210 öğrenci zehirlendi

Van'da; YİBO ve PİO'da kalan 210 öğrenci, haşere ilacından zehirlendi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. İlde bulunan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Bu, haşereye karşı yapılmış bir ilaçlamadır. Ama maalesef dedikleri gibi olmamış" açıklamasında bulundu.

Van'ın Çaldıran ilçesinde, Erkek Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) ile Fatih Sultan Mehmet Kız Pansiyonlu İlköğretim Okulu'nda (PİO) kalan 210 öğrenci, haşere ilacından zehirlendi. Hastaneye kaldırılan öğrencilere serum takıldı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, olayla ilgili olarak soruşturma başlatıldığını belirterek, "Bu, haşereye karşı yapılmış bir ilaçlamadır. Ama maalesef dedikleri gibi olmamış ve çocuklarımız baş ağrısı, göz yanması, mide bulantısı şikayetiyle okul müdürüne haber vermişler" dedi. Edinilen bilgilere göre ilçe merkezindeki Çaldıran Erkek YİBO ile Fatih Sultan Mehmet Kız PİO'daki yatakhanelerde önceki gün sabah saat 10.00'da bir haşere ilaçlama şirketi tarafından ilaçlama yapıldı. Her iki okulda öğrenim gören kız ve erkek öğrenciler, ilaçlamanın ardından saat 19.00'da odalarına alındılar. Öğrenciler, kısa süre sonra baş dönmesi, kusma ve yüksek ateş şikayetiyle okul doktoruna başvurdular.

Hastaneye kaldırıldılar Öğrencilerin şikayetlerinin artması üzerine Çaldıran Devlet Hastanesi'ne kaldırılan ve burada ilk müdahaleleri yapılan 174 erkek ve 36 kız öğrenci, çevredeki çeşitli hastanelere sevk edildi. Sağlık durumu ağır olan 8 öğrenci ambulansla Van'daki hastanelere götürüldü. Durumu daha iyi olan 165 öğrenci ise ilçedeki minibüs ve otobüslerle Van'daki çeşitli hastanelere gönderilirken, 24 öğrencinin Erciş, 13 öğrencinin de Muradiye ilçesinde tedavi altına alındığı bildirildi.

Soruşturma başlatıldı Olaydan sonra Van Devlet Hastanesi'ndeki öğrencilerin sağlık durumu hakkında bilgi alan Çaldıran Kaymakamı Ahmet Altunbaş, 600 öğrencinin öğrenim gördüğü Erkek YİBO'da hafta sonu olduğu için 174 öğrencinin, 170 öğrencinin eğitim gördüğü Fatih Sultan Mehmet Kız PİO'da ise 36 öğrencinin haşere ilacından zehirlendiğini söyledi. Altunbaş, öğrencilerin birçoğunun sağlık durumunun iyi olduğunu ve serum verilerek taburcu edileceğini belirterek, ilaçlamayı yapan firma hakkında gerekli soruşturmanın başlatılacağını sözlerine ekledi.




BAKAN ÇELİK: SON DERECE ÜZÜCÜ Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Van'ın Çaldıran ilçesinde öğrencilerin haşere ilacından zehirlenmesiyle ilgili olarak, "Bu konuda yanlışı ve ihmali olan kim varsa haklarında gerekli inceleme yapılması için soruşturma başlatıldı" dedi. Öğrencilerin sağlık durumları hakkında doktorlardan bilgi alan ve öğrencilerle görüşen Bakan Çelik, Van Devlet Hastanesi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Tarım İl Müdürlüğü görevlilerinin okul yetkililerine verdiği bilgiye göre, ilaçlamanın ardından yatakhaneler 1 saat havalandırıldıktan sonra çocukların yatakhanelere girmesinin bir mahsur teşkil etmediği ifade edilmiş. Bunun üzerine çocuklar yatakhanelere girmişler. Bu, haşereye karşı yapılmış bir ilaçlamadır. Ama maalesef dedikleri gibi olmamış ve çocuklarımız baş ağrısı, göz yanması, mide bulantısı şikayetiyle okul müdürüne haber vermişler. Ben, Van'daki hastaneleri dolaştım, hamdolsun önemli bir şey yok. Hayati tehlikesi olan çocuğumuz da yok. Ama öyle olsa bile yürüyerek gelmiş olsalar bile doktorlarımız işi tesadüfe bırakmamak için ciddi tetkikler yapıyorlar. Hepsine serum bağlandı. Çocuklarımızın bu şekilde ucuz atlatmalarından dolayı da ayrıca memnun olduğumu ifade etmek isterim. Yaşanan olay son derece üzücüdür.''

