Zorunlu misafirler

Ürdün'ün başkenti Amman'a yolumuz düştüğünde, burada birçok Iraklı mülteci ile karşılaşıyoruz. Amman'da kalacak yerleri ve düzgün bir işleri olmayan bu Iraklıların ortak talebi, işgal askerlerinin çekilmesi.

Son günlerde Irak vatandaşlarını, Ürdün'ün başkenti Amman'da görmek mümkün. Son birkaç yılda Amman sokaklarına doluşan Iraklıların ülkedeki sayısı yarım milyon olarak ifade ediliyor. İş bulabilmek ve Irak'ta kalan yakınlarına para gönderebilmek için gelen Iraklıların, barınacak evleri dahi yok. ABD vahşetinden kaçan ve yaşamına Ürdün'de devam eden Iraklılardan 52 yaşındaki Macid İbrahim, "ABD askerleri ülkeye, Iraklıların çıkarı için gelmedi. Aksine onlar, mallarımız yağmaladı ve paralarımızı çaldı. Bizim bütün problemlerimiz, işgalcilerden kaynaklanıyor" diyor. Ürdün'e 4 ay önce gelen İbrahim, Irak hükümetini de işgal güçlerine engel olamadığı için eleştiriyor.

Kaçak çalışıyorlar Cuma günü erken saatlerde İbrahim ile birlikte Amman'ın merkezindeki Amman Meydanı'nın önündeyiz. Burada iş bulabilmek için bekleyen onlarca Iraklı'nın arasında sohbet ediyoruz. İbrahim, "Cumhurbaşkanı Celal Talabani'ye, sorunlarımızı nasıl çözmeyi düşündüğünü sormak istiyorum. Hükümet bence başarıya ulaşamayacak. Bu hükümetin bizim için yapabileceği hiçbir şey yok!" diyor. Bağdat'ta iş olmadığı için Ürdün'e geldiğini söyleyen İbrahim, buradaki binlerce Iraklı gibi çalışma izni alabilmek için uğraşmak zorunda. Ürdün hükümetinden alacağı "çalışabilir" belgesinin kendisi için hayati önemi olduğunu vurgulayan İbrahim, ancak bu şekilde ülkede yasal olarak kalabileceğine işaret ediyor. İbrahim, "Benim durumumdaki yaşlı biri için bu belgeyi almak oldukça zor. Bu yüzden de Ürdün polisi ile her gün karşı karşıya geliyoruz" dedikten sonra cebindeki Birleşmiş Milletler Mülteci Komisyonu'nun verdiği tanıtım kartını gösteriyor: "Bu, Amman'da siyasi mülteci olarak kalmamıza yarıyor. Ancak çalışma izni sağlamıyor. Şimdilik bir demircide yasadışı olarak çalışıyorum. Bu yüzden de elime çok az para geçiyor."

Bağımsızlık ve devrim Iraklıların, kendilerini temsil edecek bir hükümete ihtiyaç duyduklarını söyleyen İbrahim, "Irak'ın bir altüst oluşa, yani devrime ihtiyacı var. Irak ancak işgalci defedilip, bağımsızlığa kavuştuğunda ve halkçı bir devrim yapıldığında refaha kavuşabilir. Ben de ülkeme geri dönebilirim" diye anlatıyor. İşgalci askerlere olan nefretini her fırsatta dile getiren İbrahim, Saddam rejiminin bile şimdiki durumdan daha iyi olduğunu söylüyor.

İşgalin vahşetinden kaçıp iş bulabilmek için Amman'a gelen bir başka Iraklı ise Şii kökenli Muhammed Galip. Amman'a gelmeden önce Nasiriye'de halıcılık ile uğraşan 42 yaşındaki Iraklı, yaşadığı kentteki güvenlik sorunlarından ve ölüm tehlikesinden dolayı Amman'a gelmeyi seçenlerden. Tıpkı İbrahim gibi 'koalisyon' güçlerine derin bir nefret besleyen Galip, "İşgalciler, vakit kaybetmeden Irak'ı terketmeli. Sözde bizim özgürlüğümüz için geldiler, ama ülkemizin kaynaklarını sömürmekten ve Iraklıları köle gibi kullanmaktan başka birşey yapmıyorlar. Onların, ülkemizde kalmaları için hiçbir sebep yok" diyor. İbrahim gibi kaçak çalışan Galip, "Şii olmama ve Saddam'ın bir zamanlar halkıma karşı zalim davranmasına rağmen onu işgalciye tercih ederim" derken yanında duran arkadaşı Ali Hasan söze karışıyor: "Burada hiçbirşey yapmamıza izin verilmiyor ve Irak pasaportumuz da bir işe yaramıyor. Eski pasaportlarımız ile eskiden istediğimiz Arap ülkesine gidebiliyorduk. Ama yeni yönetimin verdiği pasaportların hiçbir değeri yok. Çünkü hiçbir ülke bunu yasal bir belge olarak kabul etmiyor."

'Saddam daha iyiydi' Amman'ın dışındaki küçük bir köyde ise şehir merkezinden çok daha fazla Iraklı mevcut. Ve bu insanlar, Ürdün polisinin saldırılarına daha çok maruz kalıyorlar. Bunlardan biri de 15 yaşındaki genç İsmail. Irak direnişinin ateşli bir savunucusu olan İsmail, yakılan evinin bulunduğu Bağdat'a bir daha dönmeyebileceğinin kaygısını taşıyor. Sigarasını yakarken direnişin tek çözüm yolu olduğunu söyleyen genç Iraklı, "Direnişi tüm kalbimle destekliyorum. Onlar mert ve cesur insanlar. ABD'li askerler, ülkemize ilk girdikleri andan itibaren ölmeyi hak ediyorlar" diyor. Konuşurken yüzündeki çoçuksu gülümsemeyi gizleyemeyen İsmail, en kısa zamanda ülkesine dönüp direnişe katılmayı düşündüğünü ekliyor. Köyün çarşısında bulduğumuz İsmail, "Buraya oldukça az gelmeye çalışıyorum. Biliyorsunuz, Ürdün polisi her an peşimizde. Ama bugün gelmemin oldukça farklı bir anlamı var. Bu fotoğrafı almak için çarşıya geldim." Genç Iraklı'nın elinde duran fotoğraftaki adam, Saddam Hüseyin'den başkası değil..! Anlık şaşkınlığımız gören İsmail, "Bu fotoğrafı almayı uzun bir süredir istiyorum. Çünkü Saddam, ABD'lilerden çok daha iyi" diyor.

(dahrjamailiraq)

www.evrensel.net