19 Temmuz 2005 21:00

Beyaz perdenin 'İyi kalpli kız'ı

Gençler, orta yaşlılar hiç tanımaz onu. Ancak yaşlılar, o da hem Türk filmlerini kaçırmayanlar, hem de belleği güçlü olanlar tanır Birsen Menekşeli'yi.

Paylaş
Gençler, orta yaşlılar hiç tanımaz onu. Ancak yaşlılar, o da hem Türk filmlerini kaçırmayanlar, hem de belleği güçlü olanlar tanır Birsen Menekşeli'yi. Hemen tüm filmlerinde "İyi kalpli kız" rollerini oynamıştır. Filmlerde ne denli "İyi kalpli"yse, özel yaşamında da böyleydi. Üstelik kendisiyle ilgili hiçbir şeyi gizlemeden, açıkyüreklilikle anlatırdı. Birkaç kez söyleşi yaptım Birsen Menekşeli'yle, 1960'ların başlarında. Ne sordumsa, yanıtını verdi. Kaçamak yollara sapmadı, hatta, "Aman, n'olur bunları yazma" demedi. Fotoğraf çektirirken de aynıydı. "Aman Birsen, şöyle şuh bir poz ver de röportajın sayfası renklensin," dediğim zaman, örneğin, yandaki fotoğrafta gördüğünüz gibi, yanlamasına koltuğa oturur, bacak bacak üstüne atar, dizlerinin dört parmak üstüne kadar açılır etekliği, eline bir sigara alır ve pozunu atardı. 45-50 yıl öncesinin en şuh fotoğrafları böyle olurdu. Günümüzün takiyyeci şeriatçileri o günleri nasıl da özlüyordur... Gariptir, "sigara" o zamanlar çok önemli bir ögeydi. "En erkek" olan aktörler de, "en kadın" olan aktrisler de gazetecilere poz verirken ya da fotoğraf stüdyolarında resim çektirirken, aksesuvar olarak öncelikle sigarayı kullanırlardı. Stüdyolarda çektirilen resimlerde, rötuşlarla özellikle sigara dumanı resimlere eklenirdi. Hiç sigara içmeyen biri bile "Sigara"yı kullanırdı fotoğraf çektirirken. Birsen Menekşeli'nin de özel yaşamında yanda o Küçükçekmece'de ağaç olduğumuz, saatlerce bir şeyi beklediğimiz zorlu günde bile sigara içtiğini görmedim. Ama "şuh pozu" için, hemen aldı eline sigarayı...

Baleden sinemaya 3 yıl bale çalışmış Birsen Menekşeli. Daha sonra Ankara Radyosuna girmiş. Nedim Otyam'ın yönetiminde 10 yıl boyunca, Büyük Stüdyodaki Radyo Çocuk Kulübünün programlarında görev almış. "Her hafta aynı şarkıyı okuyordum. 'Koşun, koşun radyo başına, her cumartesi günü geçiyor işbaşına, Radyo Çocuk Klulübü' diyordum. Çoğu yaşıtım olan milyonlarca çocuğa bu 10 yıl boyunca şiirler okudum, skeçler oynadım," diyordu Birsen. Onu tiyatroya ve sinemaya Nedim Otyam itmiş: "Nedim Otyam Ağabey de bir gün söz arasında, 'İyi bir tiyatro ve sinema yıldızı olabilirsin Birsen,' demişti de, bu güzel söz beni çok utandırmıştı." Ve birkaç yıl sonra, yönetmenliğini Nedim Otyam'ın yaptığı "İnleyen Dağlar" filminde oynuyordu. O filmde bir de alışkın olduğu bir işi yapmış, nişanlanmıştı. Atilla Ergün'le aralarından su sızmadığı için nişanlamışlar sette. Birsen "nişanlanama"ya alışıktı. Bir ara âşık olduğu pilotun yanında olmak için hostes bile olmuştu. Hostesken üç kez de "Uçak nişanı" yapmış. "Hosteslerin görevi sadece içki gibi şeyler dağıtmak değildi o zamanlar, yolcuyu da memnun etmek zorundaydık. Üç kez 'sizinle evlenmezsem, uçaktan inmem,' diyen yolcularla nişanlandım. Uçaktan inince de bozdum nişanı." "Afacan"la başlamıştı sinemaya. Ve ilk 13 ayında 13 fim için anlaşma yapmıştı. O arada Bulvar Tiyatrosu'nda "Leyleğin Ömrü"yle tiyatro sahnesine çıktıktan sonra Tevfik Bilge Tiyatrosu'na geçmişti. Tiyatroda "Mebus Olacağım" ve "Çapkın Damat"ı oynarken, sinemada da "Şeytanın Kılıcı", "Senin için Affettim", "Yumurcak Faka Basmaz", "Benim Küçük Meleğim", "Atı Alan Üsküdar'ı geçti", "İnleyen Dağlar", "Ölmek İstiyorum", "Hayat Bazen Tatlıdır" gibi filmlerde rol alıyordu. Sinemamızın hanımefendi bir sanatçısıydı. Biz gazetecilerin ise belki de en çok sevdiği aktrislerden biri. Çünkü fotoğraf çektirirken de, sorularımıza yanıt verirken de kasıntılık yapmazdı...

ÖNCEKİ HABER

Seyre dalarken...

SONRAKİ HABER

Zimbabve’de ölümlerin sorumlusu polis ve asker

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa