Tuzağa düşürülen işçiler hak arıyor

1996'da kurulan şirket, fabrikalarla limanlar arasında malzeme taşıyor. Deriden elektronik eşyaya kadar her türlü malzemenin taşımacılığını yapan şirketin, İstanbul, İzmir, İzmit ve Mersin'de şuberi bulunuyor.

Martı Konteyner'de tuzağa düşürülerek işten atılan işçiler, haklarını almakta kararlı. İşçiler, çalışma saatlerinin ve ücretlerinin iyileştirilmesini istiyorlar. "İsyan çıkarmak", "hırsızlık yapmak" gibi gerekçelerle 5 Eylül'de işten atılan işçiler, iftiraya uğradıklarını belirterek, haklarını sonuna kadar arayacaklarını söylediler. Uluslararası konteyner taşımacılığı yapan Martı Konteyner Hizmetleri A.Ş'de çalışan 39 işçi, Müdür Mustafa Bektaş ile görüşerek yaşadıkları sorunları ilettiler, taleplerini dile getirdiler. Mustafa Bektaş ise, bu sorunları kendisinin çözemeyeceğini belirterek, "patronları çağırayım, onunla görüşün" dedi. Atılan işçilerden Yusuf Üçler İlhan bundan sonra başlarına neler geldiğini şöyle anlattı: "Hepimizi garajda topladı. Patron geldi, yanında avukatı, noter ve muhasebeci vardı. Fotoğraflarımızı çektiler, daha sonra 'siz grev yapıyorsunuz, bu toplu isyandır, iş akitlerinizi fesh ediyorum' dedi. Durumun böyle olmadığını patronlara anlatamayınca biz de noter çağırdık ve çalıştırılmadığımıza dair tutanak tutturduk." Kullandıkları tırların anahtarlarını da istediklerini ancak tırlar üzerlerine zimmetli olduğu için herhangi bir belge verilmeden anahtarları teslim etmeyeceklerini söylediklerini aktaran İlhan, "Daha sonra nöbetçi mahkemenin kararı ile anahtarlar alındı. Şu an elimizde işten atıldığımıza dair resmi bir belge bulunmuyor, her sabah sekizde işyerinde buluşuyoruz, iş verilmesini bekliyoruz" dedi.

Hırsızlık olmadığı belgelendi Olay günü çalıştığını, arabayı boşaltıp geldikten sonra müdürün kendisine toplantı olduğunu söylediğini anlatan Mustafa Eren, hırsızlıkla suçlandıklarını belirtti: "Patronlardan Erdal Tokçam, siz hırsızsınız, diye bize hakaret etti ve mazot çaldığımızı söyledi. Şirketin görevlisi geldi, takograflara baktı ve herhangi bir hırsızlık olmadığı belgelendi, hepsi sağlam çıktı. O gün çalıştığıma dair elimde takograf ve kantar belgelerim var, ama biz çalışmıyoruz diye işten atıldık. Kendisi iş vermedi, biz hakkımızı istiyoruz."

Çalışma saatleri uzun, ücret düşük Dört yıldır Martı Lojistik'te çalışan Yusuf Üçler İlhan, sabah beş altı gibi işe başladıklarını gece bire ikiye kadar çalıştıklarını söylüyor. Aylık ücretlerinin 550 milyon lira olduğunu, ancak bordroda ücretlerinin 950 milyon lira gözüktüğünü belirten İlhan, bu nedenle banka ya da benzeri yerlerde sorunlarla karşılaştıklarını ifade etti. İşçilerden Namık Kaplan da günde 16-17 saat çalıştıklarını belirterek, ellerinde 18-20 saat direksiyon başında olduklarını gösteren takograflar olduğunu belirtiyor. Kaplan, çalışma saatlerinin ve ücretlerinin düzeltilmesini, hastaneye gidecekleri zaman problem çıkmamasını istediklerini söyledi. Güven Baş ise çalışma saatlerinin belli olmamasının kazalara neden olduğuna işaret ederek, ayrıca vizite kağıdı almak istediğinde çok sorun çıkarılmasından yakındı. Çalışma koşullarının düzeltilmesini istediklerini belirten Akif Bayer de, aynı sorunlarla karşılaşmamak için bundan sonra birlikte hareket etmekte kararlı olduklarını dile getirdi.

www.evrensel.net