Proje ihaleden beter!

İhalesi tartışılan Galataport'un projesi de İstanbulluları mağdur edecek. Projeye, Torba Yasa'nın içinde bir değişiklikle yasallık kazandırılmıştı.

Ofer Ailesi'nin kazandığı Galataport ihalesi Yüksek Planlama Kurulu'nda onay bekliyor. Gerek geri ödeme planı, gerek ihaleyi kazanan Aile'nin hükümetle olan ilişkileri oldukça tartışma yarattı. Ancak Galataport projesi iptal edilen bir yönetmelik ve hükümetin geçtiğimiz yasama yılında Torba Yasa içinde yer alan bir yasa değişikliğiyle onaylanabildi. Projeye dava açan Şehir Plancıları Odası, Galataport'un hem Anayasa'ya, hem yasalara hem de planlama ilkelerine aykırı olduğuna dikkat çekiyor. Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri Ali Rıza Nurhan, Galataport'un odanın açtığı dava sonucunda iptal edilen bir yönetmeliğe bağlı olarak onaylandığına dikkat çekti. Anayasa'ya göre kıyıların yalnızca kamu kullanımına açık olduğunun altını çizen Nurhan, otel ve alışveriş merkezleri gibi çekim ve ticaret yapılarının inşaa edilmesi halinde kıyının özel şirketlerin kazanç alanı haline geleceğine vurgu yaptı. Nurhan'a göre, bölge liman olarak zaten kruvaziyerlerin rahatça yanaşabileceği bir alan. Burada asıl yapılmak istenen ise otel ve alışveriş merkezleri inşa etmek. Galataport kamuoyuna, 'binlerce turist gelerek otellerde kalacak ve İstanbul'a kazanç bırakacak' diye yansıtılıyor. Ancak zaten her ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri 7 yıldızlı gemilerde yolculuk yapan turistlerin, İstanbul'da otelde kalmaları ve ihtiyaçlarını gidermeleri gerçekçi değil. Bu proje, turistlere değil orada şu anda bulunan depoların otel ve alışveriş merkezi olarak fonksiyonlarının değiştirilmesi için yapılıyor. Böylece alanı satın alan insanlara ayrıcalık tanınmış oluyor ve bu planlama açısından hukuksuzluk. Nurhan ayrıca, yaratacağı trafik ve büyük altyapı sorunlarıyla halkın çıkarına bu kadar aykırı olan bir projeyi hayata geçirmek için neden böyle çaba harcandığına anlam veremediklerini dile getirdi.

Hukuksal sakıncalar Şehir Plancıları, projenin hukuksal ve planlama açısından zararlarını ise şöyle özetlediler:
  • Yasalara göre, kıyılarda tersaneler, limanlar ya da iskeleler gibi başka yerde olması mümkün olmayacak kamu yapıları dışında yapı yapılamaz.
  • Proje, geçtiğimiz yıl yayınlanan bir kıyı yönetmeliğine göre onaylandı. Bu yönetmelikte kruvaziyer limanlar için "ülkenin tanıtımı, ekonomik gelişmesi" gibi izafi şeyler sayıldıktan sonra bu limanlara turistik yapılar, alış veriş merkezleri yapılabilir diye bir madde içeriyordu. Bunlar Kıyı Kanunu ve Anayasa'ya aykırı olduğu için ŞPO'nun açtığı dava sonucu Ekim 2004'te yürütmesi durdurularak iptal edildi.
  • Yönetmelik iptal olunca Galataport, Kuşadası Kruvaziyer Limanı gibi projeler için torba kanun içine bir kanun maddesi sokularak bu limanların yapılaşması için yeni yasa çıkarıldı.




