Çanlar Türkiye için çalıyor

Önceki gün TÜPRAG'ın jandarma kordonu altında su kanalı açtığı bölgeye yürüyen yaklaşık 1000 köylü, bir kez daha siyanürlü maden istemediklerini dile getirdiler.

Kanada kökenli TÜPRAG şirketinin köylerine 10 kilometre uzakta kurduğu siyanürlü altın madeninde kullanacağı suyun topraklarından geçmesini istemeyen Ulubey ilçesi İnay ve çevre köylülerin direnişi devam ediyor. Önceki gün TÜPRAG'ın jandarma kordonu altında su kanalı açtığı bölgeye yürüyen yaklaşık 1000 köylü, bir kez daha siyanürlü maden istemediklerini dile getirdiler. Kadınların küçük çocuklarını kucaklarına alarak,yaşlıların ellerindeki bastonlarla kazı yerine yürüdüğü eyleme katılan köylüler, hayvanların boynuna taktıkları çanlar, tenekeler ve davullarla seslerini yükselterek yetkililere, "çanlar artık Türkiye için çalıyor" mesajını vermeye çalıştılar.

'Siz Kanada'nın askeri misiniz?' Öğle saatlerinde İnay köy meydanında toplanan köylülere komşu Karacahmetler, Kışla, Düzköy ve Ulubey'lilerin yanı sıra, İzmir- Bergama, Eşme, Sivrihisar, Havran/Küçükdere Elele Hareketi üyeleri, Ankara Beyaz Adımlar platformu temsilcileri, Eğitim-Sen Manisa üyeleri, ÖDP İzmir İl Başkanı ve CHP Ulubey İlçe Başkanı da katıldı. Öğle saatlerinde köy meydanından su kanalının açıldığı bölgeye doğru yürüyüşe geçen köylüler, ellerindeki çan ve tenekeleri çalarak, "halkız haklıyız kazanacağız", "siyanürcü şirket memleketi terk et", "Gün gelecek devran dönecek bu şirket bu halka hesap verecek" sloganları ile yürüdüler. Özellikle kadınların yoğun olarak katıldığı eyleme küçücük çocuklardan, 80 yaşında ihtiyarlara kadar 7'den 70'e tüm köyün katılımı dikkat çekti. Birkaç gün önce yine su kanalını protesto eden köylülere müdahale eden jandarmanın yine çok sayıda robokop giysili timler ve bir panzerle bölgeyi sardığı görüldü. Jandarma köylüler ile su kanalının yapıldığı tepe arasına etten bir duvar örerek köylülerin çalışma yapılan bölgeye geçmesini engelledi. Köylüler şirketin korumalığını yapmakla suçladıkları Jandarma'yı "Siz Kanada'nın askeri misiniz?" sözleriyle protesto ettiler. İş makinelerinin çalışmalarını uzun süre alkış ve sloganlarla protesto eden köylüler, kendi topraklarında, temiz sağlıklı bir çevrede onurlarıyla yaşamaktan başka bir şey istemediklerini dile getirdiler.

Yeniden yanmamak için Adını soyadını Mehmet olarak söyleyen ihtiyar bir İnaylı, jandarmalar da dahil, bölgede toplanan herkesin "Mehmet" olduğunu belirterek, "Biz bu siyanüre karşıyız. Zaten Yunan Kurtuluş Savaşında yakmış bizi. Biz o acılar daha atamadan yeniden yanmak istemiyoruz. Zehir için eylem yapıyoruz, yoksa buradan su geçmesin diye değil. Su geçti mi maden çalışacak" dedi. Kucağında çocuklarıyla, başörtlerini ellerinde taşıdıkları sopalara adeta bayrak gibi asarak slogan atan, madenci şirketi yuhalayan kadınların öfkesinin erkeklerden daha yoğun olduğu gözden kaçmadı. Erkekler önlerine barikat kuran askerlerin üzerine yürüyen kadınları zor zapt ederken, okul çağındaki çocuklarda büyüklerini taklit ederek protestolara katıldılar. İnay'lı kadınlardan birisi "biz böyle şirketi madeni, siyanürü istemiyoruz. Toprağımız kirlenmesin bizim. Böyle şirket istemiyoruz biz. Çoluğumuz çocuğumuz ne yapacak yarın" diye sorarken, karşı tepede kazılan su kanalını göstererek konuşan Saime Akçay adlı kadın ise "su hattı buradan geçince milletin sonu olacak. Bu çocukların geleceği burada. Sonumuz yok, bitti. Çocuklarımız için buradayız" dedi. Oyun oynayacak yaşta eylem alanına gelen 12 yaşındaki Engin Katran, "Siyanürlü altına karşı olduğumuz için buradayız. Maden bize zarar verecek" derken, aynı yaşlardaki arkadaşı Mehmet Aydoğdu ise, "bu şirket bizim toprağımızı elimizden alıyor yaa. Nasıl oluyor bu" diyor. Mehmet, geçtiğimiz günlerde büyüklerine dayak atan askerlerden da öfkeyle bahsediyor.

