Parlamentoda gerçek bir muhalefet

Almanya'da Sol Parti parlamentoya yüzde 8,7 oy ile girdi. Parti sözcüleri, hiçbir koalisyon olasılığına destek vermeyeceklerini belirterek, 'Tek koalisyon ortağımız sosyal hareket olacak' dediler.

"Sosyal Demokrat/Yeşiller hükümeti devrildi. Sağcı CDU/CSU/FDP hükümetinin kurulması engellendi. Bu başarının sahibi Sol Parti'nin seçmenleridir. İşsizler, işçiler, emekliler. Yedi yıl boyunca büyük koalisyonun adaletsiz politikalarına maruz kalanlar, Hartz partilerinin hesaplarını alt üst ettiler." Almanya seçimlerinin "sürprizi" olan Sol Parti tarafından yapılan bu açıklama, aslında ilerleyen saatlerde yapılacak bütün seçim değerlendirmelerini özetliyordu. Berlin'de binlerce emekçi ile birlikte seçim sonuçlarını takip eden Sol Parti yöneticileri, düzen partileri ve medyanın ortak saldırılarına karşı önemli bir başarı elde edildiğini söylediler. Sonuçların açıklanmasından sonra kürsüye çıkan Oskar Lafontaine ve Gregor Gysi, Sol Parti taraftarları tarafından coşkuyla karşılandılar. Konuşmaya ilk başlayan Lafontaine, "Bu yola girdiğimizde bizimle alay edenler oldu, başaramazsınız diye uyaranlar oldu. Ama başardık. Doğu'da ve Batı'da Hartz partilerini engelledik. Bu riske atılmamızın ürününü hep birlikte toplamaya başladık" dedi. Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Lafontaine, "Biz Almanya'yı değiştirmek için yola çıktık. Almanya bizimle birlikte değişmeye başladı bile" diye devam etti. Değişimin Sol Parti'nin kurulmasıyla başladığını söyleyen Lafontaine, "Sol Parti kuruldu ve değişim başladı. Hartz yasalarını çıkaranlar, Ajanda 2010'u karar altına alanlar, emeklilerin maaşını kesenler 'Biz adaletten yanayız', 'Biz modern sol partiyiz' demeye başladılar. Görülen o ki Sol Parti parlamentoya girmeden önce değiştirmeye başladı" dedi. Hartz partilerine rahat yok! Herkesin kendilerine "Koalisyon yapacak mısınız?", "Hangi koalisyona destek vereceksiniz" şeklinde sorular yönelttiğini söyleyen Lafontaine, "Bizim koalisyon ortağımız belli. Bizi buraya taşıyanlar, bizim koalisyon ortağımızdır" dedi. "Almanya'nın çıkarları Hindukuş'ta savunulamaz. Biz bu politikalara destek olmayacağız, bunu engellemeye çalışacağız" diye konuşan Lafontaine, hedeflerinin, Afganistan'daki Alman askerlerinin kısa zamanda ülkeye geri getirilmesi olduğunu ilan etti. Parlamentoya güçlü bir grupla girdiklerini hatırlatan Lafontaine, "İlk günden itibaren 100 günlük programımızda yer alan taleplerimizi gündeme getireceğiz Artık Hartz partilerine, sosyal gasp partilerine rahat yok. Artık karşılarında gerçek bir muhalefet var. Bu muhalefetin gücünü işçilerden; işsizlerden ve emeklilerden alıyor" dedi.




Avrupa Birliği şefleri tedirgin Almanya'da Angela Merkel liderliğinde sağ bir koalisyonun kurulmasına kesin gözüyle bakan Avrupa Birliği (AB) liderleri, seçim sonuçlarının ardından büyük bir tedirginlik içine girdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Almanya'da "istikrarlı bir hükümet" kurulmasının önemine değinerek, "Umarım en kısa süre içinde böyle bir hükümet kurulur. Almanya, Avrupa'nın motoru. Dinamik bir Almanya olmaksızın Avrupa kendine gelemez" dedi. AB şefleri; olası bir Merkel iktidarının Fransız-Alman ortaklığını diğer ülkelere açacağını, ekonomik saldırı politikalarını güçlendireceğini, yeni hak gaspları planlayan Fransız lider Nicolas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı Tony Blair'in elini güçlendireceğini hesaplıyordu. Şimdi bütün bu hesaplar suya düşmüş görünüyor. İngiliz The Guardian gazetesi ise, konuya başka bir açıdan yaklaştı. Gazete, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlanmasını geciktirme tehdidinde bulunan "imtiyazlı ortaklık" öneren Avusturya'nın, Angela Merkel'in uğradığı hayal kırıklığı sonucunda yalnız kaldığını yazdı. Gazete, "Merkel seçimden başarıyla çıkamadı, bu da Avusturya'nın yalnız kalacağı anlamına geliyor" yorumunu yaptı.

www.evrensel.net