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Bilim susturulmak isteniyor' Emek Gençliği, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nın hazırladığı "Üniversitelerde alınacak güvenlik tedbirleri" konulu genelgenin; devlet tarafından, üniversitelerin "suç ve terör" merkezleri, öğrencilerin de potansiyel suçlu olarak görüldüğünü ortaya koyduğuna dikkat çekti. Emek Gençliği Merkez Yönetim Kurulu tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu imzasıyla yayınlanan genelgenin, basının dikkatini çeken "...zararlı faaliyetleri görülen eğlence ve dinlenme yerleri hakkında gerekli adli, idari işlemlerin yapılması" şeklindeki maddenin dışında farklı amaçlar taşıdığına işaret edildi. Açıklamada, genelgede yer alan ve devlet ile İçişleri Bakanlığı'nın asıl niyetini ele veren maddeler şöyle sıralandı:
  • Öğrencilerin kamuoyunu rahatsız edecek açıklamalarda bulunmamaları yönünde telkin edilmesi,
  • Öğrenci dernek temsilcileri ve lider konumundaki öğrencilerin her türlü tahriklerden ve tahrik edici açıklamalardan kaçınmaları yönünde telkin edilmeleri,
  • Üniversitelerde meydana gelmesi muhtemel eylemleri hazırlamak ve yönlendirmek durumunda olabilecek öğrencilerle, provoke etme durumunda olabilecek öğrencilerin tespit ve takibi yönünde istihbarat faaliyetlerine ağırlık verilmesi,
  • Sosyal aktivitelerin sürekli takip edilmesi, bu faaliyetleri yürütenlerin saptanarak, aileleri ve okul idareleriyle görüşülmesi, legal dernek ve kuruluşların kontrol altında tutulması, öğrenci derneklerinin amaçları doğrultusunda faaliyette bulunup bulunmadığının titizlikle takip edilmesi, yurtlara öğrencilerin titizlikle yerleştirilmesi,
  • Rektörlük tarafından suç işleyen öğretim görevlileriyle öğrenciler hakkında gerekli disiplin işlemlerinin yürütülmesi.

    'Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz' Üniversite öğrencilerinin halay çektiği, barış talebinde bulunduğu için soruşturma aldığı, okulların her köşesinin kameralarla donatıldığı Türkiye'de bu tür talimatların yeni olmadığına işaret edildiği açıklamada, genelge ile devletin üniversiteleri "bilim yuvası" değil, "suç ve terör" merkezleri, öğrencileri de potansiyel suçlu olarak gördüğünün bir kez daha ortaya çıktığına değinildi. Emek Gençliği, genelgenin asıl amacının, üniversite öğrencilerinin ve öğretim görevlilerinin en temel akademik ve demokratik taleplerinden vazgeçmeleri olduğunun altını çizdi. Açıklamada ayrıca üniversitelerin devletin uygun görmediği herhangi bir açıklama yapmalarını engellemeyi ve egemen fikir karşısında el pençe divan durmasını sağlamayı amaçlandığına vurgu yapıldı. AKP Hükümeti'nin, uzunca bir süredir ülke genelinde yaratılmak istenen antidemokratik havanın üniversitelerde de hakim kılınması için çaba sarf ettiğinin belirtildiği açıklamada, hükümetin, yaratılan "terör" paranoyasını, çıkarttığı yasalarla, Terörle Mücadele Yasası'nda yaptığı değişikliklerle en temel hak ve özgürlükleri kısıtlamanın bir vesilesi haline getirdiğinin altı çizildi. Genelgenin, "ülke genelinde uygulamaya sokulan konseptin üniversitelere yansıması" olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilerek, her dönem emperyalist politikaların, baskı ve zulmün karşısına dikilen kesimlerin başında gelen üniversite gençliğinin bundan sonra da parasız, bilimsel, demokratik eğitim ve bağımsız Türkiye mücadelesini engelleyemeyeceğine işaret edildi. Emek Gençliği MYK, Türkiye kamuoyu ve üniversite bileşenlerine, "AKP'nin ve egemenlerin üniversiteler üzerindeki baskılarına karşı" mücadele çağrısı yaptı.

    www.evrensel.net