'Ambargo insanlık suçuydu'

"Irak halkının durumunun BM Güvenlik Konseyi'nin umurunda olmadığını gördüm. Ambargonun yarattığı yıkımı anlatıyorduk, ama yanıt vermiyorlardı."

Alman diplomat Hans von Sponeck, 33 yıl boyunca Birleşmiş Milletler'de çeşitli görevler yaptıktan sonra "hayatını değiştiren" bir mevkiye atandı. 1998'de, BM'nin Irak İnsani Koordinatörü oldu. Acımasız ambargo rejiminin etkilerini gördü ve iki yıl sonra, 15 Şubat 2000'de istifa etti. İstifasından iki gün önce yaptığı açıklamada, "Bir BM memuru olarak, bitirilmesi gereken bu insanlık trajedisi karşısında sessiz kalmam beklenemez. Sivil halk, asla işlemedikleri bir suç yüzünden daha ne kadar cezalandırılacak? Benim görevim 'İnsani Koordinatör' olarak tanımlanıyor ve salt bu niteleme bile, sessiz kalmamı engelliyor" diyordu. Onun istifasından bir ay sonra, Dünya Gıda Programı'nın Irak temsilcisi Jutta Burghardt da istifasını sundu. Von Sponeck, o tarihten bu yana Irak halkının durumunu çeşitli platformlarda anlatıyor, yazdığı kitaplar ve katıldığı etkinliklerle işgale karşı çıkıyor. Bu etkinliklerden sonuncusu, İstanbul'da toplanan Irak Dünya Mahkemesi (WTI) oldu. Von Sponeck ile, mahkemeyi ve Irak'ın durumunu görüştük. Evrensel: WTI sürecinden ne bekliyorsunuz? Hans von Sponeck: Irak'taki durumu ne kadar çok insan kavrarsa, hükümetler üzerinde o kadar baskı olur. İstanbul, bu açıdan sembolik bir kent. 1 Mart tezkeresi ile ilgili TBMM kararı, halkın hükümetler üzerindeki baskısının sonuç verebileceğini gösterdi. Türkiye, bu kararla yasadışılığa geçit vermeyen ülke oldu. İngiltere, İspanya ve İtalya gibi ülkelerde de milyonlarca insan sokaklara döküldü, ama o ülkelerde bu sonuç gerçekleşmedi. Bu nedenle Türkiye halkını bir kez daha kutluyorum. BM'de Irak ile ilgili görev yaptığınız son iki yıl nasıl geçti? Her hareketim gözleniyordu. Hem Saddam Hüseyin hükümeti, hem BM Genel Sekreteri Kofi Annan, hem ABD, hem İngiltere, hem de BM Güvenlik Konseyi tarafından! Çok dengeli davranmak zorundaydım. Bu zorluklar karşısında, dürüst bir memur olmaya çalıştım. Ama kısa sürede, Irak halkının BM Güvenlik Konseyi'nin umurunda olmadığını gördüm. BM ambargosunun sonuçlarını anlatıp durumun düzeltilmesini istiyorduk, ama bize yanıt bile vermiyorlardı. Bizi 'sorun çıkaranlar' olarak gördüler. Sorular sormaya başladım. İşimi yaptığım için neden suçlanıyordum? Mesela, 1999'da bir "hava saldırısı raporu" hazırlattım. Bu raporda, İncirlik Üssü ve Körfez'den havalanan ABD ve İngiliz uçaklarının Irak'ı bombalaması ile doğan sonuçlar ele alınıyordu. Bu bombardımanlar BM izni olmadan, yani yasadışı biçimde yapılmaktaydı. Iraklı siviller ölüyordu. İngiliz hükümetinin rapora tepkisi, "Sen, Irak propagandasının üzerine BM damgası vuruyorsun" şeklindeydi. Gerçekleri söylememi yasaklamak istiyorlardı. Bu noktada, bilincim ile sadakatim arasında tercih yaptım ve kararım bilinç yönünde oldu. Ambargo rejimini nasıl değerlendiriyordunuz? Ambargo, kesinlikle bir insanlık suçuydu. Tarihte hiçbir ülkeye böyle kapsamlı bir ambargo uygulanmamıştır: Eğitimden sağlığa, gıdadan kırtasiyeye kadar herşey yasaktı. Bütün bir halkı cezalandırdılar. Yasadışılık, aslında 1991'de başlamıştı. Irak Kuveyt'i işgal ettiğinde, ambargo başladı. Bu, normaldi. Ama sonra Irak yenildi ve Kuveyt'ten çekildi. Bu noktada, ambargo da kalkmalıydı. Ama devam etti. Zaten can kaybına, yıkıma yol açtığı görüldüğü anda, iptal edilmeliydi. İstifanızı dostlarınız, düşmanlarınız nasıl değerlendirdi? Dostlarım beni kutladı. Bağdat'ta birlikte görev yaptığım arkadaşlar, "Ssenin yaşında olsaydık aynısını yapardık" dediler. ABD hükümeti ise, "Tanrıya şükür, ondan kurtulduk" yolunda bir açıklama yaptı. Dönemin ABD Dışişleri Sözcüsü James Rubin şöyle diyordu: "Irak halkı, ABD hükümeti ve dünyanın geri kalanı, onun gittiğini görmekten memnundur." Bugünlerde neler yapıyorsunuz? Kendinizi emekli bir memur gibi hissediyor musunuz? Ben asla emekliye ayrılmayacağım! Hep aktif olmak istiyorum. Önümüzdeki ay yeni kitabım yayınlanacak. Bazen BM'ye genç memurların eğitimi için yardım ediyorum.

www.evrensel.net