Gene gel Tuncay

Ömrünü akar su gibi yinelenmez diye mi belledin ay çocuk. Su hep döner toprağa. Yağmurun Munzur'la akrabalığını hiç sezmedin mi... Ve su toprakta oyalanmaktan hoşlanmayıp koşar güneşe.

Su akıp, rüzgar estikçe duydun gitmek isteğini... Gittin, özlem oldu. Korkmadın özlemlerden. "Özlemden kimse ölmüyor," dedin, doğru. Ama ölmek hiçbir şeyi duymamak demektir. Özlem can acıtır... Bilirsin, ölüm ile ayrılığı tartmışlar, dört yüz dirhem ağır çekmiş ayrılık. Gittin. Ayrılık başladı. Öyle gerekiyordu. Kâzım da gitti senden sonra. Sesiniz, şarkılarınız kaldı bize. Halk kaynağının damlaları.... Az önce dinledim son çalışmanı, senin sesinin yanında Fırat Başkale'nin, İlkay Akkale'nin, Ahu Öztürk'ün, Lâ'l'in, Kazım Koyuncu'nun, Adile Yadırgı'nın yorumları... Sonra o koro İlkay'ın İsmail İlknur, Metin Kalaç, Harun Topal, Ebru Kızıl, Hediye Yılmaz'la oluşturduğu o uyum... Gitmeseydin hepsi üstüne yazılar yazılacaktı. Caz'dan Rock'a yaptığın gezinti irdelenecekti. Sözlerini kapsayan derin özlem... Özlemin herkesin dilini bağladı Türkülere, şarkılara parelelliğini anlatmanı isterdik.

Su hep döner toprağa... Ne çok şey anlatırdın, sorabilsek. Ağlayan ayvadan gülen nardan Munzur masallarına mı ulaşırdın? Hazar'ın mavisini mi sunardın... "Hoy le le"den gazele geçişini sözsüz mü açıklardın yoksa bir defin, bir erbanenin sesiyle... Ömrünü akar su gibi yinelenmez diye mi belledin ay çocuk. Su hep döner toprağa. Yağmurun Munzur'la akrabalığını hiç sezmedin mi... Ve su toprakta oyalanmaktan hoşlanmayıp koşar güneşe. Ömrünün hangi aşamasındasın Tuncay, toprak mı, güneş mi, bulut mu? Suya sordum Tunceli yolunda, ıssız bir koyakta. Bir kuş geçti arabamızın üstünden... Öyle çok renk vardı ki teleğinde hangi kuştur bilemedim. Hep görürlermiş de adını bilen yokmuş. Sen miydin Tuncay? Ömrün müydü?...

Hem şiir, hem müzik Bilirim ömürlerin talan olduğu bir düzendir bu. Şiirlerle karşı koymaya karşı çalışırız bu talana, şarkılarla keseriz yolunu yalanın. Sevdamızla insan sevgimiz birbirine karışır. Yağmursuz toprakların cılız gelinciğinin direnci, karın altı ay erimediği yamaçların kardeleninin dik başlılığı vardır ürettiklerimizde. Senin karşı koyman iki baştandı. Hem şiir hem müzik... Bilirim geçicidir özlem, su, kaynağına döner sonunda. Irmakların acelesi, denizin dalgalarının hırçınlığı dinginliğe erişir bulutun ışığında. Senin yazdıkların da, Kazım'ın söyledikleri de kaynağına kavuştu... Ölümün büyütülecek bir yanı yok. Zerrelerimiz bir biçimde geri dönecek nasılsa...

Gene gel Tuncay... Müziğinle , şiirinle.. Vapsarof'un da beklediği o fırtına gibi bayram gününde sen, Kâzım, Nâzım hep birlikte olalım...

www.evrensel.net