'Geleceğimiz burası' Yaklaşık iki saat süreyle eylemlerine devam eden köylüler daha sonra yine alkış ve sloganlarla köylerine döndüler. Köyde hep birlikte yenen mevlüt yemeğinin ardından köy meydanında bir de basın açıklaması gerçekleştirildi. Köyün gençlerinden, Açıköğretim İşletme öğrencisi Ayhan Güzeldağ siyanürün zararları konusunda bilinçli olduklarını aktararak, "Çevremize sahip çıkmak istiyoruz. Çünkü geleceğimiz burası" diye konuşuyor. Basın açıklamasında konuşan İnay'lı eğitimci-yazar Muammer Sakaryalı, eylemlerinde sıkça kullandıkları çanları göstererek, "Ünlü romana nazire olsun diye Kışladağ çevresindeki köylüler çan çalmaya devam ediyor. Sesimiz cümle aleme duyulsun diye." Madenin 17 yıl çalıştıktan zehrini bırakıp gideceğini belirten Sakaryalı, yetkililerin seslerini duymamakta, kendilerini görmemekte ısrar etmeleri halinde köy olarak topluca vatandaşlıktan çıkmak için başvuracaklarını söyledi. Köy muhtarlarına askerlerin baskı yaptığını aktaran Sakaryalı, ayrıca Necip Hablemitoğlu'nun Bergama'daki altın madenine karşı mücadele edenleri karalayan "Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası" isimli kitabının köylerinde adını vermediği bir siyasi parti eliyle dağıtıldığını söyledi.

Binbaşı S.A'ya bayrak öfkesi Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Ertuğrul Barka, köylülerin eyleminin sembolü haline gelen çanın öldürülmek istenen Türkiye için çaldığını belirterek, "Türkiye'nin sömürge haline getirilerek, insanların köleleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Bizim başımıza bela edilen yasaları meclisten çıkaranların yerlerine bizim haklarımızı arayan yasaları yapacak kendi temsilcilerimizi meclise çıkarmalıyız. O partiyi biz bulacağız ve onu iktidara getirip, kendi yasalarımızı çıkaracağız" diye konuştu. Geçtiğimiz günlerde yaşanan jandarma müdahalesi sırasında yaralananlar vücutlarındaki izleri gazetecilere gösterirken, özellikle binbaşının saldırgan tutumuna dikkat çektiler. Binbaşının kendilerine hakaretler yağdırarak, "Burada Atatürk benim. Bu bayrak size kadar düşmedi" diye bayrağı yere vurduğunu dile getirdiler. Olayların ardından gözaltına alınanlardan tutuklanan Muhammet Alkan'ın bırakılması için Ulubey'de uğraş veren köylülerin avukatı Tahsin Köse, şirket avukatları ile Ulubey adliyesindeki hakim-savcılar ve jandarma kuvvetleri arasında çok sıkı fıkı bir ilişki olduğunu aktardı. Köse, köylüler hakkında hazırlanan gözaltı fezlekesinin sanki şirket avukatlarının elinden çıkmış izlenimini edindiklerini söyledi. Konuşmaların ardından olaylar sırasında kolu kırılan Yeter Üstündağ'ı ziyaret eden Elele Hareketi üyeleri kendisine geçmiş olsun dediler. Hâlâ acılar içinde yattığını söyleyen Üstündağ, oğlunu jandarmanın elinden kurtarmak istediği bir sırada astsubay Şükrü'nün kendisine ağza alınmayacak küfürlerle saldırıp dövdüğünü anlattı.

www.evrensel.net