Bir Sevim Emre vardı...

Etiler'den Bebek'e inen bir yol vardır. Günün 24 saati arabalarla doludur. Etiler'den bir 100-150 metre aşağıda keskin bir viraj vardır. Orayı bilmeyenler, hele bir de hızlı araba kullanırken dengelerini yitirirlerse, 30-40 metrelik uçurumun dibinde bulurlar kendilerini...

Etiler'den Bebek'e inen bir yol vardır. Günün 24 saati arabalarla doludur. Etiler'den bir 100-150 metre aşağıda keskin bir viraj vardır. Orayı bilmeyenler, hele bir de hızlı araba kullanırken dengelerini yitirirlerse, 30-40 metrelik uçurumun dibinde bulurlar kendilerini. Ya bisikletle Bebek'e inerken ya da arabayla giderken çok gördüm uçurum dibindeki arabaları. Ama ilginçtir, gördüğüm kazaların hiçbirinde ölü yoktu. O virajdan biraz aşağıda da, bundan 44-45 yıl önce, ünlü sinemacılarımızdan Çetin Karamanbey'in evi vardı. Çetin Ağabey, Metin Erksan'ın kardeşiydi. Çetin Karamanbey'in yaşamımda ayrı bir yeri var. Çünkü hayatımdaki tek oynadığım film, onun Aslan Film Şirketi adına çekilmişti. Yapımcı Çetin Karamanbey, yönetmen ise Özkan Subutay'dı. Çetin Ağabeyin sinemacılık dışında, kimsenin bilmediği bir başka tutkusu vardı: "Halı dokumacılığı". Evinde sinemayla ilgili kitaplardan çok halı üzerine kitaplar, dergiler vardı. Ve bir yığın defter, içinde halıların öykülerinin yazılı olduğu. Ve Çetin Ağabey bana, halıların nasıl okunacağını kaba çizgileriyle öğretmeye çalıştı. Çetin Karamanbey'e bir gidişimde, bir sırrını açıkladı: Filmleri çok ucuza malediyormuş. Bir çok şey söyledi, tül perdeler, çamaşır makineleri gibi. Bir gün Çetin Karamanbey'i anlatırken bunlara değinirim... O yıllarda içe iki film çevirmiş, Çetin Ağabey. Biri "Harmandalı Efem geliyor", öteki de "Harmandalı'nın intikamı" Aynı oyuncular, aynı dekor ya da aynı mekân... Ve iki film... Bu iki filmin baş rol oyuncularından birisi de Sevim Emre'ydi...

Sevim Emre O dönemin sinema oyuncularıyla konuşmak, söyleşi yapmak benim için her zaman zevkli bir iş olmuştur. Fatma Girik olsun, Türkân Şoray olsun ya da Ahmet Mekin, Ekrem Bora, Öztürk Serengil ve diğerleri olsun, gerçekten de yakın davranıyorlardı, dostça davranıyorlardı gazetecilere de, soradan insanlara da. Halkın içinden çıkmışlardı, ama içinden çıktıkları o topluluğun sıradan insanlarına, sanki kardeşleriymişçesine dostça yaklaşıyorlardı. İşte bunlardan biri de Sevim Emre'ydi. Orhan Gencebay'la evlendikten sonra sinemayı bırakan Sevim Emre'yle birkaç kez röportaj yaptım. Şimdi karşılaşsak, sanırım ne o beni tanır, ne de ben onu. Aradan yarım yüzyıl geçmiş. Az bir zaman değil bu. 20. yüzyılın ortalarında tanışmışız, şimdi olmuş mu size, 21. yüzyıl... Hayatımda iki kez, sadece kadınların olduğu iki mekâna gittim. Biri Tepebaşı'nda, sanırım Casablanca gazinosundaki bir "Kadınlar Matine" sine, bir de "Kadın berberi" ne. Nasıl da utanmıştım... Fasulye ayıklayan, dolma saran, çocuklarını emziren yığınla kadın. Ve iki-üç garson dışında, ortalıkta dolaşan, fotoğraf çeken tek erkek. Kadın Berberi'ne de Sevim Emre'nin yüzünden gitmiştim. O gün yeni bir filme başlıyordu S. Emre. Sevim Emre dönemin ünlü oyuncularından biri olduğu için, kadını-kızı hemen sardılar çevresini.Hepsi de izlemiş onun filmlerini. İlk filmi "kızıl Vazo"dan söz ettiler, "Harmandalı" ikilisini konuştular. Tabii bu arada, Sevim Emre'yle konuşmadıkları zamanlarda da kendi aralarında öylesine dedikodular yapıyorlardı ki. İki saatte bitti "Yeni Sevim Emre"nin işi...

Taksim, al takke-ver külâh Sevim Emre'yle birlikte, İstanbul'un o yıllarda en güzel mevsimi olan sonbaharda (Atalarımız derler ki, İstanbul'un ve Paris'in sonbaharı bir başkadır...), foto muhabiri arkadaşım Tamer Güvenç'le, Taksim'i dolaştık, sokak sokak. Taksim Parkını, Divan Oteli çevresini, ara sokakları... "1961 yılı benim için bir dönüm noktası oldu" demişti Sevim Emre. O zaman 17 yaşındaymış. "Kızıl Vazo adlı filmde oynamıştım. Neydi o film? Her şeyi ile bir 'ben' vardım o filmde. 1961 yılı belki de benim yeni hayatımı, mutlu geleceğimi hazırlamıştı," diyordu. O gün gezdik, dolaştık Sevim Emre'yle. Hilton'a da gittik, çiçek bahçelerine de ... Ve bugün 61 yaşında bir hanım Sevim Emre.

www.evrensel.net