İşgal altında 'insan' olmak

"...Ve hepimiz gazetelerde sıradan bir haber haline geldik. Peki sıradan olmayan nedir?"

"...Ve hepimiz gazetelerde sıradan bir haber haline geldik. Peki sıradan olmayan nedir?" Filistinli kadın oyuncu; ölümü, işgali, kendi ülkesinden kovulmayı, kendi topraklarında mülteci olmayı sorguluyor. Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda önceki akşam yankılanan bu ses 2. İstanbul Mekan Tiyatro Festivali için Türkiye'de bulunan Filistin Al-Kasaba Tiyatrosu'nun oyuncusuna ait. "İşgal Altındaki Masallar" adlı oyunlarıyla temsil veren grup, İstanbul seyircisine tek bir konuyu anlatıyor; "İşgal koşullarında insan kalmak"... Böylece Filistin halkının gün be gün yaşadıklarını bütün yönleriyle; acısıyla, hüznüyle ama yine de yaşamın soluğu mizahla anlatmakta üstün bir performans gösteriyor Al-Kasaba Tiyatrosu. İstanbul seyircisi bu sayede Filistin'in her gün yaşadıklarından bir gece yaşıyor: Savaş uçaklarının, tankların, makineli tüfeklerin birbirine karışan sesi altında kahkahalar atmayı biliyor, tıpkı Filistin'in işgal altındaki özgür insanları gibi! Al-Kasaba Tiyatrosu'nun yönetmeni George İbrahim gösterim öncesi tam da bunu anlatıyor "Filistin'de oyunculuk hem zor hem eğlenceli" diyor. Oyununuzun adı "İşgal Altında Masallar"...Peki işgal altında tiyatroyu bize anlatır mısınız? Hem zor hem eğlenceli... Zorluğu tabii ki işgal altında bir ülke olduğu için biz kendi şehirlerimiz arasındaki yolculuklarda ciddi sorunlar yaşıyoruz. Çünkü çok sıkı güvenlik önlemleri alınıyor, askeri bariyerler kuruluyor. Belki bir iki saatlik gidebileceğimiz yolda bir iki günümüz geçiyor, bazen geri dönmek zorunda kalıyoruz. Buna ilaveten çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşıyoruz. Tabii ki bazı bölgelerin günlerce süren kapatılmaları, insanların işlerine gidip gelememeleri genel olarak toplumsal anlamda yaşanan işsizlik ve yoksulluk elbette bize de yansıyor. Bu zorluklara ek olarak şu andaki en önemli sorunlardan biri zihinsel olarak yaşadığımız problemler. Çünkü baskılar altnda bir tiyatro yapıyorsunuz ve mecburen aklınızda hep bu oluyor. Tiyatromuzun sürekli kapatılma tehlikesini düşünmek zorunda kalıyoruz, etrafımızda öldürülen insanları düşünmek durumunda kalıyoruz. Yaralanmaları düşünmek zorunda kalıyoruz. Eğlenceli demiştiniz? Güzel ve eğlenceli tarafları da yok değil elbette. O da şudur ki; biz bunların üstesinden geliyoruz, biz bu baskıları yeniyoruz ve her şeye rağmen sahnedeyiz. Çıkıp istediklerimizi anlatıyoruz insanlara onlar da bizi dinliyor. En güzel tarafı da budur yaptığımız işin. Bir de elbette işgal olaylarından ötürü anlatacak çok şeyimiz oluyor insanlara... Oyunları yazma aşamasında neler yapıyorsunuz? İnsanların içine girerek insanlardan yaşadıkları gerçek hikayeleri dinleyerek oyunlarımızı yazıyoruz. İnsanların çekmiş olduğu sıkıntıları tiyatral bir dille anlatıyoruz. İşgal altında yaşayan bir halkın her gün görmekte olduğu zorlukları çıkıp onların dilini bizim kendi sanatsal dilimizle harmanlayarak anlatıyoruz. Yurtdışı gösterimlerde de yine 'işgal'i mi anlatıyorsunuz? Amerika, İngiltere, Fransa, İspanya, Belçika, Japonya, Mısır, İsviçre'de gösterime gittik. Şimdi de Türkiye'deyiz. Filistin dışında sahneye çıktığımız ülkelerde asıl amacımız, işgaldaki olayları anlatmaktan ziyade işgal altındaki bir ulusun, bir halkın ya da tek bir insanın dahi neler gördüğünü anlatıyoruz. Biz bunu gerçek bir amaç olarak ediniyoruz. Bizim sadece bir insan ve özgür bir halk olduğumuzu anlatmak istiyoruz. İsrail kentlerinde gösterimleriniz oldu mu? Cenin kentinde gösterim yaptık. Tamamen yahudi yerleşimcilerin olduğu bir yerde gösterim yaptık. Çok ciddi sorunlar yaşıyoruz bu tip durumlarda. İzin almakta çok zorlanıyoruz. Özellikle bazı oyuncuların Batı Şeria bölgesinden olmaları sıkıntı yaratıyor. Çok önce bir dönemden izin almamız gerekiyor. Peki İsrailli bir tiyatro grubuyla ortak çalışmalarınız oldu mu? Sadece 20 sene önce bir kere bir aya geldik. O tarihten beridir de hiçbir grupla bir araya gelmedik. Birinci İntifada'nın ardından İsrail devletinin bütün tiyatro ve sinemaları kapatmasının ardından böyle bir girişimimiz olmuştu. Yeniden sahnelerin açılması talebiyle bir araya geldik. İki ay kadar sahne aldık ama maalesef o da yine İsrail yönetimi tarafından durduruldu. Filistin'de tiyatroya ilgi nasıl? Çok yoğun bir ilgi olduğunu söyleyebilirim. Çünkü diyebiliriz ki Filistin halkının tek eğlencesi haline geldi tiyatro. Az önce ifade ettiğim gibi Birinci İntifada'da kapatıldı tiyatro ve sinemalar. Biz ancak iki sene önce bir sinema açabildik. Bizim kendimize ait olan iki tane de tiyatro sahnemiz var. Sahnelerinizin kapatıldığı oyunlarınızın yasaklandığı dönemde faaliyetlerinizi nasıl devam ettirdiniz? Küçük çaplı gittiğimiz yerde sahneler grup ya da insanların uğrak yerlerine giderek çalışmalar ve gösterimler yaptık. Mülteci kamplarına gittik oyunlar sergiledik. Okullara gittik öğrencilere gösterimlerde bulunduk. Hem orada hikayelerimizi anlattık hem de onların hikayelerini dinleyip yeni oyunlar yaptık. Bu bakımdan İsrail hükümetinin diğer kararları gibi bu kararları da hiçbir faaliyetimizi engelleyemedi. Son olarak bölgedeki yeni gelişmeler için neler söylüyorsunuz? İsrail'in 'geri çekilme planı', Batı Şeria'da duvar örülmesi... Tüm bunlar sizi nasıl etkileyecek? Gazze'den çekilme meselesi bilfiil yalandır. Çünkü Gazze İsrail hükümeti için çok bir yük, amaçları da bu yükten kurtulmaktır. Bütün damarlarını kesmek istiyorlar şehrin. Ben Kudüs'te yaşayan biri olarak, Gazze'ye gitmem için önce Batı Şeria'ya geçmem gerekiyor, Batı Şeria'dan Ürdün, Ürdün'den Mısır, Mısır'dan Refah kentine gitmem gerekiyor. Ancak öyle Gazze'ye geçebiliyorum. Duvar konusuna geldiğimiz zaman asıl amaç bizi, Filistin halkını küçük küçük bölgelere bölmektir. Ramallah kentinde zaten "güvenlik" adı altında görülmeyen bir duvar örülmüş durumdadır. Bizim için orası 20 dakikalık bir yol fakat saatlerimizi alıyor oradan geçmek. Aynı durum diğer şehirler için de geçerli...


