Yeniden doğmak üzerine

Perihan Mağden'in "İki Genç Kızın Romanı" isimli kitabından "esinlenerek" Kutluğ Ataman'ın çektiği "İki Genç Kız' filmi gösterime girdiğinde, Türkiye'deki ergenlik halleri üzerine epey söz söylenmişti...




Aşk Yazım Orijinal Adı: My Summer of Love Yönetmen : Pawel Pawlikowski Oyuncular : Nathalie Press, Emily Blunt, Paddy Considine, Dean Andrews, Michelle Byrne, Paul Antony-Barber, Lynette Edwards, Kathryn Sumner Senaryo : Pawel Pawlikowski, Michael Wynne (Helen Cross'un romanından) Türü : Drama Yapım: 2004 İngiltere Süre: 86 dk.



Perihan Mağden'in "İki Genç Kızın Romanı" isimli kitabından "esinlenerek" Kutluğ Ataman'ın çektiği "İki Genç Kız' filmi gösterime girdiğinde, Türkiye'deki ergenlik halleri üzerine epey söz söylenmişti. Bugün gösterime giren "Yaz Aşkım" isimli filmle anlıyoruz ki, mevzu yalnızca Türkiye'ye özgü değil. İngilizlerin kafası da bu konuyla hayli meşgul. Filmi Rus asıllı İngiliz Yönetmen Pawel Pawlikowski'nin çektiğini düşünürsek başka bir noktaya daha varabiliriz. Geçtiğimiz yılın en iyi filmleri arasında yer alan ve yine bir Rus Yönetmen olan Andrey Zvyagintsev Dönüş'de ergenlik dönemindeki iki erkeğin problemlerini anlatılıyordu. Demek ki, Rus yönetmenlerin de ergenlikle ilgili problemleri var. Ama "Yaz Aşkım" dönüş kadar etkili ve derinlikli bir film değil. "İki Genç Kız"dan daha iyi olduğu ise su götürmez.

Karşıtlıklar Film, İngiltere'nin küçük bir kasabasında, hapse düştükten sonra kendisini İsa'ya adayan ağabeyi ile birlikte yaşamak zorunda kalan; içinde bulunduğu bunaltıcı ortamdan çıkış yolları arayan Mona ile yaz tatili için ailesinin yanına gelen zengin ve şımarık kız Tamsin arasındaki gerilimli-duygusal ilişkiyi merkezine alıyor. Toplumun iki farklı kesiminden iki genç kızın seçilmesi, kültürel, sosyal ve ekonomik olarak farklılıkları birbirlerindeki "eksiklikleri" de ortaya çıkartıyor. Tamsin'in sosyal bir insan olarak küçük bir kasabaya sıkıştırılması, Mona'nın ise bizzat bu ortamın bir parçası olması, aslında ikiliyi bir araya getiren en önemli etken. Tam da hayatlarının en hareketli olması gereken döneminde yaşadıkları bu sıkışmışlık duygusu, her ikisi için de içine bırakıldıkları çemberi yarıp çıkmanın olanaklarını yaratıyor. Ama olanaklarla, gerçeklikler arasındaki uçurum bir süre sonra kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor.

Din ve cinsellik Filmin en önemli karakterlerinden birisi de Mona'nın ağabeyi Phil. Hayatının bir bölümünü suç işlereyek geçirmiş, bu yüzden hapse girmiş olan Phil, hapisten çıktıktan sonra kendisini dine vermiştir. İsa'yı bulduğu için sevinen ve bir tür tarikatın doğal lideri konumunda bulunan Phil, sahibi olduğu barı ibadethaneye çeviriyor. İsa sayesinde yeniden doğduğuna inanan Phil'in dinle ilişkisinin samimiyet, sapkınlık ve sahtekarlık süreçlerinden geçişi; Mona ve Tamsin arasındaki dostluk ve cinsellik üzerine kurulu ilişkinin sınanmasıyla paralellikler taşıyor. Mona ve Tamsin'in bir daha ayrılmamak üzere birbirlerine verdikleri sözler; Phil'in Tanrı'ya ve İsa'ya verdiği sözler gibi. Her ikii taraf da kendilerini yeniden yaratmak, eski kimliklerinden arınmak ve yepyeni insanlar olmak için sözler verip duruyorlar.

Yeniden doğuş Ancak, hem Tanrıya hem de "sevgiliye" verilen sözlerin geçerliliği çoğu zaman toplumsal ve kişisel koşullar tarafından belirleniyor. Filmin en karanlık karakteri olarak Tamsin, hem Mona'nın hem de Phil'in değişme ve yeniden doğma isteklerinin sonuçlanmasında başrole soyunuyor. Sonuçta Phil ve Mona için yaşadıkları kasaba ne kadar gerçekse Tamsin için de o kadar yalan. Zira o, gerçek hayatının bu olmadığını, geçici bir süre için orada bulunduğunu ve bir süre sonra gideceğini biliyor. Bunun için her şeyi bir oyun olarak algılıyor ve yaşıyor. Tamsin, küçük bir oyunla Phil'in "inancının" sahteliğini ortaya çıkartıp onu kendisiyle yüzleştirirken; Mona'ya verdiği sözün de geçerliliği tartışılır duruma geliyor. Tamsin, yeniden ait olduğu yere dönerken Mona artık büyümüş ve yeniden doğmuştur. "Sahte" bir yeniden doğuşun peşinde koşan Phil ise öldürmek istediği eski "ben"i ile başbaşadır artık. Filmin oyunculuk açısından problemi olduğu söylenemez. Mona rolünde Nathalie Press ve Phil'i canlandıran Paddy Considine olumlu not alırken; Tamsin'e hayat veren Emily Blunt'un sinemada yakın geleceğin "öldüren kadın"ları arasına girmesi sürpriz olmaz.

www.evrensel.net