Gül'den sert eleştiri

AKP Grup toplantısında Başbakan Vekili olarak konuşan Abdullah Gül, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'ın tutuklanması sonrasında yaşanan tartışmalar nedeniyle YÖK'e ve rektörlere sert yanıt verdi.

AKP Grup toplantısında Başbakan Vekili olarak konuşan Abdullah Gül, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'ın tutuklanması sonrasında yaşanan tartışmalar nedeniyle YÖK'e ve rektörlere sert yanıt verdi. Gül, YÖK'e ve rektörlere yanıt verirken, "yakışık olmayan gösteriler yapıldığını, intikamlar alındığını ve tatsız işler olduğunu" savundu. Gül, "Hiçkimse de kendisini bir ülkenin içerisinde farklı bağımsız bir adacıkmış gibi görmesin. Kanunların önünde herkes eşittir, herkes sorgulanabilir, herkesin sorumluluğu vardır" şeklinde konuştu.

'İntikam alındı' mesajı AKP Grup toplantısında konuşan Başbakan Vekili Abdullah Gül, Pakistan'da yaşanan deprem felekatinden söz ettikten sonra sözü doğrudan üniversiteler ve YÖK konusuna getirdi. Üniversiteleri, "huzur ve istikrar" ortamını bozmaya çalışmakla suçlayan Gül, "Aslında hükümet olarak hiç içinde olmadığımız, kuvvetler ayrılığı ilkesi uyarınca yargıyı ilgilendiren konuda hükümet konunun içine çekilmek istendi. Halkımız arasında sınıf ayrımı yapamayacağımız gibi kurumlar arasında herhangi bir ayrım yapmamız asla söz konusu olamaz" dedi.

Proje eleştirisi Üniversiteleri dışlamadıklarını iddia eden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bütçeden eğitime ayrılan payı birinci sıraya çıkartmalarını bu duruma örnek olarak gösterdi. Üniversitelerin kadro ihtiyacı olduğunu, ancak tüm kurumların tüm taleplerinin bir anda sağlanamadığını kaydeden Bakan Gül, "İki üniversitesi bulunan Slovenya'nın 19.5 milyar euroluk AB fonlarından yararlanmak için verdiği proje miktarı Türkiye'deki tüm üniversitelerin sunduğu projeden fazla" diyerek, üniversitelere taş attı.

Herkesin

sorumluluğu var Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Abdullah Gül, rektörlere ve YÖK'e yönelik şu sözleri sarfetti: "Herkes kanunların önünde eşittir, herkes sorgulanabilir, herkesin sorumluluğu vardır. Bu ülkede başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri, ordu komutanları tüm bunlar mahkemelerin huzuruna çıkıp hesap verirken Türkiye'de sadece belli kesim için, rektörler hesap veremez diye bir şey asla söz konusu değildir. O açıdan herkes, varsa bir soruşturma bir iddia bunlarla ilgili muhakkak detaylı bilgiler verecek, kendini savunacaktır."

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bu kez de 'görev ihmali' Ordu polisi bugünlerde sık sık gündeme geliyor. Yaşanan iki işkence olayının ardından Ordu polisi bu kez de gasp ile suçlanan ve adresleri belli olan "zanlıları yakalamamak" ile suçlandı. Ordu'da yaşayan Yaşar Öztürk isimli vatandaş 19 Ekim günü dört kişinin saldırısına uğradığını belirterek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Öztürk, savcılığa verdiği dilekçede Yeni Mahalle Polis Karakolu'nda görevli polislerin görevlerini ihmal ettiklerini belirterek olayın soruşturulmasını istedi. Öztürk 19 Ekim akşamı Bucak Mahallesi'nde bulunan bir kahvede otururken Turgut Yılmaz isimli kişinin kendisini dışarı çağırdığını ve konuşak istediğini söyleyerek Doğan marka bir araca binmeye zorladığını ifade etti. Arabada üç kişinin daha olduğunu belirten Öztürk Turgut Yılmaz'ın kedisine silah doğrultarak karşı çıkmasını engellediğini ve araçla şehir dışına çıkarıldığını anlatarak şunları ifade etti: "Melet ırmağı kenarında durduk. Arabadan indirerek dövmeye başladılar. O arada yediğim dayağın etkisi ile kendimden geçtim. Daha sonra 'öldü bırakalım' diyerek yanımdan ayrıldılar. Ben de onlar gidene kadar ölü numarası yaptım". Şikayetçi oldu ama... Şahısların yanından ayrılmasının ardından yürüyerek polis karakoluna giden Öztürk burada bulunan polisler tarafından hastaneye götürülerek tedavi edildiğini ve darp edildiğine dair rapor aldığını belirtti. Raporlarla birlikte tekrar karakola dönüp şikayetçi olduğunu ifade eden Öztürk, polise kendisine saldıranların adını ve ev adreslerini verdiğini belirterek "Polis memurları yapmaları gerekeni yapmadılar" ifadelerini kullandı. Polislerin isim ve adresleri bilinen kişilere karşı harekete geçmemesi ise akıllara 'saldırganlarla polis arasında ilişki mi var' sorusunu getirdi. Öztürk; Ordu Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı başvuruda kendisine saldıranlardan şikayetçi olurken "çifte standart" uyguladığını belirttiği polislerin de görevlerini yapmadıklarını ifade etti ve uyarılmalarını talebinde bulundu.

6 suç duyurusu yapıldı Ordu polisi hakkında içinde bulunduğumuz ekim ayı içinde 6 suç duyurusu yapıldı. Ekim ayı başlarında 15 ve 16 yaşlarındaki dört çocuk karakolda çırılçıplak soyulduklarını ve tecavüzle tehdit edildiklerini açıklayarak savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Bu konuya ilişkin savcının iddianame hazırladığı dönemde ise ikinci bir işkence iddiası gelmiş; Ordu Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuran Cihangir Kılıç ve kalp hastası Sabri Varol sokak ortasında ve daha sonra götürüldükleri Ordu Emniyet Müdürlüğü binasında dövüldüklerini ileri sürmüşlerdi. Ama tüm bunlara rağmen suçlanan polisler hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı ve Ordu Eminyeti ve Ordu Valiliği'nden herhangi bir açıklama gelmedi. Suçlamalara ilişkin görüşlerini almak için aradığımız Ordu Emniyet Müdürü'ne ise ulaşamadık. Emniyet Müdürlüğü'nden bir yetkili konu hakkında açıklama yapma yetkisine sahip tek kişinin Emniyet Müdürü olduğunu belirterek 'kendisinin dışarıda' olduğunu söyledi. Yetkili, bölgenin dağlık olması nedeni ile müdüre cep telefonu ile de ulaşılamayacağını ifade etti.

www.evrensel.net