SALDIRILARA ÖFKE

Düzce'de öldürülen fındık işçisi Abdulrezzak Özdemir'in cenazesinde Kürtlere yönelik saldırılar kınandı. Siirt'teki gösteride başından vurularak öldürülen Abdullah Aydan'ın cenazesini karşılamak için toplanan kitle yürüyüş yaptı.

Düzce'nin Akçakoca İlçesine bağlı Karatavuk Köyü'nde fındık işçilerine yönelik saldırı sonucu yaşamını yitiren Abdulrezzak Özdemir'in cenazesi Adana'nın Ceyhan ilçesinde yüzlerce kişi tarafından karşılandı. Cenaze törenine katılanlar, linç girişimlerine tepki gösterdi. Karatavuk Köyü'nde önceki gün fındık işçilerine yönelik saldırıda yaşamını yitiren Abdulrezzak Özdemir'in cenazesi gece fındık işçileri ve yakınları tarafından alınarak Adana'ya doğru yola çıkarıldı. Sabah saatlerinde Adana'nın Misis beldesine getirilen cenaze buradan Yakapınar Belediyesi tarafından tahsis edilen ambulansa bindirilerek Adana'nın Ceyhan ilçesine getirildi. Özdemir'in yakınlarının ikamet ettiği Küçükkırım Mahallesi'ne getirilen cenaze yüzlerce kişi tarafından "Şehit namirin/Şehitler ölmez", "Kürtlere uzanan eller kırılsın" sloganlarıyla karşılandı. Özdemir'in çocukları ile yakınları sinir krizleri geçirdi.

Saldırı kınandı Toplanan kitleye hitaben konuşan Mahalle sakini Abdullah Aydemir, yaşanan olayların içler acısı olduğunu söyledi. Gemlik yolcularına yapılan saldırı ile "kirli savaş adımlarının atıldığını" dile getiren Aydemir, "Yaşanan süreç kaygı vericidir. Milliyetçi şoven duygular geliştirilerek Kürt-Türk düşmanlığı yaratılıyor. Abdulrezzak Özdemir milliyetçi bir dalganın kurbanıdır. O bu halkın şehididir" dedi. Konuşmanın ardından Küçükkırım Caddesi'nde sloganlarla yürüyüş yapan kitle Özdemir'in cenazesini ailesinin yaşadığı Siirt'in Pervari ilçesine zılgıtlarla uğurladı.

Aydan için yürüyüş Gemlik yürüyüşçülerine yönelik saldırıyı kınamak amacıyla Siirt'te yapılan protesto gösterisinde başına aldığı kurşun nedeniyle kaldırıldığı Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yaşamını yitiren Abdullah Aydan'ın cenazesinde de saldırılara öfke vardı. Siirt'e getirilen Aydan'ın cenazesi, binlerce kişi tarafından "Şehit namirin" ve "Katiller halka hesap verecek" sloganları ile binlerce kişi tarafından karşılandı. Cenazeyi karşılamak için Conkbayır Mahallesi'nde toplanan binlerce kişi, Aydan'ın fotoğraflarını taşıyarak Ulus Mezarlığı'na doğru yürüyüşe geçti.




Bursa Heyeti izlenimlerini aktardı: İhmal var Bursa'da İnsan Hakları İhlalleri İzleme Araştırma Heyeti, 4 Eylül Pazar günü TUHAD-FED tarafından Gemlik'te yapılması planlanan basın açıklaması ve daha sonra yaşanan gelişmelere ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. İHD Bursa Şubesi'nde yaptıkları basın toplantısı ile izlenimlerini aktaran heyet üyeleri özellikle Gemlik dönüşü Bozüyük'te yaşanan linç girişiminde yetkililerin ihmalkar davrandığına vurgu yaptı. Raporu açıklayan İHD Bursa Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Karabacak, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulacağını ifade etti. Heyet raporunda şu sorulara yer verildi:
  • Bu ülkede herkesin görüşlerini açıklama hakkı yok mudur?
  • Saldırı içermeyen, sadece görüşlerini açıklayanlara karşı bu görüşleri beğenmeyenlerin saldırı hakkını kim nereden alıyor, kim bunu güvence altına alıyor?
  • Gelenler mi yoksa saldıranlar mı kışkırtıcıdır?
  • Basın açıklamasını güvenlik gerekçesi ile yasaklayanlar, gelen 10 civarındaki insanı engelleyenler 1000 kişilik bir saldırganı neden engelleyememişlerdir?
  • Basın açıklamasıyla görüş açıklamak suçsa ve engelleniyorsa, ellerinde sopalar, molotof kokteylleriyle insanlara saldırmak, yakmak suç değil mi ki emniyet güçlerinin gözleri önünde gerçekleşirken hiçbir müdahale ile karşılaşılmıyor ve halen kimse tutuklanmıyor?
  • Saldırganlarla emniyet güçleri arasındaki diyaloglar, yakın temasları kim izah edecek?
  • Özellikle Bozüyük ilçesinde araç konvoyları ilçeye varmadan yarım saat öncesinde yolun saldırganlar tarafından kesildiği ilçede otobüs konvoyunun geçeceği güzergahın değiştirilmesi gerekmiyor muydu?
  • Saldırganlar geçiş yolunu ve zamanını nereden biliyordu?
  • Emniyet müdürlüğü önünde toplananlar konvoyun ilçeye varışından önce neden dağıtılmadı?




