Birliğin önünde engel yok!

Seydişehir Eti Alüminyum işçileri, fabrikanın 305 milyon dolara Cengiz İnşaat'a satılmasına karşın özelleştirmeye karşı mücadeleyi sürdürüyor.

Seydişehir Eti Alüminyum işçileri, fabrikanın 305 milyon dolara Cengiz İnşaat'a satılmasına karşın özelleştirmeye karşı mücadeleyi sürdürüyor. Özelleştirme süreci ve yaşananlara ilişkin sorularımızı yanıtlayan Çelik-İş Sendikası Seydişehir Şube Başkanı Muharrem Oğuz, satış kararını "bir son değil mücadelenin yeni bir aşaması" olarak değerlendirdiklerini söyledi. Satış kararının ardından başlattıkları işyerini terk etmeme eylemine iki gün sonra son vermelerini "işçilerin dikkatinin dağılması ve iş güvenliğinin tehlikeye girmesi" gerekçeleriyle açıklayan Muharrem Oğuz, yeni eylemlere hazırlandıklarını bildirdi. Özelleştirmeye karşı tüm sendikaların eylem birliği yapması gerektiğini dile getiren Oğuz, bunun önünde engel olmadığını belirterek, kendilerinin gerekli adımları atmaya hazır olduklarını söyledi.

Özelleştirme sürecinde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? İhale, beklemediğimiz bir hızla sonuçlandı. Hukuksuzluk olduğunu düşünüyorum. Çünkü böyle devasa bir tesisin satışının bu kadar kısa sürede tamamlanması çok zor. Bunu, ihaleye giren bazı firmalar da seslendiriyor. İhale için 'önceden planlanmış ve adrese teslim' diyorum. Ancak ihalenin bitmesi bizim için sonuç anlamına gelmiyor. İşin başındayız ve mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.

İşyerini terk etmeme eylemine ara verildi. Ne yapmayı düşünüyorsunuz? Arkadaşlarımız fiziken ve ruhen çok yıprandı. Yorgun, dinlenmemiş, sinirleri tamamen bozuk bir insanın çalışması, üretim yapması ve bizim gibi her tarafı patlayıcılarla dolu ve her an iş kazası yapmaya müsait bir işyerinde çok zor. Arkadaşların can güvenliği bizim için birinci planda gelir. Çok farklı eylemler, bilinen şeylerin dışında işler yapacağız. Eylem sadece içerde kalmak anlamına da gelmiyor. Bir haftalık veya aylık ders programı, televizyon programı değil, olayların seyrine, akışına göre karşı tarafın almış olduğu tedbirlere karşı, biz de yapmamız gerekenleri yapacağız. İşçi arkadaşların eylemlere katılım konusunda da geri durmaları gibi bir durum yok; daha şevkli, inatçı ve dirençliler.

Diğer sendikalardan yeterli destek geliyor mu? Arayıp desteklediklerini ve yanımızda olduklarını söylemekle yetiniyorlar. Şu an hiçbir sendikadan maddi ve manevi destek görmedik. Sadece 10 Haziran'da Ankara'da yapmış olduğumuz mitinge bazı sendikalar katıldı. Ama gönül şunu arzu ediyor; Örneğin Seydişehir, Erdemir, İsdemir, Telekom, TÜPRAŞ ya da Petkim'de ne yapılıyorsa aynı gün Türkiye'deki özelleştirme kapsamında tüm işyerlerinde aynı eylem yapılsın. Mücadeleyi eylem ve söylem boyutunda birleştirirsek başarılı oluruz. Diğer türlü SEKA örneğinde olduğu gibi Seydişehir, İsdemir, Erdemir gibi işyerleri teker teker düşecek. Ben buradan tüm emekçilere, sendikalara ve işyerlerine güçleri birleştirme çağrısı yapıyorum.

Herkes birlik çağrısı yapıyor. Bu nasıl gerçekleştirilecek? Somut adım olarak ne yapılması gerekiyorsa yapalım. Biz sürekli direnişteyiz. Gelirler, bize destek verirler. Biz de eylemlerine gider destek veririz. Somut adım budur. Yani söylemek yetmiyor. Ben bugün sendikaları, konfederasyonları birleştirecek güçte değilim. Bu benim bir şube başkanı olarak dileğim, temennim. Ben şunu istiyorum, bütün sorunlu olan işyerleri, nasıl Emek Platformu kuruluyorsa, örneğin bir 1 Mayıs beraber kutlanıyorsa, özelleştirme karşıtı mücadele de birlikte olabilir. Güçlü bir emek cephesinin alamayacağı hak, baş edemeyeceği sorun olamaz. Belki sendikaların tabelalarını birleştiremezler ama eylemde birlik yapabilirler. Buna hiçbir şey engel değil. Bugün bütün sendikalar özelleştirme belasıyla karşı karşıya. Bire bir savunmaktansa toptan savunmak lazım.

www.evrensel.net