Al Kasaba Tiyatrosu "Al Kasaba Tiyatrosu", işgal altındaki Filistinlilerin günlük yaşamlarını yorumlamak ve dünyaya duyurmak için 1970 yılında Kudüs'te kuruldu. 1984 yılına değin "Tiyatral Sanat-Filistinli Oyuncular Grubu" olarak çalışan grup, bu yıllar arasında halka açık gösterimlerin dışında oyunculuk eğitimi, yetenek geliştirme programları ve devlet destekli kültürel eğitim programları da verdi. 1986-89 yılları arasında yine isim değiştirmek zorunda kalan grup önceki deneyimlerini merkezine alarak oluşturduğu "Sanatsal Filistin Çalıştayı" ile işgal altında yeni sanat methodlar üretmeye çalıştı. Nihayet 1989 yılında "Al Kasaba Tiyatrosu" adıyla çalışmalarına devam eden Filistinli oyuncular, yaklaşık 20 yıldır tüm zorluklara rağmen sürdürdükleri sanat çalışmalarını Ramallah'a taşıdılar. Tüm bu emek ve özveriye rağmen 2 yıl boyunca halk gösterimine çıkamayan Al Kasaba, Ramallah'taki sahnelerini ancak 2000 Haziran ayında açabildiler. 30 yılı aşkın deneyimin verdiği üretkenlik ile sadece 5 yıl içerisinde tam 65 oyun çıkaran Al Kasaba oyuncuları, işgal kıskacında kıvranan Filistin halkının yaşadıklarını farklı kültürel ve sanatsal merkezlerle harmanlayarak Filistin kültürünün gelişmesi ve tanıtılması için büyük katkılarda bulundu. Son 5 yıldır Tunus, Ürdün, Fas, Suriye, İran gibi birçok Ortadoğu ülkesindeki uluslararası tiyatro festivallerine katılan Al Kasaba "işgal masallarını", Fransa, İspanya, İtalya, İngiltere, Almanya, Japonya ve Danimarka'da da anlattılar. Al Kasaba oyuncuları, çalışmalarını en güzel, "Birgün biz onları izledik, diğer gün onlar bizi..." şeklinde ifade ediyorlar.


Kırgızlar Galata'daydı İstanbul, Mekan Tiyatro Festivali'nde, Kırgızistan T. Abdumomunov Milli Akademik Dram Tiyatrosu, önceki akşam "Barsbek" adlı oyunu sahneledi. Şehir Tiyatroları'nca tiyatro mekanına dönüştürülen eski Galata Köprüsü'nde seyirciyle buluşan oyunda, Kırgızistan Milli Akademik Dram Tiyatrosu, Kırgız tarihinden alınmış eseri sahneye koydu. Kırgız tarihinin önemli bir bölümünü işleyen oyunda, Esenay Kırgızları'nın bağımsızlıklarına kavuşabilmek için verdiği savaş anlatılıyor.

www.evrensel.net