AB'den TCK şartı

Kasım ayında açıklanması beklenen İlerleme Raporu'nda Orhan Pamuk ve Hırant Dink'in yargılandığı 305. madde ile 301. maddenin değiştirilmesi şartının yer alacağı ifade ediliyor. Raporda TCK'nın bu iki maddesinin düşünce özgürlüğüne engel olduğu vurgulanacak.

AB Komisyonu, kasım ayında yayınlayacağı İlerleme Raporu'nda TCK'nın iki kritik maddesini sert bir şekilde eleştirecek ve "yargının bir bölümü reformlara direniyor" diyecek. Orhan Pamuk ve Hrant Dink'in davalarının dayanağı olan Türk Ceza Kanunu'nun "Türklüğü aşağılama" başlıklı 301'inci maddesi ile Kıbrıs'tan asker çekilmesi ve Ermeni soykırımının propagandasının yapılmasının suça örnek gösterildiği "Temel Milli Yararlara Karşı Hareket" başlıklı 305'inci maddenin ifade özgürlüğünü kısıtladığına işaret edilecek. AB, Rapordaki eleştirilerinin yanı sıra Katılım Ortaklığı Belgesi'nin siyasi kriterler bölümünde TCK'da değişiklik isteyecek. Müzakerelerin devamı için ise bunların yerine getirilip getirilmediği izlenecek. AB, 9 Kasım'da yayınlanacak İlerleme Raporu'nu tamamlayarak üye ülkelerin görüşlerini almaya başladı. Edinilen bilgilere göre AB raporunda ifade, din ve düşünce özgürlüğü konularında Türkiye'yi ciddi bir şekilde eleştirerek, "Yargının bir bölümü reformlara direniyor" vurgusunu yapacak. TCK'nın değerlendirileceği bölümde Orhan Pamuk ve gazeteci Hrant Drink davalarının da dayanağı olan 301'inci madde (Türklüğü alenen aşağılama) ile "Temel Milli Yararlara Karşı Hareket" başlıklı 305'inci madde sert bir şekilde eleştirilecek. Bu maddelerin ve gerekçelerinin düşünce ve ifade özgürlüğünü gölgelediği kayda geçirilecek ve savcı ile yargıçların maddeleri yorumlama üslubu eleştirilecek. AB'li kaynaklar bunun Türkiye'deki başarılı reform sürecini gölgelediğini belirterek, "Bu maddeler özgür düşünceyi engelliyor ve herkese gelişi güzel dava açılmasına yol açıyor. AB'deki düşünce ve ifade özgürlüğü değerlerine aykırı bir tutum" değerlendirmesini yapıyor. AB'li kaynaklar aynı gün İlerleme Raporu'ndan sonra açıklanacak Katılım Ortaklığı Belgesi'ne bu eleştirilerin yansımasının beklendiğini kaydetti. Kaynaklar şu kritik açıklamayı yaptı: "Belgede Türkiye'den düşünce ve ifade özgürlüğünün önünü açmasını isteyeceğiz. Siyasi kriterler bölümünde bu konu yer alacak." Bu değişikliklerin yapılması gerektiğini aksi takdirde müzakerelerin gölgeleneceğini bildiren AB'li kaynaklar, "Müzakerelerin seyri siyasi kriterlerin yerine getirilmesi ile paralel olacak. Komisyon siyasi kriterlerin uygulanmasını denetleyerek Konsey'e bilgi verecek. Özetle müzakerelerin sağlıklı bir şekilde devamı için değişiklik şart" diye konuştu.




İLK RAPOR ARALIK ORTASINDA Avrupa Komisyonu Genişleme Direktörü Pierre Mirrel, tarama süreci başlatılan ilk başlıkla (Bilim ve Teknoloji) ilgili raporun aralık ayı ortasında ya da sonunda Konsey'e sunulacağını söyledi. Mirrel, şunları söyledi: ''Tarama sürecine ilk geçilen (Bilim ve Teknoloji) başlıkla ilgili raporumuzu aralık ortasında ya da sonunda Avrupa Konseyi'ne sunmuş oluruz. Bundan sonra ilgili başlıkta müzakerelerin başlaması, üye devletlerin oybirliğiyle alacağı karara dayanacak. Biz raporumuzu sunarken aynı zamanda tavsiyede de bulunuyoruz. Burada müzakerelerin açılması ya da kapanması için olumlu ya da olumsuz tavsiye olabileceği gibi, eşik koyma hakkımız da var. Bu durumda diğer genişlemelerde de yaşandığı gibi bazı başlıklarda müzakereler askıda tutulabiliyor. Aday ülkenin söz konusu eşiği tutturmasıyla müzakereler kaldığı yerden devam ediyor. Eşik koyma uygulaması, başlıkların hem açılmasında, hem de kapanmasında olabilir."




CHP AB KİTABI BASTIRDI CHP'nin Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki görüşlerinin yer aldığı "Tam Üyeliğe Evet, Özel Statüye Hayır" başlıklı kitap, bakan, milletvekili ve büyükelçilere gönderildi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, TBMM Genel Kurulu ve TBMM parti grubunda yaptığı konuşmalar, basına verdiği demeçler ile Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ve İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ'ın, AB ile ilgili açıklamalarının yer aldığı kitaptan 5 bin adet bastırıldı. Kitap, bakan, milletvekili, yurtdışındaki Türk büyükelçilikleri ve Türkiye'de bulunan AB üyesi ülkelerin büyükelçileri, CHP'li belediye ve il başkanları, sivil toplum örgütleri ile sendikalara gönderildi. Kitabın önsözünü yazan CHP lideri Baykal, Türkiye'nin AB üyeliğinin, 40 yılı aşkın bir süredir Türk halkının büyük çoğunluğunun paylaştığı ulusal dava haline geldiğini belirtti.




KRİZE ÇÖZÜM ARANIYOR AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AB liderlerini ''değişiklik yapma cesareti göstermeye'' çağırdı. Londra'da gelecek hafta yapılacak gayri resmi AB zirvesi öncesinde basına değerlendirmelerde bulunan Barroso, ''AB, yaşam düzeyini ve değerler sistemini korumak istiyorsa, derin reformlar yapmalı ve rekabet gücü kazanmalıdır'' dedi. ''Yöneticiler değişiklik yapmak cesaretine sahip olmalılar. Bugünkü durum (statüko) artık dayanılmaz bir hal almıştır'' diyen Barroso, yürütme organı AB Komisyonu'nun ''alarm sinyali'' olarak nitelendirilen, üye ülke yöneticilerine sunulacak bir rapor hazırladığını bildirdi. AB devlet ve hükümet başkanları, gelecek hafta yapılacak zirvede, AB'nin içinde bulunduğu ''derin krizi'' ele alacak ve ''sosyal modelleri'' mukayese edecekler.




DEĞİŞMESİ İSTENEN MADDELER

MADDE 301 "Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama" başlıklı madde şöyle: 1-Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2- Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 3- Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. 4-Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç sayılmaz.

MADDE 305 "Temel millî yararlara karşı hareket" başlıklı 305'inci maddenin gerekçesi: "Basın ve yayın yoluyla propaganda yapmak üzere para veya yarar veya vaat kabul edilmiş ise ceza artırılacaktır: Para, yarar veya vaat kabulü suretiyle bugün Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi veya bu konuda Türkiye aleyhine bir çözüm yolunun kabulü için veya sırf Türkiye'ye zarar vermek maksadıyla, tarihsel gerçeklere aykırı olarak, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ermenilerin soykırıma uğradıklarının basın ve yayın yoluyla propagandasının yapılması gibi.

www.evrensel.net