    PLANLAMA AÇISINDAN ZARARLAR ŞPO projenin planlama açısından sakıncalarını şöyle dile getirdi;
  • Galataport alanının zemini tamamen dolgu alanı; liman yapılmak maksadıyla doldurulmuş doğal toprak olmayan denizden kazanılmış bir alan. Bu alan üzerindeki yapılar sadece ve sadece liman tesislerinin yapılması için hesaplandı.
  • Galataport alanı liman ve belli sayıda araç, insan ve yolcuların yararlanması için planlanmış bir alan. Proje tamamlandığında insan ve araç yoğunluğundan çok fazla artış olacak. Bu da trafik yoğunluğunu artıracak. Zaten ulaşımı sorunlu olan bölge daha da içinden çıkılmaz bir hal alacak.
  • Geleceği iddia edilen binlerce turist için bulundurulacak servis araçları için bile alan ayrılması bu açıdan mümkün değil. Alışveriş merkezi yapılacağı da göz önüne alınınca bölge, böyle bir yatırım için tamamen yanlış seçilmiş bir alan.
  • Alışveriş merkezi ve otel gibi yapılar bölgeye yeni altyapı sorunu getirecek. Bugün belli bir oranda su, elektrik gibi hizmetleri kulanan liman fonksiyonu değişince altyapı yükü artacak. Elektrik, su ve kanalizasyon sistemlerinin değiştirilmesi gerekecek.
  • Baştan sona değişecek altyapıyı bölgeyi satın alan şirket yapmayacağı için tüm bu harcamalar belediye ya da devletin yani halkın cebinden çıkacak. Devlet yatırımcı firmayı sübvanse edecek. Altyapı değişikliği sırasında çevre mahallelerde yaşayan insanlar altyapı hizmetlerini kullanamayacaklar.
  • Yine inşaat başladığında alana getirilecek çok sayıda iş makinesi ve kamyon, trafiği felç edecek bir başka unsur. Kısaca İstanbul ve İstanbullular her şekilde mağdur olacaklar. Bu yüzden Galataport yatırımı tamamen yanlış bir yatırım.
  • Söz konusu alanın kamu yararına kullanılacaksa açık yeşil alan olarak düzenlenmesi gerekiyor. Bölgenin en büyük ihtayacı yeşil alan. Bu şekilde İstanbul'a sağlayacağı rahatlığın bedeli, Galataport olarak sağlayacağı iddia edilenden çok daha fazla!




    BAŞBAKAN'A GLOBAL-OFER SORUSU CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, ÖİB'nin, TÜPRAŞ'ın yüzde 14.76'sını, blok olarak Global Menkul Değerler aracılığıyla yabancı fonlara satıp satmadığını sordu. Ülkü, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde, TÜPRAŞ'ın yüzde 14.76'sının satışı yapılırken, diğer banka ve aracı kurumların haberi olup olmadığını öğrenmek istedi. Bu satış için piyasa değeri üzerinden iskonto yapılıp yapılmadığının açıklanmasını isteyen Ülkü, yukarı trend gösteren bir borsada, kısa süre sonra blok satılacak bir şirket için iskonto yapmanın doğru olup olmadığı sordu. SPK'nın, Global Menkul Değerler yöneticileri hakkında "içeriden öğrenenlerin ticareti" ile ilgili soruşturma açıp açmadığını da soran Ülkü, önergesinde şu sorulara yer verdi: "Ofer-Unakıtan gece görüşmesi doğru mu? Kuşadası Limanı ihalesini, Global-Ofer ikilisinden önce, Limaş adlı yerel işadamları konsorsiyumu kazandı mı? Limaş devreden çıktıktan sonra, yeni kazanana 'denize kazık dolgu yaparak yer kazanma ve liman içinde denize sıfır, 56 adet turistik işyeri inşa etme izni verildi mi? Bu iznin verilmesi için herhangi bir kanuni yeni düzenleme yapıldı mı? Kuşadası Limanı'nda yapılan işyerlerine kim ruhsat verdi? Bu uygulama için TBMM'de kanuni düzenleme yapıldı mı?"




    İHALELER TBMM GÜNDEMİNDE CHP Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu, son yıllardaki özelleştirmelerde borç erteleme ya da taksitlerin ödeme vadesini uzatma yoluna gidilip gidilmediğinin açıklanmasını istedi. Baloğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cevaplandırması istemiyle sunduğu soru önergesinde, 1998 yılından beri hangi kamu kuruluşlarının hangi bedelle özelleştirildiğini, bu kuruluşların kimler tarafından, hangi ödeme koşulu ile alındığını öğrenmek istedi. Borç ertelemeye ilişkin sözleşmelerin gereğinin zamanında yerine getirilip getirilmediğini, bu sözleşmelere karşın yine de borcunu ödemeyen kuruluşların olup olmadığını soran CHP'li Baloğlu, önergesinde şu sorulara yer verdi: "Borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın (ÖİB) yaptırım yetkisi var mıdır? Bugüne kadar borcunu ödemeyen kuruluşlara karşı ne gibi yaptırımlarda bulunulmuştur? Yüksek Denetleme Kurulu'nun, ÖİB'ye ilişkin raporlarında yeni borç ertelemelerine gidilmemesi gündeme getirilmektedir. Bu konuda bir çalışma yapılmış mıdır? Sonuç ne olmuştur? Farklı şirketlere farklı uygulamalar yapılması, kamunun uygulamalarında ''eşit ve adil'' olması gereğiyle çelişki değil midir? Bugüne kadar hangi özelleştirme işlemleri yargı kararıyla iptal edilmiş, hangilerinde yargı kararları yerine getirilmemiştir? Bakanlar Kurulu'ndan yargı kararlarının uygulanmaması için alınmış karar var mıdır? Varsa, alınan kararlar nelerdir? Bu kararlar hangi işlemleri ve yargı kararlarını bağlamaktadır?"

    www.evrensel.net