzey yetkililerin, Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinde yer aldığı iddiası. BM raporunu ele alalım. Suriye yetkililerinin cinayetle ilgisi olduğuna dair kesin kanıtlar yok. Sadece Suriye ve Lübnan'ın rolü göz önüne alındığında, Suriye gizli servisinin plananan cinayetten haberdar olması gerektiği söyleniyor. Suriye bu raporun politik önyargılarla yazılmış olduğunu kaydediyor. Hariri'nin öldürülmesi medyada da taraflı ele alındı. Daha çok Suriye askerlerinin geri çekilmesini talep eden Beyrut'taki gösterilere yer verildi. Ancak aynı zamanda askerlerin ülkede kalması için yapılan gösteriler de vardı. İki milyona yakın insan, Lübnan nüfusunun yarısı, bu gösterilerde yer aldı. Ayrıca Suriye yönetimi karşıtlarının, Suriye'nin Batı ile ilişkileri engelleyeceğini düşünen Hıristiyanlar olduğunu da görmek gerekiyor.

Suriye'den Irak'a terörist gönderildiği de öne sürülüyor. Bu mantıklı mı? Kesinlikle değil. Irak-Suriye sınırı iyi korunuyor. Hafız Esad ve Saddam Hüseyin, birbirlerinden hoşlanmıyorlardı. Bu yüzden sınır neredeyse tamamen kapalı tutuldu. Beşar Esad da sınırı güçlendirmek için elinden geleni yaptı. İsrail ve Türkiye, Suriye karşıtı bir hareketin öncü gücü olabilir mi? İsrail'in başında Gazze Şeridi yerleşimcileri ile ilgili yeterince sorun var. Şam'la pek ilgilenmiyor. Türkiye'yi ele alırsak; Suriye, Türkiye'nin İsrail ile sıkı ilişkiler kurması konusunda memnuniyetsizliğini daha önce de dile getirdi. Türkiye, Suriye'nin Fırat suyunu kullanım konusunda takındığı tavırdan tatmin olmadı. Yine de Türkiye-Suriye ilişkilerinin düşmanlığa dönüşmesine daha çok var.

Suriye'deki şeriatçılar ne hissediyor? Suriye'nin uluslararası terörizm ile bir bağlantısı var mı? Hem Hafız Esad hem de oğlu Beşar ülkede İslami rejim kurma çabalarını şiddetle bastırdı. Ülkede Hıristiyan toplumu (nüfusun yüzde 10'u) ve küçük bir Yahudi toplumu var. Ama her iki Esad, bu topluluklara saldıracak kişileri cezalandıracağına söz verdi. (...) Suriye'nin ne Çeçenya'da ne de Taliban içerisinde adamlarının olmayacağını söylemek gerekir.

Peki ya Kürtler? Suriye'de Kürtler nüfusun yüzde 3 ya da 4'ünü oluşturuyorlar. Türkiye'nin aksine kendilerine burada birçok hak verilmiş. Saddam Hüseyin onları astı ama Beşar Esad böyle davranmadı. Bu nedenle Suriyeli Kürtler, rejime karşı daha olumlu tutum alırlar.

(Pravda)

www.evrensel.net