    Linçe tepkiler sürüyor Gemlik dönüşü Bozüyük'te yaşanan linç olayına ilişkin tepkiler sürüyor. İstanbul, Malatya, Adıyaman, Tunceli, Muş, Van ve Antep'te yapılan basın açıklamalarında Kürtlere yönelik saldırılar kınandı. Diyarbakır'da gösteriler sırasında polis şiddetine maruz kalan, aralarında muhabirimiz Derya Karaçoban'ın da bulunduğu 3 kişi Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

    Malatya Malatya'da EMEP, ESP, DTH ve ÖDP konuyla ilgili bir basın açıklaması yaparak tepkilerini dile getirdiler. Malatya Postanesi önünde ortak açıklamayı okuyan DTH temsilcisi Kemal Çalgan, "Mersin'deki bayrak provokasyonuyla yaratılan suni gündem hala kendini şovenizmin etkisinden kurtaramamıştır. Militarist güçler, halkların tarihsel ve toplumsal dokusuna uymayan linç kültürünü toplumda egemen bir tarz haline getirmek istemektedirler. Biz Kürt yurtsever ve Türkiyeli emekçiler olarak kardeşleşmede ısrar edeceğiz" diye konuştu.

    Adıyaman Linç olayları ile ilgili Adıyaman Demokrasi Platformu da açıklama yaptı. Platform adına konuşan Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı İzzet Karadağ, linç olaylarıyla ilgili hükümeti, siyasi partileri ve kitle örgütlerini sorumlu davranmaya davet etti. 1955 yılında meydana gelen 6-7 Eylül olaylarını hatırlatan Karadağ, "Geçmişte yaşanan acı olaylar bize yeterince ders verecek düzeydedir" dedi. Karadağ konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yaşanan linç girişimlerinin halkın hassasiyeti ve duyarlılığı olarak gösterilmesi, linç girişiminde bulunanları haklı çıkarmak anlamını taşır. Yetkililerin hukuk devletinin prensipleri doğrultusunda açıklama yapması gerekir. Bir yerde suç işlenmesi halinde ona müdahale etmek kolluk kuvvetlerinin işi olmalıdır. Bu yüzden, Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı açıklamalar bizi kaygılandırmaktadır."

    Tunceli Tunceli Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen basın açıklamasında konuşan Eğitim Sen Tunceli Şube Başkanı Hanifi Bekmezci de, barış isteyenlerin 'suçlu' olarak gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, "Saldırganlar ve olaylara göz yumanlar yargılanmalıdır" dedi. Türkiye'de yaşayan halkların beklentisinin "Şiddet ve çatışmalardan uzak barış ve kardeşliğin egemen olduğu demokratik bir Türkiye" olduğunu belirten Bekmezci, tek taraflı ateşkese karşın devam eden operasyonların durdurulmasını istedi.

    İstanbul Aralarında ESP, Toplumsal Özgürlük Platformu, Sosyalist Demokrasi Partisi, İşci Mücadelesi, Odak Dergisi'nin bulunduğu bir grup Mecidiyeköy'de düzenlediği eylemde linç girişimlerini protesto etti. "Operasyonlar ve linç girişimleri durdurulsun" yazılı pankartın taşındığı eylemde konuşan Figen Yüksekdağ, giderek bir Kürt-Türk çatışmasının körüklendiğini belirterek, "Bu provokasyonlara karşı kardeşlik bayrağını yükselteceğiz" dedi.

    Gaziantep Gaziantep Demokratik Halk İnsiyatifi Gaziantep Adliyesi önünde yaptığı basın açıklaması ile son dönemlerde Kürtlere yönelik provokasyon girişimlerine karşı duyarlılık çağırısı yaptı. Kürt sorununa demokratik çözüm içerikli dövizlerin taşındığı eyleme EMEP, DEHAP ve Eğitim Sen Gaziantep Şubesi de destek verdi. İnsiyatif adına açıklamayı okuyan Ali Şimşek, "Linç girişimi söylendiği gibi üç beş kişinin tepkisi değil tamamen örgütlü ve organize saldırıdır" dedi.

