'Barış gelmeden
   çevre sorunları da çözülmez'

DEHAP tarafından düzenlenen Ekoloji ve Yerel Yönetimler Konferansı'nda, çevre sorunlarının çözümü için öncelikle barış ortamının sağlanması gerektiği vurgulandı.

DEHAP tarafından düzenlenen Ekoloji ve Yerel Yönetimler Konferansı devam ediyor. Ekoloji ve Yerel Yönetimler Konferansı'nda konuşan Bergama Köylülerinin Sözcüsü Oktay Konyar, barış ortamı sağlanmadan çevre sorunlarının çözümünün mümkün olamayacağını ifade etti. Ankara'da önceki gün başlayan konferansın ikinci oturumunda söz alan Konyar, "Demokrasinin önündeki engellerin kalkmadığı, kirli savaşın sürdüğü, yoksulluk ve yolsuzluğun had safhaya ulaştığı bir dönemde çevre sorunlarını tartışıyoruz" dedi. Topraklarını siyanüre karşı korudukları için yargılandıklarını, vatan haini ilan edildiklerini vurgulayan Konyar, çevre sorunlarının çözümü için küresel saldırılara karşı örgütlü bir karşı duruş sergilenmesi gerektiğini belirtti. Aynı oturumda konuşan Doç. Dr. Mithat Sancar, "Çevre sorunları savaş ortamı ile bağlantılıdır ve çözümün ön şartı barıştır" dedi. Ancak her kesimin barış kavramının farklı olduğunu işaret eden Sancar, "Bazen barışı en çok dillendirenler, kendilerini şiddetten sorumlu tutmazlar" diye konuştu. Türkiye'de altı yıl boyunca çatışmaların durduğunu ve negatif barış yaşandığını ifade eden Sancar, negatif barışın pozitif barışa dönüşmesi için bütün kesimlere görev düştüğünü dile getirdi. Konferans öncesinde oluşturulan komisyonlar tarafından sunulan raporlarda ise yerel yönetimlerin halkın sorunlarının çözümüne sağlayabileceği katkılara yönelik projeler önerildi. "Toplumsal Barış, Demokrasi, Hukuk, İnsan Hakları ve Dış İlişkiler" başlıklı raporu sunan Diyarbakır Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı, hem AB hem de Türkiye'nin siyasi projelerinin Kürt sorununu gerçekçi çözüme kavuşturma değil, erteleme, zamana yayıp çürütme ve bu şekilde idare etme niyeti taşıdığını belirtti. Anlı, "Kürt yerel yönetimleri, hem temsilcileri oldukları kentlerin pratik sorunlarına hem de bunlarla ilişkili olan genel anlamda Kürt sorununa çözüm arayışlarında diplomatik faaliyetlerini kentsel ve ulusal olmak üzere iki kulvarda yürütebilirler" dedi. Anlı, AB-Türkiye müzakerelerinde Kürt sorununun yerel ve ulusal boyutlarıyla gündemleşmesini sağlamak için de yerel yönetimlere görev düştüğünü kaydetti. "Yerel Yönetimlere Yurttaş Katkısı" başlıklı raporu sunan Lice Belediye Başkanı Şeyhmus Bayhan, ademi merkeziyetçi yönetimi esas alarak, yerelden genele giden yönetim sistemini benimsediklerini ifade etti. Farklılıkların kendini yansıtmasına fırsat verilmesi ve kararların alınmasında halkın söz sahibi olmasının yollarının yaratılması gerektiğini kaydeden Bayhan, sokak, mahalle ve kent meclislerinin oluşturulması önerisini getirdi. Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş tarafından sunulan "Çok Dillilik Işığında Belediyecilik ve Yerel Yönetimler" başlıklı raporda, farklılıkları suç olarak görmeyen bir yerel yönetim anlayışının önemi vurgulandı.

www.evrensel.net