Kral Fahd öldü

ABD'nin Ortadoğu'daki en sadık müttefiklerinden olan Suudi Arabistan, hasta kralını kaybetti. Uzun süredir tedavi altında olan Kral Fahd, 83 yaşında öldü. 1995'ten beri fiilen ülkeyi yöneten Veliaht Prens Abdullah, vakit yitirmeden tahta çıktı.

Suudi Arabistan Kralı Fahd, tedavi gördüğü Kral Faysal hastanesinde öldü. Uzun süredir hasta olan 83 yaşındaki kralın ölüm haberi, dün sabah devlet televizyonu tarafından yayın kesilerek duyuruldu. Devlet televizyonu, "Mekke-i Mükerreme ile Mescid-i Nebi'nin mukaddes hamisinin vefatından derin teessür duyulduğunu" bildirdi. Tahta 1982 yılında çıkan Kral Fahd, 1995 yılında felç geçirmişti. Bu tarihten beri, Suudi Arabistan'ın fiili hükümdarlığını Veliaht Prens Abdullah Bin Abdülaziz yürütüyordu. Ölümün ardından Abdullah, ülkenin yeni kralı oldu. Arap Birliği'nin çarşamba günü yapacağı zirvenin, Fahd'ın ölümü nedeniyle ertelendiği bildirildi.

'Kutsal lider' Fahd, Haziran 1982'de, Batılı emperyalistlerin desteğiyle kurulan Suudi Arabistan Krallığı'nın başına geçti. Tahta oturur oturmaz, kendisini "İslam dünyasının lideri" olarak lanse etmeye başladı. 1986 yılında "Mekke-i Mükerreme ile Mescid-i Nebi'nin mukaddes hamisi" ünvanını aldı. Bu arada, İsrail devletinin tanınmasını da içeren ilk "Ortadoğu barış planı"nı sundu. Bu arada, kişisel servetini de katladı. ABD dergisi Forbes'e göre Fahd, onmilyarlarca dolarlık servetiyle dünyanın en zengin insanlarından biriydi. Fahd'ın iktidarının ilk yılında, ülke ekonomisinin can damarı olan petrol fiyatları yüzde 20 oranında düştü. İlerleyen 4 yıl boyunca düşüş devam edince, Fahd, petrolde devlet sübvansiyonlarını büyük ölçüde kaldırdı. Elde edilen petrol gelirini ise, "Irak tehdidi"ne karşı Amerikan silahlarına harcadı. 1980'li yıllarda,SSCB'nin Afganistan işgaline karşı ABD ve Pakistan ile birlikte mücadele yürüttü. Bu çerçevede milyonlarca riyal harcadı ve savaşa binlerce Suudi gönderdi. Afganistan'da savaşanlar, "El Kaide"leşerek geri döndüler.

Ülkeyi ABD askerlerine açtı 1990 yılında Irak ordusu Kuveyt'e girdiğinde, ABD'nin taleplerini kabul ederek, "kutsal topraklar" olarak bilinen Suudi Arabistan'a yüzbinlerce Amerikan askerinin konuşlandırılmasına onay verdi. 1991 Körfez Savaşı'nda ABD ile yapılan askeri işbirliği, Suudi rejiminin "ideolojik temeli" olan Vahhabiliği de ikiye böldü. Usame Bin Ladin, bu bölünmeyle birlikte güçlendi. Irak'ın yenilmesinin ardından askeri harcamalar daha da arttı. Düşen petrol fiyatları da bu harcamalara eklenince, bir dönemin "borç veren ülkesi" olan Suudi Arabistan, derin bir krize gömüldü. Kriz ancak 1999'da, petrol fiyatlarının artmasıyla kısmen hafifletilebildi.

Göstermelik reformlar Fahd, giderek rejimi tehdit eder hale gelen "katı Vahhabi" muhalefetin de baskısıyla, 1992 yılında sınırlı siyasi reformlar yapmaya girişti. "Demokrasi sevdalısı" ABD'nin kilit müttefiki olan Suudi Arabistan, ancak bu tarihte bir anayasaya kavuştu. Anayasada, ülkenin şeriata bağlı olarak yönetildiği vurgulanıyordu. 1993'te ise, 60 sandalyeli bir "Şûra Konseyi" ortaya çıktı. Ancak tavsiye verebilen bu konsey, Nisan 2005'te 150 üyeye çıktı. Ancak bu girişimler, El Kaide'nin güçlenmesini engelleyemedi. Kasım 1995 ve Haziran 1996'da düzenlenen bombalı saldırılarda 24 ABD askeri öldürüldü. Rejim, intikam olarak 4 şeriatçı militanı idam etti. El Kaide saldırıları, Mayıs 2003'ten itibaren tekrar hız kazandı ve o tarihten beri saldırı ve çatışmalarda 90 sivil, 41 devlet görevlisi ve 110 isyancı öldü. Suudi rejimi, bu operasyonlarla, 11 Eylül eylemcilerinin Suudi kökenli olmasının ABD'de yarattığı öfkeyi dindirmeye çalışıyordu. Suudi Arabistan, 2003 Irak işgaline kamuoyu önünde karşı çıkarken, Prens Sultan Hava Üssü'nü Amerikan işgal ordularının hizmetine sunmaktan çekinmedi.

Borsalara bahane Bu arada, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan'ın kralı Fahd'ın ölümü, petrol fiyatlarını artırırken, Suudi kaynakları ülkenin petrol politikasında değişiklik olmayacağı güvencesi verdi. Fahd'ın ölüm haberinin duyulmasıyla ABD hafif petrolünün varil fiyatı 49 sent artıp 61.06 dolara çıktı. Bazı sektör gözlemcileri, ABD'deki petrol rafinerilerinin kapasite yetersizlikleri ve Ortadoğu'daki siyasi gerilimler yüzünden tedirgin olan piyasaların, Fahd'ın ölümünü, fiyatları yükseltmeye "bahane" yaptığını belirtiyor.


ABD'NİN SADIK MÜTTEFİKİ Suudi Krallığı, Ortadoğu'ya "demokrasi" getireceğini ilan eden ABD'nin sadık bir müttefiki. ABD'nin kanatları altında bugüne dek varlığını sürdüren krallığın bazı "demokratik" özellikleri şöyle:
  • Mutlak monarşiyle yönetilen ülkede, rejim kral ve akrabalarından oluşan bakanları tarafından yönetiliyor. Ülkede 5 binden fazla prens bulunuyor.
  • "Anayasa" olarak adlandırılabilecek tek metin 1982'de belirlendi. Bu belge, "Suudi Arabistan'ın anayasası Kuran ve Sünnet'tir" sözleriyle başlıyor.
  • Bir Ceza Kanunu bulunmuyor. Para ve hapis cezalarının yanı sıra kırbaçlama, organ kesme veya baş kesme gibi cezalar uygulanıyor. Her yıl onlarca kişinin başı kesiliyor ve bu "ceza" halka açık törenlerle veriliyor.
  • Sendika ve grev yasak. Yüzlerce siyasi tutuklu olduğu sanılıyor, işkence sistematik.
  • Kadınların sokağa yanlarında bir erkek olmadan çıkması yasak. Kadınların yarısından azı okuma yazma biliyor. Sinema veya tiyatro yok, basın devlete ait.

    www.evrensel.net