    Muş Muş'ta kitle örgütleri ile siyasi parti temsilcileri başta Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı olmak üzere birçok kuruma faks çekerek Bozüyük olaylarını kınadılar. TUHAD-DER bünyesinde bir araya gelen DEHAP, Muş Kültür ve Sanat Merkezi, DTH ve belediye meclis üyelerinin aralarında bulunduğu çok sayıda kişi kollarına siyah bant bağlayarak postane önüne kadar yürüyüş yaptı.

    src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    'Dün dündür, bugün de bugün' Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, adli yıl açılış töreninde kendilerini hedef alan Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ı dün Anayasa Mahkemesi'nde "bir şey olmamış gibi", "dün dündür, bugün de bugün" anlayışını doğrularcasına karşıladı. Başkanın odasında çaya da davet edilen Arslan da o sözleri kendisi söylememiş gibi davete katıldı. Anayasa Mahkemesi'nin yeni 3 asil üyesi Serruh Kaleli, Osman Paksüt ve Şevket Apalak için yemin töreni yapıldı. Törene, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Yargıtay Başkanı Osman Arslan, Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok ile çok sayıda hakim, savcı da yer aldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, Başkanvekili Haşim Kılıç ile diğer üyeler konukları ayakta tokalaşarak kabul ederken, bir gün önce Anayasa Mahkemesi'ne savaş açan Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ı da aynı şekilde karşıladılar. Törende konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, ant içme töreninin "Anayasa'ya sadakati" simgelediğini söyledi. Seçilen üyelerin, Anayasa'da tanımı yapılan "Atatürk ilke ve inkılaplarına ve Anayasa'nın laiklik ilkesi gereği kutsal din duygularının politikaya alet edilemeyeceği ilkelerine bağlılık" çerçevesinde görev yapacaklarını belirten Tuğcu, "Onurlu ve sorumlu görev üstlenen yeni üyelerin Anayasa yargısının dışında, mahkemenin diğer görevlerini de mesleki deneyimleri ışığında en iyi şekilde yerine getireceklerini" söyledi. Tuğcu'nun yeni üyelerin özgeçmişlerini okumasının ardından, Kaleli, Paksüt ve Apalak sırasıyla ant içtiler. And içmelerinin ardından Başkan Tuğcu üç üyeye cübbelerini giydirdi. Törenin ardından Cumhurbaşkanı Sezer Anayasa Mahkemesi'nden ayrılırken, Başbakan Erdoğan, bakanlar ile bazı davetliler Tuğcu'nun makamına çıktılar. Tuğcu'nun, bir gün önce Anayasa Mahkemesi'ne savaş açan, kendilerinin de açıklama ile yanıt verdikleri Yargıtay Başkanı Arslan'ı da "çay içmeye" davet etmesi dikkat çekti. Yaklaşık 20 dakikalık çay sohbetinde de bu konu açılmazken, konuklarını kapıdan uğurlayan Başkan Tuğcu, Yargıtay Başkanı'nın eleştirilerinin hatırlatıldığı soruları "açıklama yapıldı" diyerek yanıtsız bıraktı.

    Başbakan'dan destek istedi Törenin ardından Başbakan Erdoğan ile kısa bir görüşme yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, edinilen bilgilere göre Başbakan'dan destek istedi. Anayasa Mahkemesi'nin Birlik Mahallesi'ndeki yeni binasının yapımına ilişkin Erdoğan'a bilgi veren Tuğcu, 45 trilyona malolacak binanın yapımı için deskek talep etti. Erdoğan ise her türlü desteğin verileceğini söyledi.

    Kılıç, 'üslup bizi üzdü' Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç da Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın Yüce Divan'a ilişkin eleştirilerinin kendilerini üzdüğünü söyledi. Makamında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıç, Arslan'ın Yüce Divan'a yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine "Anayasa Mahkemesi'nin 'şok edici ve sarsıcı olsa da' düşüncelerin özgürce açıklanabileceği yönünde kararları var. Böyle bir anlayışa sahip Anayasa Mahkemesi'nin bu düşüncelerden alınması söz konusu değil" dedi. Yüce Divan görevinin Yargıtay'a verilmesi önerisini de normal karşıladıklarını savunan Kılıç, "Ancak sanki bir ay boyunca oturulmuş, özenle Anayasa Mahkemesi'ni hedef alan bir metin hazırlanmış kanısı uyandı bizde. Bu nedenlerle, üslup bizi üzdü" diye konuştu.

    www.evrensel.net