Maden Kanunu çevre düşmanı

Kireç ve çimento gibi ekonomik değeri çevresel değerden küçük olan maddeleri de 'maden' kapsamına alan Maden Kanunu'nu inceleyen İÜ Orman Fakültesi, yeni yasanın çevreye geri dönüşü olmayan zararlar vereceği uyarısında bulundu.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Orman Fakültesi Akademik Kurulu, yeni Maden Kanunu'nun, çevre ve ormanlar üzerinde telafisi olanaksız tahribatlar yaratacağı uyarısında bulundu. Üniversite öğretim üyelerinden TMMOB Orman Mühendisleri Odası Marmara Şube Başkanı Prof. Dr. Sedat Ayanoğlu ve Yrd. Doç Dr. Aynur Aydın Coşkun'un hazırladığı raporda, 5177 sayılı "Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı" madde madde masaya yatırılarak incelendi. Kanunlaşan tasarının birçok maddesinin Anayasa'ya ve ilgili kanunlara aykırılık içerdiği tespit edilen fakülte görüşünde, orman alanlarının, milli parkların, zeytinliklerin, kıyıların ve su havzalarının madencilik faaliyetine açılması eleştiriliyor. Fakülte görüşünde bir başka vurgu yapılan konu ise ekonomik değeri çevresel değerden çok küçük olan çimento ve kireç maddelerinin maden kabul edilmesi oldu.

Yasanın sakıncaları İÜ Orman Fakültesi'nin hazırladığı raporda, Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın eleştirilen yönleri şöyle sıralandı:
  • Tasarının 1. maddesi ile Maden Kanunu'nun 2. maddesi yeniden düzenlenerek çimento ve kireç taşı gibi maddeler kanun kapsamına alınmıştır. Bu şekilde ekonomik değeri çevresel değerinden küçük maddeler maden kabul edilerek kanun kapsamına alınmıştır.
  • Tasarının 3. maddesi ile; Çevre Kanunu, Milli Parklar Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Orman Kanunu, Kıyı Kanunu, Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Kanunu, Mera Kanunu ve Zeytinciliğin Islahı Hakkında Kanun değiştirilmek suretiyle Milli Parklar, ağaçlandırma alanları, turizm bölgeleri ve zeytinlikler madencilik faaliyetine açılmaktadır.
  • Kanun tasarısının 3. Maddesi ile maden ruhsatı verilen yerlerde yürütülen faaliyetlerin engellenemeyeceği kuralı getirilmektedir. Bu maddenin gerekçesinde daha da ileri gidilerek, bu faaliyetlerin "hiçbir kurum tarafından engellenemeyeceği" ifadesi yer almaktadır. Böylece ruhsata bağlanmış madencilik faliyetleri yargı denetimi dışına çıkarılmaya çalışılmaktadır. Yapılmak istenen uygulama başta İYUK olmak üzere Anayasa'nın 125. maddesine ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır.

    Zeytinlikler yok edilecek
  • Tasarının 22. maddesi ile 3573 sayılı Zeytincilik Islahı Hakkında Kanun değiştirilerek, zeytinlik alanlarda bazı faaliyetleri yasaklayan hükümlere "Yeraltı servet ve kaynaklarının işletilmesine yönelik faaliyetler bu uygulamadan muaftır" ifadesi eklenmiş ve böylece madencilik faaliyetleri bu kuralın dışında tutulmuştur. Değişiklik hem Anayasa'nın 45. maddesine hem de 56. maddesine aykırıdır.
  • Aynı maddede madencilik faaliyeti için zeytinliklerin kesilmesine izin verilmekte ve madencilik faaliyetleri ile ülkenin zeytin ağacı varlığı yok edilmek istenmektedir. Maddede maden arama faaliyetleri sırasında ağaç kesimi zorunlu ise ağaç bedelinin ödeneceğinden bahsedilmektedir. Üretim ve koruma gibi fonksiyonları göz önünde tutulduğunda 100 yaşında bir zeytin ağacına değer biçilemez.
  • Tasarının 23. maddesinde, kültür ve tabiat varlıklarının tespiti konusunda faaliyetleri etkilenecek bakanlıkların görüşünün alınması öngörülmektedir. Bu uygulama koruma kurullarının görevini aksatabilir. Bu düzenleme 2863 sayılı Kanuna aykırıdır.
  • Tasarının 24, 25 ve 26. maddeleri ile Koruma Kurulları bürokrat ağırlıklı kurullar haline dönüştürülmekte ve 2863 sayılı kanun işlemez hale getirilmektedir. Bu kurullarda Orman Genel Müdürlüğü ve Orman Bakanlığı temsilcilerine yer verilmemesi düşündürücüdür.
  • Tasarının 27. maddesi ile Çevre Kanunu'nun 10. maddesi değiştirilerek petrol, jeotermal ve maden arama faaliyetleri ÇED kapsamı dışına çıkarılarak denetimi ortadan kaldırmaktadır.




    Kıyılara maden kurulacak
  • Tasarının 29. maddesi Kıyı Kanunu'nun 6. maddesinde, istisna yapılar içine "maden, petrol ve jeotermal kaynak ve işletme tesisleri" eklenmiştir. Değişiklik, Kamu Yararı başlığı altında yer alan ve kıyılardan yararlanmayı düzenleyen Anayasa'nın 43. maddesi ve Kıyı Kanunu ile tezat oluşturmaktadır.
  • Tasarının 30 ve 31. maddeleri Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu ile ağaçlandırmaya tahsis edilmiş alanlar madencilik faaliyetleri ile yok edilmek istenmektedir.
  • Tasarının 32. maddesi ile 4342 sayılı Mera Kanunu'nda yapılacak değişiklikle meraların maden ve petrol üretimine yönelik kullanımları için tahsis amacının değiştirilmesi prosedürü kısaltılmıştır.
  • Tasarının 33. maddesi ile 2560 sayılı İstanbul Su ve kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında kanun değiştirilerek, İstanbul su havzalarını da madencilik işletmesine açmak amaçlanmaktadır.

    www.evrensel.net