Küllerinden doğan ZÜMRÜDÜANKA!

Gazeteci Eyyüp Demir, Yasal Kürtler adlı kitabı ile HEP'le başlayıp, DEHAP'a kadar varan Kürtlerin parti süreçlerini, uğradıkları baskıları anlatıyor.

Dilleri, kültürleri yasaklanan, asimile edilen, baskılara uğrayan ve uzunca bir süre "dağ Türkü" denilen Kürtlerin, Cumhuriyet döneminden başlayıp, bugüne kadar süren tarihleri yazıldı. Gazeteci Eyyüp Demir'in "Yasal Kürtler" adlı kitabı, Kürtlerin legal örgütlenmelerinin bile nasıl bir baskı ile karşı karşıya kaldıklarını anlatırken, "Türkiye'nin Dreyfus Davası" olarak da adlandırılan "2 Mart" darbesi, HEP, ÖZEP, ÖZDEP, DEP, HADEP ve DEHAP süreci ile kurulan diğer Kürt partilerinin kuruluş ve kapanışlarını gözler önüne getiriyor.

Türkiye'nin Kürt imgesi Kürtlerin bu alandaki mücadelesini, kendi küllerinden yeniden doğan "Zümrüdüanka kuşu"na benzeten Demir, "Bu bir mitolojik imge değil; Türkiye'nin Kürt imgesidir, fantastik değil, gerçeğin öyküsüdür. Her öyküde olduğu gibi burada da kahramanlar ve onların trajik çatışmaları vardır" diye anlatıyor kitabının içeriğini. Bu çalışmanın aynı zamanda "Son asırda cereyan eden Türkiye'nin trajedisi" olduğunu da söylüyor Demir kitabının önsüzünde. Kürtlerin 1990'lardan sonra "Türkiye partisi" argümanı altında ilk kez legal alanda başlattıkları siyasi mücadelenin ilk meyvesi Halkın Emek Partisi'nin (HEP) öyküsünü anlatan Demir, hep illegal gözüyle bakılan Kürtlerin mücadelesini niye "Yasal Kürtler" adı altında ele aldığına yer vererek, bunun açıkça bir ironi olduğunu ifade ediyor.

1920'lerden bugüne Kitap, 23 Nisan 1920'de Kurucu Meclis'in çalışmalarından ve ilk TBMM'deki Kürt temsilci ve gruplardan başlayarak günümüze kadar getiriyor "yasal" Kürtlerin tarihini. Meclis'e SHP çatısı altında giren Kürt milletvekillerinin ihraç süreçleri, sonra HEP'in nasıl doğduğu öyküsünün anlatıldığı kitapta, HEP Genel Başkanı Fehmi Işıklar, milletvekilleri, avukatlar ve çok sayıda gazetecinin bulunduğu otobüsün, öldürülen Vedat Aydın'ın cenazesine giderken nasıl kurşunlandığı, içindekilerin nasıl kalas, cop, dipçik ve göz yaşartıcı bombalara maruz kaldıkları gözler önüne seriliyor. O gün Diyarbakır sokak ve caddelerinde yaşanan dehşet anları, Kürt siyasi mücadelesinin, parti yönetici ve üyelerinin, nelerle karşılaştıklarının küçük bir örneği.

2 Mart darbesi Kitap, daha dün yaşanmış gibi, film şeridi halinde gözlerimizin önünden geçen, "Türkiye'nin Dreyfus Davası" olarak da adlandırılan "2 Mart darbesi", DEP'li milletvekillerinin Meclis'ten yaka paça götürülüşlerinin öyküsüne de yer veriyor. Türkiye'nin nasıl bir "kapatılan partiler mezarlığına" dönüştüğünün ipuçlarının bulunduğu kitapta, kurulan, kapatılan partiler, yeniden kapatılmalar, bu arada partilerin yönetici kadroları ve üyelerine yönelik, okuyanlarda "bu kadar da olamaz" dedirtecek uygulamalar yer alıyor. Tevn Yayınları'ndan, 580 sayfa olarak çıkan ve altı bölüm halindeki kitapta, ilk Meclis, tek parti saltanatından çok partililiğe geçiş, "darbelerin" kastedildiği kesintili süreçler anlatılıyor. "Türkiye'de legal Kürt siyaseti genel siyasal doku ve SHP" başlıklı ikinci bölümde, SHP süreci, ilk Kürt milletvekilleri ve Kürtlere karşı SHP'deki cadı kazanlarına yer verilirken, 3,4, 5 ve 6'ıncı bölümlerinin her birinde, HEP, ÖZEP, ÖZDEP, DEP, HADEP ve DEHAP süreçleri anlatılıyor. Kitabın eklerinde ise diğer Kürt partileri, 15 Ağustos 1984'ten bugüne gelişmelerin kronolojisi, 1991'den bu yana katledilen yöneticilere yer veriliyor.

Yok olan arşiv Demir, yakın bir geçmiş olmasına rağmen kaynak bulmada yaşadığı zorlukları, "İtiraf etmeliyim ki, HADEP ve DEHAP'ta basın müşavirliği görevini yürütmemiş olsaydım böyle bir çalışmayı ortaya çıkarmam güç olacaktı" diye anlatıyor. HEP, ÖZEP, ÖZDEP ve DEP yöneticilerinin "Birçok belge polis baskınlarında emniyete götürüldü ve bir daha geri alınamadı. Bazılarını da kamyonlarla çöpe attık" ifadelerine yer veren Demir, bu şekilde üç kamyon arşiv belgesinin çöpe atıldığını, "üç kamyon dolusu 'bellek' kendi elleriyle yok edilmişti!" diye dile getiriyor.

www.evrensel.net