'Viva Viva Palestina'

Filistin işgaline ve insan hakkı ihlallerine karşı yola çıkan Filistin Kervanı, Ankara'da İnsan Hakları Anıtı önünde Filistin'i selamladı. Filistin Büyükelçiliği temsilicileri ile de buluşan kervan, bugün Adana'da olacak.

Strasbourg'tan 5 Temmuz'da yola çıkarak, Filistin işgalinin sona erdirilmesi için Kudüs'e gitmeyi planlayan Filistin Kervanı, Ankara'dan geçti. "Viva viva Palestina" (Yaşa yaşa Filistin) sloganları atan Filistin Kervanı sözcüsü Saif Abukeshek, "Büyük gün Kudüs'e barışın geldiği gün olacak" dedi. Ankara'ya önceki gece gelen Filistin Kervanı üyeleri, önce Elektrik Mühendisleri Odası Lokali'nde Filistin Büyükelçiliği Müsteşarı Fayez Khalil ile kahvaltıda buluştu. Khalil, insanlığın Filistin sorununa odaklanmasından ve dünyanın bu sorun nedeniyle ayağa kaldırılmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Filistinliler olarak Yahudilere ya da Hıristiyanlara karşı olmadıklarını ifade eden Khalil, "Karşı olduğumuz tek şey işgaldir" dedi. Sadece İsrail Hükümetinin politikalarına karşı olduklarını belirten Khalil, Kudüs'te farklı dinlerden, milliyetlerden insanların bir arada yaşayabildiklerine, dinler arası gerginliği yaratanın İsrail politikaları olduğuna dikkat çekti. Khalil, eşit koşullarda ve daha adil bir dünyada yaşamak istediklerini belirtti. Daha sonra konuşan Filistin Büyükelçiliği Katibi Bekir Hicazi ise, bu yürüyüşün özgürlük ve insanlık için yapıldığını kaydetti. Hicazi, "Biz işgal altında bulunan küçük bir milletiz. Barışı yaşamamızın zamanı geldi. Uluslararası hukukun uygulanmasının zamanı geldi. Artık duvarlar değil, barış için köprüler kurmalıyız. Bu işgal bitsin" dedi. Filistin'in bütün dünyanın yarası olduğunu dile getiren TMMOB İKK Sekreteri Mehmet Ali Özgün, 21'inci yüzyılda dünyanın orta yerinde en büyük hapishanenin kurulduğunu, burada bir halka zulüm edildiğini ve soykırım uygulandığını ifade etti.

'İnsan Hakları beyannamesi'ne uyulsun' Ankara'da kervanı destekleyenlerle de İnsan Hakları Anıtı önünde buluşan Filistin Kervanı, sık sık "Viva viva Palestina"(Yaşa yaşa Filistin) sloganı attı. Kervan adına konuşan Filistin Kervanı Sözcüsü Saif Abukeskhek, "Bizim mücadelemiz herkesin mücadelesidir. Mucize aramıyoruz. Sadece BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne ve Cenevre Konvansiyonu kararlarına uyulmasını istiyoruz" dedi. 50 senedir beklediklerini, hiçbir otoritenin sorunun çözümü için çaba göstermediğini ifade eden Abukeshek, "Hükümetlerin ötesinde kaderimiz bizim ellerimizdedir, güç biziz" diye konuştu. Yürüyüşlerinin sadece bir başlangıç olduğunu, bir açılış kapısı olduğunu dile getiren Abukeshek, İsrail hükümetinin vahşetinin ortadan kaldırılabileceğini belirtti. Abukeshek, "Asıl büyük gün bizim Kudüs'e girdiğimiz gün değil, o topraklarda barışın gerçekleştiği gün olacak. Unutmayın birleşen insanlar yenilmez" dedi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İşçiler için 30 bin imzaHaşim Demir Türk-İş'e bağlı Çimse-İş tarafından sendikal çalışma yürütülen Güral Porselen fabrikasında 33 işçinin iş akitlerinin feshedilmesiyle başlayan direniş halkın sahiplenmesiyle yeni bir boyut kazandı. Başlatılan imza kampanyasında üç günde 30 bin imza toplandı. Güral Porselen patronu ile içli dışlı yerel gazetelerin tek haber vermemesine rağmen kısa sürede tüm Kütahya da duyulan işçi kıyımına karşı Türk-İş'e bağlı sendikaların şubeleri de harekete geçti. Sendika şubeleri destek ve dayanışma ziyaretinde bulunurken, bir yandan da işçi kıyımının önüne geçmek içinde birleşik bir eylem örgütlemeye çalışıyorlar. Bugüne kadar 888 işçiyi sendikaya üye yapan Çimse-İş sendikası toplu iş sözleşme sürecini de fiilen başlatmış durumda. İşçi sendikalarının yanı sıra çeşitli meslek örgütleri ve yerel kasaba ve köy dernekleri de işçilerin eylemini destekliyor. Bunun yanı sıra Emeğin Partisi ( EMEP ) 'Güral Porselen işçilerine sahip çıkalım' başlıklı 1500 bildiri dağıttı. Emek Gençliği üyeleri de işten atılan işçileri ziyaret etti. İşten atılmaların en çok yaşandığı Güral Porselen'de patron işe aldığı işçilere 350 milyon ve daha altında bir ücret dayatmasında bulunuyor. Bu ücreti kabul etmeyen işçiler hemen işten atılıyor. İşçilerin alehinde olan iş yasalarına rağmen patron ve fabrika yöneticileri işçi alımında iki şart koşuyorlar. Birinci koşul sendika üyesi olmamak, ikinci koşul ise 350 milyona çalışmak. Başka fabrikalarda sendikal örgütlenme faaliyetine katılmiş işçiler tespit edilip işine son veriliyor. İşçilerin sosyal yaşamını altüst eden esnek çalışma koşullarından dolayı çok sayıda işçi kendiliğinden işten ayrılmak zorunda kalıyor. Benzer uygulamalar Kütahya Porselen fabrikasında ve öteki fabrikalarda da yaşanıyor.

www.evrensel.net