'Çözüm barışta aranmalı'

Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, Orgeneral Başbuğ'un açıklamaları ve bu açıklamaların ardından Uğur Kaymaz davasında yaşanan provokatif saldırıların kaygı verici olduğunu söyledi.

Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ'un açıklamaları ve bu açıklamalar sonrasında Uğur Kaymaz davasına katılanlara yönelik saldırılara tepki sürüyor. Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, Kürt sorununda çözümün barış ve kardeşlikte aranması gerektiğini vurguladı. Hükümet, Orgeneral Başbuğ'un konuşmasının ardından hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı düzenlemeler için çalışmalara başladı. Demokratik hak ve özgürlükleri baskı altına almaya dönük bir girişim, bir çok kesimden tepki alıyor. Uğur Kaymaz davasına katılan EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel de bir açıklama yaparak, davaya yönelik provokatif saldırıların ülkenin sorunlarını çözmekten öte daha da çıkmaza ittiğini söyledi. Tüzel, Kaymaz davasının devletin Kürt sorununda izlediği politikanın bir sonucu olduğunu da hatırlatarak, "Davanın Eskişehir'e nakli, daha önceki kimi kamuoyuna mal olmuş ve halkın takip ettiği insan hakları ihlallerinde olduğu gibi yürütmenin yargıya müdahalesi ve adil yargılamayı engelleyici bir uygulamaydı" dedi.

'Provokasyon boşa çıkartılacak' Dava öncesinde polisin müdahale etmediği 5-10 kişilik bir grubun davaya katılanlara yönelik saldırı girişimlerine Eskişehir halkının itibar etmediğini, gelecek duruşmalarda da demokrasi ve barış güçlerinin davayı ısrarlı takibinin süreceğini vurgulayan Tüzel şunları söyledi: "Küçük Uğur ve babasının öldürülmesiyle bir anlamda yeniden başlatılan süreç tırmandırılarak sürdürülüyor. Dünyada ve ülkemizde patlatılan bombalar her zaman olduğu gibi terörü gerekçe göstererek demokrasiyi hedef haline getirenlere güç taşıyor. Hükümetin ve Genelkurmay çevrelerinin izlediği politikalar ve son açıklamalar Kürt sorununu PKK'yi imha etmeyle çözme yaklaşımı ve bunun için ABD ile işbirliği içinde hareket etmeye dönük olduğu görülüyor."

'Operasyonlar durdurulmalı' Genelkurmay İkinci Başkanı Başbuğ'un medya mensuplarına sıraladığı ev ödevlerinin, işin sadece askerlere havale edilmesinden öte terör gerekçesiyle hakların askıya alındığı bir ülkenin nasıl şiddetle arzulandığını sergilediğini belirten Tüzel, Kürt sorununa dair taleplerin terör baskılanmasıyla yanıtlanmasının ve çatışmaları karşılıklı olarak büyütmenin sadece ölenlerin aileleri ve çevrelerinde değil toplumun tüm kesimlerinde üzüntü ve endişe kaynağı olduğunu ifade etti. Tüzel açıklamasında şunlara dikkat çekti: "Yeniden dönüp binlerce insanın kaybına yol açacak bir süreci başlatıp, sonra da terörden yakınmak kimseyi haklı kılmayacaktır. Oysa ki şu anda çatışma ve gerginlik politikalarını tırmandırmak yerine siyasi bir genel af talebi de dahil olmak üzere adımlar atmak ancak öncelikle operasyonları durdurarak barışın önünü açmak ve serbest bırakılmak istenen Er'in can güvenliğini sağlamak, sağduyunun gelişmesine, kışkırtmaların büyümemesine hizmet edecektir. Türkiye devleti çözümü emperyalist güçlerle pazarlıklar ya da şiddetle imhada değil halkımızın barış ve kardeşlik özlemlerine yanıt vererek aramalıdır. Bunun dışındaki her girişim ve arayış halkımıza, can güvenliğimize, insan haklarına kötülük anlamına gelecektir."

www.evrensel.net